Yarınki Merkez Bankası Para Politikası Kurulunun faizle ilgili vereceği karar öncesinde birkaç veri çerçevesinde genel ekonomik gidişatımızla ilgili bir yaklaşımda bulunmak mümkündür.

Burada yarınki toplantıdan 250 baz puanlık bir faiz artırımı beklentim olduğunu da özellikle belirtmek istiyorum.

Yani Merkez Bankasının faiz artırımına bu ayda da devam edeceğinin altını özellikle çiziyorum.

Öncelikle CDS primimiz son 33 ayın en düşük seviyesinde gerçekleşerek 343 puan seviyelerine kadar gerilemiş durumdadır ki; bu son derece sevindirici ve ekonomik gidişatın olumlu yönde olduğunu gösteren bir gösterge konumundadır.

CDS primimiz 19 Mart 2021’den bugüne en düşük seviyede ortaya çıkmıştır.

CDS primimizin düşmeye devam etmesi, ekonomik anlamdaki tüm paydaşların en büyük arzusu durumundadır.

Diğer taraftan ekim ayındaki karşılıksız çek oranı ise Haziran 2021’den bugüne en yüksek seviyesindedir; bu da olumsuz bir gelişmedir.

Ekim ayındaki karşılıksız çek tutarı ibraz edilen çekler içinde 8,1 milyar TL düzeyindedir.

Ekonomide borçların zamanında ödenmesi, piyasada çarkların sorunsuz dönmesi noktasında oldukça büyük bir öneme sahiptir.

Dolayısıyla zamanında tahsil edilemeyen borçların ekonomiye yükü de bir o kadar ağır olmaktadır.

Bu yükün üstesinden gelmek için sorunsuz bir ödeme sistemiyle yola devam edilmesi gerekmektedir ve çeklerin karşılıksız oranının az olması, bu noktada karşımıza çıkmaktadır.

Karşılıksız çek oranın yüksek olmasının birçok sebebi olabilir fakat görülen en büyük sebep; finansman maliyetlerinin yükselmiş olmasından kaynaklı gibi görünmektedir.

Tüm bunların yanında FED’in aralık ayındaki toplantıda vereceği kararla ilgili faizlerin sabit kalacağı yönünde görüşler ağır basmaktadır.

Öte yandan 2024 yılının haziran ayından itibaren FED’in faiz indirimine başlayacağını şimdiden tahmin etmek hiç de zor gözükmemektedir.

Hâl böyle olunca altının ons anlamında ciddi bir değer kazanması söz konusu olacak ve bu anlamda da altına olan yatırım miktarlarında ciddi artışlar sağlanacaktır.

Ülkemizde yaz aylarında düğün dönemine girildiği için zaten altına yönelik talep artışı yaşanmakta, bunun yanına belirttiğimiz nedenler eklenince altının fiyatlamasının yukarılara çıkacağını bugünden görmek mümkündür.

Ayrıca ekonomik gidişatı etkileyecek bir diğer etken de belirlenecek asgari ücret tutarının gerek çalışanı gerekse de işvereni tatmin edecek bir boyutta olmasıdır.

Son dönemde finansman maliyeti artan işverenin işçilik maliyeti de makul seviyelerin üzerinde artarsa üretimde veya hizmette ciddi sorunlarla karşı karşıya kalma olasılığı artacaktır.

Bunlara ek olarak ihtiyaçlarını giderebilme noktasında ciddi problemler yaşayan çalışan kesiminin de rahat bir şekilde yaşayabilmesi için alması gereken asgari ücret miktarının makul seviyelerde olması bir zorunluluktur aslında.

Her iki tarafın da önceliklerini düşünerek yapılacak olan asgari ücret artışı ekonomik göstergelere olumlu olarak yansıyacaktır.

Ekonomideki pozitifliklerin artması ve negatifliklerin azalması için tüm taraflar ellerinden gelen çabayı sonuna kadar gösterirse geleceğimiz çok daha iyi olacaktır.