Korkut Ata Film Festivali’nin üçüncüsü Azerbaycan’da yapılıyor. Festival, yolculuğuna payitaht İstanbul’dan yola çıktı. İkincisi kadim başkent, kültür şehri Bursa’da yapıldı. Azerbaycan’dan bayrağı, Türkmenistan devralacak. Tarih boyunca yolculuk genelde doğudan batıya doğru oldu. Festivalimizin izlediği yolu dikkate alırsak artık doğuya doğru dümenimizi kırmanın vakti geldi. Ata yurtta bulanan Türk halklarıyla ilişkiler, araya komünizmin girmesiyle 70 yıldan fazla zaman çok sınırlı düzeyde idi. Sadece bizim ilişkimiz değil, aynı ülkede bulunan kentler arasında da münasebetler izne tabi ve yok denecek durumdaydı. Sovyetlerin çökmesiyle beraber Türk milletinin önünden büyük bir duvar kalktı. 70 yıllık açığı kapatmak için büyük gayretle çok sayıda iş yapılmaya başlandı. İşte Korkut Ata Film Festivali de bunlar arasında kültür-sanat alanında yapılan en önemli faaliyetlerden bir tanesi.
Uluslararası Sinema Derneğinin (USD) bir markası olan Korkut Ata Film Festivali; Türk Devletler Teşkilatının, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı TÜRKSOY’un bir kültür projesi olarak varlığını sürdürmeye devam edecek. Böyle bir üst kurumun himayesinde festivalin yapılması, faaliyetin kalıcılığı açısından da büyük önem arz ediyor. Ancak programın daha başarılı olması için marka sahibi USD’nin, festivalin kurumsal kimliğinin korunması açısından daha aktif bir şekilde sürecin içinde olması gerekiyor. Aksi takdirde birkaç program sonra sembolik bir festivalden öteye gitmeyecektir. Çünkü kültür-sanat programlarını himaye etmek ile organize etmek birbirinden çok farklı şeylerdir.
Festivalle Türk dünyasının yapımcıları ve yönetmenleri bir araya geldi. Ortak yapımlar için proje sunumları yapıldı. Festivalin sanat yönetmeni İhsan Kabil, yapımları destekleyecek bir fonun kurulması için ilk adımların atıldığını ancak bunun bir an önce icraata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Önemli konulardan bir tanesinin de Türk Sinemacılar Birliğinin kurulması olduğunun altını çizdi. Birlik konusu da çok önemli. Bu konuda bütün ülkelerin içinde olacağı ve yine himayeyi TÜRKSOY’un yapacağı bir yapılanmanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Burada bir konunun altını daha çizmek istiyorum. Türk Sinema Birliği tamamen sivil bir yapı olmalı; temsilde adaletin sağlanması için ise organları, seçimli bir sistemle teşekkül etmelidir.
Türk dünyasını bir araya getiren en önemli unsurların başında elbette Türkçemiz geliyor. Ancak lehçe farklılıkları nedeniyle bir Kırgız Türkü’nün Türkiye Türkü ile anlaşması oldukça zor oluyor. Türkiye Türkleri ile Azerbaycan Türkleri ise birbirleriyle çok rahat anlaşıyor. Ortak lehçe olarak İstanbul Türkçesinin temel alınmasını öneriyorum. Zaten yaşı 30’un altında olan Türk dünyasının gençleri, İstanbul Türkçesini çok başarılı bir şekilde konuşuyorlar. Bir araya geldiğimizde Rusça ya da İngilizce konuşmakla hiçbir mesafe alamayacağımızı bilmemiz gerekiyor.
Türk dünyasının sinemacıları, Türk Dünyası Kültür Başkenti Şuşa’yı da ziyaret etti. Uzun bir yolculuktan sonra Karabağ’ın ne kadar güzel bir diyar olduğuna şahit olduk. 30 yıl Ermeni işgalinde kalan Karabağ, Azerbaycan’ın önemli zaferiyle yeniden aslına döndü çok şükür. Fakat işgalci Ermeniler bu güzelim beldelerde bulunan her şeyi yakıp, yıkıp talan ederek kaçmışlar. Karabağ’ı ihya etmek için hummalı bir çalışma var. Türk şirketlerini ve Azerbaycan bayrağı yanında Türk bayrağını o coğrafyada görmek mutluluğumuzu artırdı.