Bir grup dostla Topkapı Sarayı’nı ziyaret ettik. Saraya her gidişimde yeni bir şeyler öğreniyorum. Yeni bir şey demek hafif kalır, çok şey öğreniyorum. Defalarca gidip dolaştığım, dünyanın en büyük devletlerinden Osmanlı’nın 400 yıl payitahtlığını yapmış, görünüşte mütevazı ancak dolaştıkça katman katman derinleşen bu sarayda insan farklı duygulara kapılıyor. Âdeta mekânın ruhu size tesir ediyor, sizi başka bir âleme çağırıyor.
Sarayı ziyaret sırasında bir dost, Topkapı Sarayı Daire Başkanı İlhan Kocaman’a “Başkanım burasının havası farklı geldi bana, siz de buranın havasının farklı olduğunu düşünüyor musunuz?” diye sordu. İlhan Bey, “Yıllardır burada çalışıyorum. Sarayın insana çok farklı tesirleri oluyor, bunu insan üzerinde hissediyor.” diye cevap verdi.
Gezi, Ramazan ayına denk gelince orucun da etkisiyle kutsal emanetlerin de içinde olduğu sarayı, manevi antenlerimiz biraz daha açık bir şekilde dolaştık. Sarayda hemen hemen bütün yapıların giriş kapıları, iç duvarlar hem padişahlar tarafından hem de hattatlar tarafından sizi hayatın gerçeğine çağıran ayet-i kerime ve kasidelerle bezenmiş. Hani “Gururlanma padişahım, senden büyük Allah var.” hatırlatmasını tamamlıyor her şey. Dünyanın en büyük devletinin yönetim merkezinde her şeyin size Yaratan’ın bir kulu olduğunuzu, adaletli ve merhametli olmanız gerektiğini hatırlatması ne kadar anlamlı, ne kadar önemli. Sarayı içinde bulunduğumuz Kadir Gecesi’nin arandığı bugünlerde bu halet-i ruhiye ile dolaştım.
Topkapı Sarayı’nın deniz tarafında Gülhane Hatt-ı Hümayûn’un okunduğu, Gülhane Seririyat Hastanesi’nin olduğu bölge olan Gülhane Bahçesi’nde inşa ve ihya çalışmaları devam ediyor. Sarayın Eminönü tarafında kalan yerin adı “Gülhane” değil “Ağa Vekili Bahçesi” imiş. Millî Saraylar Başkanlığı, Dr. Yasin Yıldız başkanlığında yoğun bir çalışmaya girişmiş. Millet bahçesi olacak alanda aynı zamanda çok sayıda müze de hizmete girecek. Bu bölgede çok sayıda Bizans döneminden kalma sarnıçlar da var. Kocaman, “Bizans demek; sarnıç demektir.” ifadelerini kullanarak hayatın devamı için bu bölgede Bizans döneminde çok sayıda sarnıç yapıldığını anlattı. Birkaç sarnıcı görme imkânımız oldu. Yerin üstü kadar altı da zamanın şartlarına göre estetik ve fonksiyonellik açısından çok güzel imar edilmiş. Çalışmalar sırasında yeni bazı mekânlar bulunmuş, daha fazlasının da var olduğu anlaşılıyor.
400 yıl boyunca 24 padişahın yeni yerler eklemesiyle saray, yatay bir genişleme yaşamış. İlk yapının inşasına 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet zamanında başlanmış. Saray 3 ana kapı, 4 ana bölüm, 3 meydandan oluşuyor. Her meydanın kedine mahsus kuralları ve kaideleri var. Bu bölümlerde kimler, hangi görevle bulunacak; kesin kurala bağlanmış. Yani tabiri caizse sarayda padişah dâhil kimse “kafasına göre takılamıyor.” İşin en zoru şehzade ve padişah olmakta; günün 24 saati yapmanız gerekenler belli. Hep gözetim altındasınız. Yani sizin anlayacağınız; dışı bizi, içi onları yakıyor.
Yavuz Sultan Selim ve Fahrettin Paşa’nın Mekke ve Medine’den getirdiği çok sayıda kutsal emanetin bulunduğu bölümü ziyaret ederek dualar okuduk, dersler ve ibretler aldık. Burada 24 saat Kur’an-ı Kerim okuma geleneği devam ediyor. Orucun manevi ikliminde Topkapı Sarayı’nda hızlı ve anlamlı geziden yine çok şey öğrendik, yine geçmişin ibretli yollarında derin manalar kaptık.