Enflasyonla mücadelenin her geçen gün daha mühim hale geldiği ülkemizde bu mücadeleyi etkileyen birtakım olumsuz gelişmelerin olduğunu da görmekteyiz.

Mücadeleyi etkin bir şekilde sürdürebilmek için mutlaka olumsuzlukları ortadan kaldırmak gereklidir.

Bu hafta başında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamalarında da yer verdiği üzere ülkemizdeki kredi hacimlerinin yüksekliğinden ötürü enflasyonu ve cari açığı kontrol altına almak oldukça zor bir hâle gelmiştir.

Gerek enflasyonu gerekse de cari açığı kontrol altına almak için kredi hacimlerini hızlıca düşürmemiz artık bir zorunluluktur.

Bunu artık bir mecburiyet olarak ifade ediyoruz çünkü enflasyon ve cari açık hayatımızı her anlamda olumsuz etkileyen iki devasa problem olarak karşımızda durmaktadır.

Maalesef kredi büyümesi yüzde 140 civarındadır ve bu rakam enflasyonu katlar niteliktedir. Dolayısıyla Orta Vadeli Program’da enflasyonu düşürme konusu birinci öncelik durumundadır; mali disiplini sağlama ve yapısal reformlar ise enflasyon hedeflerinin ardından gelmektedir.

Hedeflenen tek haneli enflasyon rakamlarını yakalayabilmek için üç yıllık bir zamana ihtiyaç duyulduğu programda anlatılmaktadır.

Bu rakamları yakalayabilmek için zaman kaybetmeden kredi hacimlerine belirli düzenlemeler yapılması gerekiyor ki Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek açıklamalarında bunun altını özellikle çizmiştir.

Bankaların, kişi veya şirketlerin yahut kurumların gelirleri göz önüne alınarak faaliyetlerini rahatça sürdürebileceği ve diğer harcama kalemlerini de tasarruf odaklı düzenleyici kredilerin önünün açılması gerekmektedir.

Bunların haricinde olmadık harcama kalemlerini ön plana alan kredilerden hızlıca uzaklaşılması yönünde çalışmaların ivedilikle tamamlanması için adımların atılması beklenmektedir.

Kredi kalemlerinin çeşitliliği azaltılmalı ve kredi hacimleriyle ilgili çalışmalar tamamlanmalıdır. Tüm bunların yanında verilen kredilerin de amacına uygun yerlerde kullanılıp kullanılmadığı denetlenmelidir.

Daha önceki dönemlerde yapıldığı gibi alınan krediler farklı yatırım araçlarında değerlendirilmemelidir. Bir kredi ne için verildiyse orada kullanılıp kullanılmadığı tüm yönleriyle araştırılmalıdır.

Kredi hacmi daraltıldığında enflasyonla ilgili tahminler daha kolay yapılabilir bir hâl almaya başlayacaktır.

Kurun serbest bırakılması da piyasalarda dövizin konumlanacağı yeri kendi belirlemesi açısından ayrıca öneme haizdir.

Kredilerde özellikle üretici ve ihracatçı boyutu ön plana alınmalı, kredi hacimleri düzenlenirken her iki tarafın da önceliklendirilmesine dikkat edilmelidir.

Kredilerin izlenmesine önem verilerek çalışılmalı, söz konusu kredilerin amaç dışında kullanımına imkân verecek koşulların oluşmasına izin verilmemelidir.

Amacı dışında kullanılan her kredi enflasyonla mücadelemizin önünde büyük bir engel olarak duracaktır.

Hacmin yanında kredilerin kullanım amacının da önemli bir husus olduğu unutulmamalıdır. Kamu bankaları asla popülist söylemler ışığında bir kredi kullanımı politikası izlememelidir.

Gerek özel gerekse de kamu bankalarının kredi hacimlerini sıkı politikalarla belirlemeleri, içinde bulunduğumuz sürecin olumlu sonuçlandırılması anlamında son derece önemlidir.

Bilgi, karar ve inançla meselenin üzerine gidilmeli, amaçlanan hedeflere en kısa sürede ulaşılması için gerekenler zaman kaybetmeden uygulanmalıdır.