Ülkemizde ve dünyada işsizlik oranlarındaki artış işbaşındaki yöneticilerin başını ağrıtan ekonomik yaşama etki eden etmenlerden bir tanesidir.

Son yıllarda Türkiye de genel işsizlik ve ilköğretim ile lise mezunları arasındaki işsizlik oranları düşerken üniversite mezunlarındaki işsizlik oranının yükselmesi ülke ekonomisi ve vatandaşımızın refah payının artırılması anlamında olumsuz bir durumdur.

Bu durumun ortaya çıkmasının belli başlı sebepleri bulunmakta bu sebepler iyi tahlil edilip üzerinde çalışıldığında ortaya çıkarılacak çözüm önerilerinin uygulanmasıyla sorunun azalması hatta ortadan kaldırılması içten bile olmayacaktır.

Türkiye de üniversiteli işsizlerin genel dağılımına bakıldığı zaman son dönemlerde ciddi bir artışın olduğunu görmekteyiz.

Bu oranın bu denli artmasında ki en önemli sebep ülkemizde bulunan üniversite sayısının ciddi bir artma ile 200 ün üzerine çıkması denilebilmektedir.

Özellikle son 5 yıllık süreçte üniversite sayımızda çok ciddi bir artış görülmektedir.

Bu artışın ülkemizin eğitim düzeyini artırmada ki etkisi oldukça yüksektir bu etki ile birlikte okullardan mezun olan öğrencilere istihdam sağlayacak yatırımların artması ile mezunlar çok rahat bir şekilde hayatlarını istedikleri iş ile iştigal ederek sürdürebileceklerdir.

Üniversite mezunu işsizlerin daha çok işletme, yönetim, mühendis ve öğretmenlik bölümlerinden mezun oldukları ortadadır.

Üniversite sınavına girerken girdiğim bölümle ilgili olarak mezuniyetim sonrasında hayatımı idame ettirecek yeterli maddi imkâna sahip olabilirim düşüncesiyle hareket eden gencin mezuniyet sonrasında işsiz kalmasıyla düştüğü psikolojik durumu hayal etmenin oldukça kolay olduğunu düşünüyorum.

Bu anlamda daha sınava hazırlanırken bölüm seçimi kişisel yeteneklerin yanında mezuniyet sonrası rahat iş bulunabilecek sektörlere hitap ediyor mu diye de düşünerek hareket edilmelidir.

Ayrıca burada genç arkadaşların gözlerinden kaçan bir nokta ise şudur maalesef gençlerimiz vakitlerinin çoğunu kendilerini geliştirebilecek aktivitelerin dışında okumaktan uzak geçirmektedirler.

Durum böyle olunca da mezun olmuş ama kendini iyi şekilde geliştirememiş bir üniversiteli mezun birey ortaya çıkmış oluyor.

Örneğin işletme ve yönetim bilimleri okuyan eğer okul bittikten sonra kendi işini kurmak veya yönetimle ilgili bir konuda çalışmak isteyen gencin mutlaka ama mutlaka okul yıllarında bir işporta olabilir, bir pazar olabilir, bir vakıf veya dernek olabilir ya ticaret yapması ya da yönetimle ilgili bir görev alması gereklidir.

Çünkü hayatın içerisinde olan kurallardan uzak yönetim yapmak veya işletme de görev almanın çok fazla uzun ömürlü olacağı ve maksimum verimde olacağı söylenemez.

Düşünün bir tekstil mühendisi fakültede okurken ben mezun olunca gidip bir tekstil fabrikasında hemen mühendis olarak işe başlayacağımı hayal edebilir.

İşe başladıktan sonra bir masam bana ait bir bilgisayar ve tüm işleri bu bilgisayar üzerinden rahat bir şekilde sürdürürüm diye okul döneminde düşünebilir.

Mezuniyet sonrası uzun arayışların, çabaların sonrasında işbaşı yaptığı fabrika da al makası eline hadi bakalım şu kumaşlardan numune kes dendiğinde ben buraya numune kesmek için mi geldim veya ben numune kesmek için mi tekstil mühendisi oldum diye hayıflanır.

Sonrasında da işi bırakırsa işte size üniversiteli mezun sayısında bir artış olarak çıkar.

Buradan hareketle fakültede okurken hedeflerin realiteden uzak olması kişiyi her türlü sıkıntıya sokabilir.

Üniversite mezunu işsizlik oranını azaltabilmek için öncelikle girişimciliğin her türlüsü desteklenmelidir.

Girişimde bulunacaklara maddi manevi tüm yollar açılmalı girişimin seyrine göre eğer pozitif anlamda bir iyileşme söz konusu ise bu yollar daha da genişletilmelidir.

Ek olarak yatırım kabiliyetini artırıcı düzenlemeler ve önlemler alınmalıdır.

Teşviklerin miktarları ve içerikleri istihdamı artırıcı yönde yeniden düzenlenmelidir.

Üniversite de okurken bir yabancı dilin yetmeyeceği gerçeğinden hareketle dünya ekonomisinin ve siyasetinin nereye doğru hareket ettiğine uygun olarak ikinci bir yabancı dilin öğrenilmesi zorunludur.

Mühendislik alanlarında inovasyon çalışmalarına katılmalı ve yeni ürünler, yaklaşımlar üzerinde çalışılmalıdır.

Ülkemizin geleceği ve refah seviyesini artırılması anlamında ki sosyal çalışmaların içerisinde olunmalı bu tür konulara kafa yorulmalıdır.

İş ayağıma gelecek diye beklenilmemeli bir çocuğun yürümeden önce apaladığı gerçeğinden hareketle karşımıza çıkan fırsatlara tepeden bakmayarak bu fırsatları değerlendirmeye çalışmalıyız.

Mesleki eğitimlerin içerisinde olunmalı mesleklerle ilgili yapılan her türlü faaliyetin içerisinde olunmalıdır.

Türkiye ekonomisinde her birey kendi sorumluluğunu bilerek hareket eder her şeyi devletten bekleyerek yerinde durmaz ise bu ülke her türlü sorunun üstesinden gelebilecek maddi ve manevi birikime sahiptir.