Ramazan ayı gelip çattı. Nasip olursa cumartesi günü ilk orucumuzu tutacağız. İftarıyla, sahuruyla, teravihiyle, mukabelesiyle, zekatıyla, fıtır sadakasıyla, ilave ibadetlerle, sosyal sorumluluk projeleriyle yine gelip yetişti; gönlümüzün süruru, 11 ayın sultanı!
Öncelikle tüm okuyucularımın ve âlem-i İslam’ın Ramazan-ı Şerif’lerini tebrik ediyor, Allah’tan hayır, huzur, sağlık ve bereket diliyorum.
Ramazan geldi gelmesine ya, Ramazan’la birlikte başka gelenler de oldu!
Kimler mi?
Kan emiciler, fırsatçılar, fahiş fiyatçılar, taklitçiler, tağşişçiler, sağlık avcıları, din istismarcıları, kutsiyet yıkıcılar, toplum düşmanları…
Evet!
Kimileri ibadet derdinde, kimileri ikramiye, kimileri de kasa ve kese derdinde. Ekranların işgal ve istila serüvenini anlatmıyorum bile!
Bu kez durum biraz farklı olacak gibi. Ramazan ayıyla birlikte ellerini ovuşturmaya başlayan Ramazan fırsatçılarına karşı en yüksek tondan uyarı geldi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bizzat oyuna dâhil oldu; Ramazan fırsatçılığına izin vermeyeceklerini söyledi, bu konu özelinde 3 bakanlığa talimat verdiğini hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ticaret, Tarım ve Maliye bakanlıklarıyla ilgili “çalışıyorlar” notu dikkate alınacak değerde. Bu bakanlıkların uyumu ve hızlı reaksiyonu söz konusu süreçte çok önemli.
“Tamahkârların milletin Ramazan sevincine gölge düşürmemesi için yoğun çaba içinde” olduklarını hatırlatan Erdoğan’ın, “Ramazan fırsatçılığının ekonomik mesele olmaktan ziyade ciddi bir ahlak ve vicdan sorunu olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.” sözleri esas ilgi isteyen tespitler. “Milletin desteği ve milletle iş birliği” vurgusu acilen eyleme dökülmeli.
Peki, böyle bir piyasada “izin vermeme” durumu mümkün mü? Çarşıda, pazarda karşılık bulabilir mi? Geride bıraktığımız 3 yılın fotoğrafına göre pek mümkün görünmüyor! Evet, sıkı denetimler uygulanıyor ancak caydırıcı cezalar verilmediği için bir nevi işlenen cürüm yapanın yanına kâr kalıyor!
Eğer bu kez cezaları caydırıcı hâle getirirseniz “izin vermeyeceğiz” meydan okuması karşılık bulabilir. Bunun için mağaza kurulum maliyetine eş değerde nakdi cezalar kesilebilir ya da Gaziantep Şahinbey Belediye Başkanı Memhet Tahmazoğlu’nun yaptıkları yapılabilir. Nedir o uygulama? Mağaza kapatma ve suç şeklinin yazılı ilanı! İşte o zaman bu fırsatçılar terbiye yoluna girebilir. Millet daha bilinçli hareket eder; o markanın/mağazanın yaptığı ihlali unutmaz. Böylece ihmal, ihlal ve ihanetlere izin vermemiş oluruz.
Evet, izin vermeyelim! Fırsatçılara, istismarcılara engel olalım. Milletine ve devletine ihanet edenlere izin vermeyelim. Emeklileri kandıranlara izin vermeyelim, emeklileri soyanlara izin vermeyelim. Türk milletini aptal yerine koyanlara izin vermeyelim. Şarlatanlara, soytarılara izin vermeyelim. Gıda güvenliğini hiçe sayanlara izin vermeyelim.
Bizim “Ahilik ruhumuz” vardı, “kendisi için istemediğini başkası için istemeyen” ideallerimiz vardı, “Kardeşini kandıran bizden değildir” reddiyemiz vardı. “Ekmeğini taştan çıkartan” bir milletin geldiği duruma bakar mısınız? “Helal lokma-alın teri” kavgası için canını hiçe sayan ecdadın torunları ne ara ganyan bayilerinde sıraya girdi? Merdiven altı üretim çukuruna bizi kimler düşürdü?
Millet olarak işi gücü bıraktık, kısa yoldan köşeyi dönmeye odaklandık! Bencil bir nesil yetişiyor. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışında bir hayat yaşıyoruz.
Böylesi insanlarla aynı ülkede yaşıyor olmak gerçekten huzur bozucu, güven zedeleyici bir durum! Allah muhafaza, olası bir savaş durumunda ilk darbeyi içeriden bu insan görünümlü yaratıklar vuracaktır. Ne de olsa bahane hazır: “Paranın dini olmaz!” Be gafil, para sahibinin de mi dini imanı olmaz, vicdanı olmaz!
Bu fırsatçılar, çıkarcı ahlaksızlar neler mi yapıyor?
Depremleri bile fırsata çevirebiliyorlar. Milletin evi barkı yıkılmış, onların umurunda değil; demire zam, çimentoya zam, kuma zam! Gökler suyunu çekse içme suya zam. Yağmur fazla yağsa “sel” bahanesiyle meyve sebzeye zam!
Az biraz kar görsek balık fiyatları uçuyor, “hayvan yok” yaygarasıyla kırmızı ete zam, ihracatın başlamasıyla yumurtaya zam, arz talep dengesizliğiyle tereyağına zam!... Bu işin arkası kesilmiyor vesselam.
Yıllardır izah etmeye çalışıyorum. Serbest piyasa demek serbest kazıklamak anlamına gelmemeli, başıbozukluk olarak hiç değerlendirilmemeli!
Kural yok, kaide yok, insaf yok, vicdan yok, kanaat hak getire! Eee! Serbest piyasa!
Batsın böyle serbest piyasa!