Uzay çağındayız doğru, teknoloji devrimi yaşıyoruz; dijital dünyanın kapıları sonuna kadar açılmış durumda. Hepsine eyvallah.
Ancak eğer bütün bu gelişime imza atan insanları doğru, helal ve sağlıklı besleyemiyorsanız, yeterli üretim kapasiteniz yoksa, başka ülkelere ve milletlere muhtaç durumdaysanız işiniz zor demektir.
Amerika Birleşik Devletleri’nin düştüğü duruma düşersiniz. Hatta daha da kötü sürprizler yaşayabilirsiniz. Zira ABD dünyanın jandarması, süper gücü!.. Eğer ABD bugün yumurta dilenecek duruma gelmişse gerisini varın siz düşünün. “Düşmanını ekmeğinle döveceksin” dedikleri bu olsa gerek! F-35 projesinde Türkiye’ye kazık atan ABD, Türkiye’den yumurta gelmese büyük bir krizle karşı karşıya. Yumurta ABD için çok önemli. Obezitenin kucağında çırpınan ABD’liler için olmazsa olmaz! Yerel kaynakların aktardığına göre sadece yumurta kaynaklı gıda enflasyonu yüzde 100’leri geçmiş vaziyette. Bu durumun birkaç gıda ve tarım ürününde daha yaşandığını düşünün, halk sokaklara dökülür. Sonrası malum!
ABD’nin düştüğü durum hem ibretlik hem de tüm dünya insanlığı için büyük bir mesaj. Eğer kendi göbeğinizi kendiniz kesecek kadar tarımsal üretiminiz yoksa, gıda ve tarımda kendi kendinize yetemiyorsanız gün gelir “F-35”leriniz bile bir işe yaramaz! Dün tahkir ettiklerinizin kapısında bugün dilenci oluverirsiniz.
Daha da kötü senaryo ise yeni savaşların kapıda olması. Dünya yakın gelecekte büyük “gıda savaşlarına” hatta “su savaşlarına” şahit olacak!
Hem bitkisel üretimde hem hayvansal üretimde kendi kendine yetebilen ülkeler geleceğin yıldızları olacak.
Peki, bizde durum nasıl ilerliyor? Türkiye’nin gıda ve tarım politikalarında ne gibi gelişmeler var, yeni dünya düzenine Türkiye nasıl hazırlanıyor? Biraz da bu konulara mercek tutmakta fayda var.
Bir defa şunu ifade etmeliyim; Türkiye gıda ve tarım alanında son yıllarda ezber bozuyor. Bu anlamda Türkiye kesinlikle eski Türkiye değil!
Tarım ve hayvancılık alanında ciddi mesafeler katedildi. Bu durumu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çok farklı yorumladı; gayret, fedakârlık, destek, vefa gibi kavramlar Sayın Erdoğan’ın en fazla önem verdiği kavramlar. Çiftçilerin fedakârlığını hiçbir zaman unutmayacaklarını ifade eden Sayın Erdoğan, neyi kastediyor olabilir?
Vatan topraklarının her karışını alın teriyle işlemeleri sebebiyle olabilir mi? Peki ya 15 Temmuz işgal girişiminde Türkiye’nin geleceği için kendi mahsulünden vazgeçmeleri? Belki de vatandaşın kaliteli, güvenli, sağlıklı ürün tüketmesi için gecelerini gündüzüne katmış olmaları sebebiyle…
Sebep ne olursa olsun bu sözler Türk çiftçisi için başlı başına birer motivasyon kaynağı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘tarım bitti’ iddialarının iftiradan ibaret olduğunu, bugün tarımsal hasılada Avrupa'da lider, dünyada ise 8. sırada olduğumuzu hatırlatıyor. Sayın Erdoğan’ın Türkiye'nin ihracatta 13 üründe dünyada ilk 3 ülke arasında yer aldığını açıklaması, ayrıca 104 ülkeye tohum ihracatı gerçekleştirildiğini ifade etmesi umut veriyor…
ABD’ye yapılan yumurta ihracatı... Eskiden olsa böylesi bir durumu iç piyasada fırsata çevirir, piyasanın altını üstüne getirirlerdi. Ama şimdi işler öyle ilerlemiyor; tedbir alınıyor, devlet aklı devreye giriyor, iç tüketim hesaplanıyor, üretim-tüketim dengesi gözetleniyor.
Vatandaş sofralık yumurtaya uygun fiyatlarla erişim sağlayabilsin, iç piyasada dengeler bozulmasın ve fiyat istikrarı muhafaza edilsin diye yumurta ihracatında kilogram başına uygulanan fon kesinti 0,5 dolardan 1,5 dolara çıkarıldı.
Manevra kabiliyeti, pratik davranmak, hantal yapıdan kurtulmak… Bütün bunlar atı alanın Üsküdar’ı geçmesine mâni olan güzel hareketler.
Bir diğer konu gıda güvenliği… Bu konuda da Türkiye son yıllarda ciddi bir mücadeleye girişti. Çetin bir savaş veriyoruz dersem abartmış olmam. Eskiden özel günlerde “hâlâ hatırın kalmasın” kabilinden yapılan denetimler, şimdi yılın her gününe hatta her saatine yayılmış vaziyette. Şikâyet kanalları cazip hâle getirildi, tüketicinin elini güçlendiren argümanlar arttı, hile ve suistimale sıfır tolerans anlayışı gittikçe yaygınlaşıyor. Bürokrasi azaldı, denetimler arttı. Bütün bunlar yeni dönemde Türkiye’nin elini güçlendirecek hamleler… Her fırsatta “gıda güvenliğinin kırmızı çizgi olduğunu” ifade eden Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bu anlayıştan taviz vermeyeceklerini üstüne basa basa hatırlatıyor. Sırada denetim ekiplerinin yeterli sayıya çıkartılması var; bunun için atama bekleyen gıda mühendisleri, veteriner hekimler ve ziraat mühendisleri hazır kıta bekliyorlar.
Doğru politikalar, doğru hamleler, doğru istihdam ve doğru üretim stratejisiyle kendi kendine yetebilen bir Türkiye inşa ediliyor.
Türkiye’nin refah ülkesi olacağı günler yakın, güzel günler göreceğimiz kesin!