Ülkemizde üniversite mezunu işsizliğin azalması için birtakım önerilerde bulunmaya devam ediyoruz. Son yazımızda 5 adet öneriyi gözler önüne sermiştik. Bugün diğer öneriler olarak şunları söylemek mümkündür.

f) Öğrencilerin aileleri çocuklarını iş hayatı için çok iyi derecede motive etmelidirler:

Ağaç yaşken eğilir atasözünden esinlenerek daha küçük yaşlardan itibaren aileler çocuklarını iş hayatına hazırlamalıdırlar. Buradan çocuk yaşta çalıştırılmak gibi bir anlam çıkarılmamalıdır. Çıkarılması gereken anlamı bir örnek üzerinden anlatmak daha doğru olacaktır. Bazı aileler çocuklarını sadece okula göndermekte boş zamanlarında çocukları iş hayatına yönelik yönlendirmemektedirler. Çocukların okula gitmediği özellikle yaz tatillerinde lise dönemleriyle birlikte ebeveynlerin kendiişleri varsa kendiişlerine kendiişleri yoksa farklı iş alanlarında yavaş bir ritimle görev almaları sağlanmalıdır. Bu konuda özellikle Küçük ve Orta Boy İşletmeler ciddi anlamda sıkıntı yaşamaktadırlar. Öyle ki bu tür işletmelerin sahipleri çocuklarını oldukça iyi üniversitelerde okutmak için çaba sarf etmekte olup çocukları eğitim hayatı boyunca çocukları yormamak adına işyerlerine getirmemekte ve işlerle hem hal etmemektedirler. Çocuk üniversiteyi bitirdiği zaman sudan çıkmış balık misali ebeveyn tarafından işletme de verilen görevleri yerine getirememektedir. Özellikle çocuklara işletmelerin yönetimi görevi verildiği düşünüldüğünde tecrübesiz gençlerin bu yükün altından kalkmaları oldukça zor olmaktadır. Diğer taraftan tecrübe sahibi gençlerin mezuniyet sonrasında verilen her görevi layıkıyla yerine getirdikleri gerçeği tecrübe ile sabittir. Burada başarısız olan gençler işsizliği artıran bir etken iken başarılı olan gençler ise üniversite mezunu işsizliği azaltan bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır.

g) Üniversite mezunu gençler iş tercih ederken çok üst segmentten konuya yaklaşmamalıdırlar ve biraz daha orta yolu tercih ederek alçak gönüllü davranma yolunu seçmelidirler:

 

Maalesef ülkemizde bulunan üniversite mezunu gençlerde gördüğüm en büyük sorunlardan bir tanesi de gençlerimiz iş beğenmemektedirler. Üniversite bitiren bir genç daha mezun olmadan kendine oldukça üst düzeylerde konumlar seçme eğiliminde bulunmaktadır. Sanki şirketler kendisini bekliyor gibi bir havaya giren gençler iş hayatının gerçekleriyle karşılaştıkları zaman sükûtu hayale uğramaktadırlar. Bunları yaşamamak adına gençler iş hayatının realitelerini araştırarak kendilerini gerçeklerle barıştırarak hareket alanlarını genişletirlerse hem kendileri hem de aileleri adına başarı hikâyelerini yazmaya başlayacaklardır. Nasıl yeni doğan bir bebek yürümeden önce sırasıyla apalamalı sonrasında sıralamalı ise iş hayatına yeni başlayan gençlerde basamakları adım adım çıkmaya hazır olmalıdırlar. Bu konuda sabır etmeyi öğrenmek hayatta her şeyi sindirerek yapmayı bilmek ve bunu iş hayatına tatbik etmek üniversite mezunu her genci başarıya ulaştıran en önemli etmenlerden birisidir. Ayrıca mezun gencin herhangi bir tecrübesi yoksa kesinlikle ve kesinlikle kendisine teklif edilen iş kolunda hayır cevabını vermemesi en önemli tavsiyemdir. Çünkü eğer genç teklifi kabul etmez ise sonrasında aynı teklifle karşı karşıya kalamayabilir. Özellikle ülkemizde her geçen yıl üniversite mezun sayısının arttığı göz önüne alındığında uygun şartlarda ki iş tekliflerini vakit geçirmeden kabul etmek oldukça büyük düzeyde önem arz etmektedir.