2019’da başlayan bir süreç…
Ekrem İmamoğlu ve Beylikdüzü’nden getirdiği ekibi; İBB’de göreve gelir gelmez belediye gücünü ve imkânlarını kullanarak sayısız usulsüzlüğe imza atmış.
Türkiye’nin şimdiye kadar görmediği büyüklükte bir yolsuzluk soruşturmasıyla karşı karşıyayız.
Kamunun uğradığı zarar; 562 milyar TL olarak medyaya yansıdı.
Maddi zararın büyüklüğünü anlamak için şu soru önemli; 562 milyar TL ile neler yapılabilirdi?
İstanbul'un muhtemel bir depreme hazırlanmak için kentsel dönüşüm projelerine harcaması gereken para 500 ila 700 milyar TL arasında. Yolsuzluğa konu olan 562 milyarla İstanbul’un tüm sakat binaları yeniden inşa edilebilirdi.
Peki 562 milyarla başka ne yapılırdı;
25 adet TCG Anadolu (L-400) savaş gemisi
13 adet Atatürk Barajı
157 adet MMU (Millî Muharip Uçak) KAAN
17 adet Yavuz Sultan Selim Köprüsü
12 Avrasya Tüneli
14 Marmaray Hattı (Boğaz'ın altından tüp geçit ile birlikte)
41 Kuzey Marmara Otoyolu
Kayıp işte bu denli derin. Milletin zararı çok büyük.
Farkında mısınız, sokakta vandallık yapanlar da CHP’li genel başkan da “Yolsuzluk yok.” demiyor, diyemiyor. Çünkü somut deliller çok güçlü, dosyada müştekiler ve açık tanıklar var. “Yargı neden üstümüze geliyor?” diyorlar.
Birincisi; milletin ortak malının bekçisidir, devlet. O nedenle denetim mekanizması her daim işlemelidir.
Kaldı ki; usulsüzlükleri yargıya intikal ettirenler de yine CHP’nin içinden kişiler. Yargı kendine gelmiş dosyaları görmezden gelemez ve gelmemeli!
İlerleyen günlerde soruşturma daha da derinleşecek. Bu bağlamda nasıl bir gayya kuyusuyla karşı karşıya olduğumuzu daha da fazla göreceğiz. İddialarda geçen devasa büyüklükteki bu hırsızlık faaliyetini ortaya çıkaran, izini süren, emek veren ne kadar yargı ve emniyet mensubu görevli varsa, hepsine teşekkürü bir borç bilirim.
CHP SİYASETİ
CHP Genel Başkanı Özgür Özel bu süreçte sınıfta kaldı.
İlkeli olan siyasetçi, bir yolsuzluk iddiası varsa; “Git aklan gel.” der. Eğer kişi suçluysa da derhâl o kişinin partiyle ilişiği kesilir. Suçlu cezasını çeker. Soruşturma sürecinde ise hukuka saygı duyulur.
Avrupa’da toplumlar yolsuzluğa karşı yürür, protesto haklarını kullanırlar. Bizdekiler de “Yolsuzluğu neden ortaya çıkarıyorsunuz?” diye kendilerini sokakta paralıyorlar. İşte bu nedenle gelişemiyoruz, içimizdeki “aydın” görünümlü ilkeller yüzünden…
Özgür Özel, CHP tabanını sokağa çağırdı. Sokaktaki tüm vandallık, şiddet ve taşkınlık suçlarından sorumludur! Her ne kadar “şiddete karşı” çağrılar yapmış olsa da bu zemini kendileri hazırladı ve sonuçlarından da mutlaka sorumlu tutulacaktır.
Özgür Özel’in yerli markaları boykot çağrısı da tarihe not düşülmüştür.
Bu ilk vukuatları değil!
28 Şubat’ta da aynı şeyi yapıp muhafazakâr ve dindar iş adamlarını fişlediler, boykot çağrısı yaptılar. TRT Tabii’deki Yankı dizisini bu çerçevede tavsiye ederim, konuyu çok iyi özetlemiş.
İsrail’i destekleyen markalara boykot çağrısı yapmayan CHP, yerli ve millî markaları boykota çağırıyor.
Bravo! İşte kendinizi, kimliğinizi çok güzel ortaya çıkarıyorsunuz. Tebrikler.
CHP’Lİ TARAFTAR
Biraz da CHP taraftarını irdeleyim…
Sahada ne oluyor?
Öncelikle sözde üniversite gençliği ama özde konuya çok cahil olduklarını görüyorum. Soruşturmaya dair iki maddeyi açıklayamazlar. İddialar ne, bilmiyorlar.
CHP siyasetçilerinin yönlendirmesi üzerine sokaktalar.
Ve tabii ki ajan-provokatörler de devrede.
Sol marjinal gruplar da sahada.
Yaptıkları taşkınlık bir tarafa üzüldüğüm ve asla kabul edemeyeceğim hareketleri özetleyeyim; Polise asit-kezzap atmak, pense ve tornavida fırlatmak ve baltayla saldırmak. Şehzadebaşı haziresindeki kabirlerin kavuk kısmını parçalamak. Caminin duvarına idrar yapmak. Caminin bahçesinde alkol kullanmak.
Bu gelişmelerle Vali Bey, sahayı ziyaret etti.
Mutedil dindar üniversiteli gençlik de camide teravih kılarak, “Cami sahipsiz değildir!” mesajı verdi.
CHP Genel Başkanı’ysa bu kitleyi terör örgütüne bağlı olmakla suçladı.
Bu bakış açısını en net ifadeyle kınıyorum.
CHP “ELİTİ”
Yönetmen ve YouTuber İlker Canikligil, yolsuzluk soruşturması kapsamında AK Parti cenahını hedef aldı.
Paylaşımında ülkedeki dindar, muhafazakâr ve milliyetçi kesimi “alt sınıf” olarak niteleyerek “cahillikle” suçladı.
Medyaya yansıyan paylaşımı şöyle;
Bu topraklarda yaşayıp da dine ve dindar kitleye diş bileyenler var. Evet, bunu biliyoruz.
Üstelik dindarları hep aşağılıyorlar ve fakat günün sonunda on yıllardır dindarların yönetimi altında nefes alıyorlar.
Muhafazakâr kitlenin oluşturduğu demokrasi ortamında yaşayıp yine dindarlara sövüyorlar.
Bu insanların varlığına dikkat çekip, suç varsa yargıya iletip, gençleri bilgilendirip yolumuza devam etmeliyiz.
Biz biliyoruz bu kesimin köklerinin nereye dayandığını!
Son not; “Zulüm 1453’te başladı!” diyenler bu topraklarda asla iktidar olamayacak.
Bu da böyle biline.