Ekonomik ilişkilerimizin üst düzeyde olduğu Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan savaş halinin uzun sürmesi öncelikle bölgeyi ve dolayısıyla da ülkemizi son derece olumsuz etkileyecektir.
Bu etkilenme sadece ekonomik düzeyde değil aynı zamanda siyasi, askeri ve sosyal alanlarda da yaşanacaktır.
Öyle ki an itibariyle 1000 dolar seviyelerinde olan doğalgaz fiyatları savaş halinin devam etmesiyle 2000 dolar seviyelerine ayrıca petrol fiyatları da 100 doların üzerine doğru yol alabilecektir.
Tüm bu sebeplerden dolayıdır ki en hızlı zaman diliminde savaşın sona ermesi dünya ülkelerinin ekonomik güçlerinin sarsılması anlamında çok ama çok önemlidir.
Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalede bulunmasıyla özellikle ABD ve batılı ülkeler Rusya’ya karşı ağır finansal yaptırım kararları almaya başladılar.
ABD’de New York Menkul Kıymetler Borsası’nda ve Nasdaq Borsası’nda Rus şirketlerinin hisse senetlerinin alım satımı durduruldu.
Rusya Swift sisteminden çıkarılarak ekonomik ilişkisi olan tüm ülkelerin etkilendiği bir dönem başlatılmıştır.
Özellikle Swift kararı hem Rusya ile hem de Ukrayna ile çok sıcak ekonomik ilişkileri olan ülkemizi derinden etkileyecektir.
Bu kararların asıl sebebi biran önce savaş durumunun sona erdirilmesi için Rusya’nın hareket etmesini sağlamaktır. Yani Rusya müdahalesini birkaç günde sonlandırmış olsaydı bu yaptırımların hiçbiri gündeme gelmemiş olacaktı.
Yaptırımların yanında Rusya’nın bu davranışı sonrasında Bp, Equinor ve Shell sırasıyla Rusya’da ki projelerinden çekilmeye başladılar.
Hal böyle olunca da Rusya’nın ekonomisini sadece yaptırımlar değil yabancı yatırımların ülke dışına çıkması da etkiler olmuştur.
Peki tüm bu yaptırımlar ve ekonomik gelişmeler çerçevesinde Türkiye’nin Rusya ve Ukrayna ile ekonomik ilişkileri hangi düzeyde gerçekleşecektir sorusunun cevabını bulmak bundan sonraki süreç için ülke ekonomimiz adına hayati öneme sahiptir.
Çünkü tarım ürünlerinden enerjiye, turizmden maden ürünlerine kadar birçok alanda ekonomik anlamda sıkı ilişkiler içerisinde olduğumuz ülkeler konumundadırlar.
Örneğin son üç yılın turist verilerine baktığımızda her iki ülkenin döviz girdisi dolayısıyla da cari açığımız azaltmada ne kadar etkili olduklarını görebiliriz.
2019 yılında ülkemize 45 milyon yabancı turist gelmiş ve bu turistlerin 7 milyondan fazlası Rus iken yaklaşık 1.5 milyonu ise Ukraynalı turistlerden oluşmuştur. Yani 2019 yılındaki toplam turistin yüzde 19’u bu ülkelerden gelen turistlerdendir.
2020 yılında ülkemize gelen turist sayısında pandeminin etkisiyle ciddi bir düşüş yaşanarak yaklaşık 13 milyon yabancı turist gelmiştir. Bu turistlerin 2 milyondan fazlası Rus iken yaklaşık 1 milyonu ise Ukraynalı turistlerden oluşmuştur. Dolayısıyla 2020 yılındaki toplam turistin yüzde 25 i bu ülkelerden gelen turistlerdendir.
2021 yılında ülkemize yaklaşık 25 milyon yabancı turist gelmiş ve bu turistlerin yaklaşık 5 milyonu Rus iken 2 milyonu ise Ukraynalı turistlerden oluşmuştur. Bu verilerle de 2021 yılındaki toplam turist sayısının yüzde 27’sini bu ülkelerden gelen turistlerdendir.
Görüldüğü gibi oransal anlamda her yıl Rusya ve Ukrayna’dan gelen turist sayısında bir artış var ki bu yılda yaz aylarına kadar kurun sabitlenip yaz aylarında buralardan gelecek döviz girdileriyle döviz cephesinde bir rahatlama yaşanabilecekti düşüncesi vardı ki savaş durumu hasıl oldu.
Savaş durumunun uzaması yaz döneminde düşeceği öngörülen enflasyonu da olumsuz etkileyeceğinden Türkiye bu savaşın biran önce sona erdirilmesi için tüm diplomatik gücünü verimli bir şekilde kullanmalıdır.