Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk soruşturmaları neticesinde tutuklanmasının ardından başlayan şiddet eylemleri, geçmişte yaşanan birçok hükûmet karşıtı gösteride olduğu gibi, bir anda İslamofobik eylem ve söylemlere dönüştü.
Maalesef Türkiye’deki muhalefetin bir kesimi, siyasal gerginlik dönemlerinde dönüp dolaşıp hep İslam’ı, Müslümanları ve dindarları hedef tahtasına oturtuyor.
kutuplaşmadan en çok şikâyet eden bu kesimler her defasında eleştirilerini iktidara yöneltmektense İslam’a ve Müslümanlara yöneltmeyi, dindarlara saldırmayı meşru bir zemin olarak görüyor.
Şehzadebaşı Camii’nde ortaya çıkan görüntüler, bu azınlığın dinle, dindarlarla ve dinîsembollerle ne kadar problemli –hatta düşmanca– bir ilişkiye sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Ramazan ayında, dindar olsun olmasın, hiçbir Müslüman Türk evladı cami bahçesinde içki içmeyi aklından bile geçirmez. Camiye yönelik, ister inançlı ister seküler biri olsun, böyle bir saygısızlık yapmaz. Fakat bu azgın azınlık, dine karşı o kadar düşmanlaştırılmış ki gözlerini nefret bürümüş durumda.
Bütün bunları yaparken İlker Canikligil gibi müptezeller, siyasal İslam’a saldırdıklarını iddia ediyorlar. Malumunuz, Batı’daki İslam düşmanları da doğrudan İslam’a saldırmaya cesaret edemedikleri için “siyasal İslam”a karşı olduklarını ifade ediyorlar. Hâlbuki hepimiz biliyoruz ki “siyasal İslam” derken kastettikleri aslında İslam’ın bizatihi kendisi.
Bütün argümanları ve söylemleri ile Batı’dan hazır paket ithal edilmiş olan bu islam düşmanlığının ürettiği zihniyet de Batı’dakilerden farklı değil. Dolayısıyla İlker Canikligil’in İslam’a, Müslümanlara, dindarlara, Türklere ve Anadolu halkına nefreti Geert Wilders’ın nefretiyle bire bir aynı.
Bu müptezelin yaptığı yorumlar ve katıldığı bir programda sarf ettiği sözler, onun hem sınıfsal olarak dindarlardan nefret ettiğini hem de onları yok edilmesi gereken insanlar olarak gördüğünü açıkça gösteriyor.
Verdiği röportajda ve yaptığı konuşmada âdeta bir katliam çağrısında bulunmaktan çekinmeyen bu kişi, Anadolu halkını ve dindar kesimi aşağılamayı marifet sanıyor. Oysa asıl bizzatihi temsil ettiği zihniyet, bu ülkede yıllardır din karşıtlığı üzerinden kurulan tahakkümcü, kapkara bir faşizmdir.
Gördüğümüz gibi Cumhuriyet Halk Partisi elitlerinin 23 yıldır dönüp dolaşıp ürettiği söylem, hâlâ “irtica”, “bidon kafa”, “göbeğini kaşıyan adam”, “makarnacı” gibi küçümseyici ve dışlayıcı ifadelerin ötesine geçemiyor. Ondan sonra da niye bu halk bize güvenmiyor, bizi iktidara getirmiyor, diye sızlanmaya devam ediyorlar. Ne diyelim, Allah akıl, fikir, izan versin.