Son yazımızda mercek tutmaya çalıştığımız gıda güvenliği konusu üzerinden ilginç tepkiler aldım. Çok sayıda okuyucumuz, tespitlerimize katılmakla birlikte gıda denetimlerinin eksiksiz yapılabilmesi adına bir dizi tavsiye ve taleplerde bulunuyordu.
Bunların başında da atama bekleyen gıda mühendislerinin bir an önce atamalarının yapılması konusu geliyordu. En dikkat çekici çıkış ise gıda denetimlerinin işinin ehli insanlarca yapılmadığı noktasıydı. Denetimlerin sayıca yetersiz olduğunu ifade edenler de yok değil.
Bütün bu tespitlerin arka planında “gıda mühendislerinin atama beklemesi” konusu var diye düşünüyorum. Haksız da sayılmazlar. Kendi ihtisasları konusunda bir başkasının görev icra etmesi, ahkâm kesmesi gıda mühendislerini incitiyor. Hele bir de istenilen sonuç alınamayınca haklı olarak “Bu işi ehline bırakın!” çağrıları yüksek sesle dillendirilmeye başlanıyor.
Atama bekleyen gıda mühendisi kardeşlerimizin sayısız mesajından sadece iki tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum.
İlkinde, “Gıda güvenliği için en başta gıda denetimlerini gıda mühendislerinin yapması gerekiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki gıda mühendisi istihdamı artırılmalıdır.” talebi yer alıyor.
Bir diğer mesajda ise taklit ve tağşiş vurgusu yapılıyor ve yol haritası şöyle özetleniyor:
“Gıda güvenliği için gıda mühendisi istihdamı artırılmalıdır. Taklit ve tağşişin önüne geçilmesi, gıda zehirlenmelerinin önlenmesi ve helal gıdaya kolay ulaşım, gıda üzerine 4 yıl eğitim almış gıda mühendislerince sağlanabilir.”
Eee dostlar!.. Konu toplum sağlığı; hassas mı hassas!
Şakası yok yani! Kaybedecek zaman da yok!
Atama bekleyen gıda mühendislerini ben duydum, biz duyduk… İnşallah Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da duymuştur. İhtiyacı tespit eder ve gerekli talepte bulunur. Sayın Yumaklı ki 2024 yılının en başarılı bakanı olarak öne çıkıyor. İnşallah bu konuda da isabetli bir karar verir ve iki ucu kanayan bu yara kapanmış olur. İnşallah Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de duyar bu sesi. “Tasarruf” şemsiyesini açmadan işin gereğini yapar.
Tasarruf demişken…
Bu ülkede yıllarca “İtibardan tasarruf olmaz.” diye har vurup harman savurdular. Oysa itibardan bal gibi tasarruf olur. Devlet olmakla savurganlığı karıştırmamak gerekiyor. Devlet dediğiniz yapı varken alır toparlar, yokken dağıtır ve yine toparlar. Yeter ki adil olsun, inandırıcı olsun, şefkatli davransın, şeffaf yönetsin.
Tasarrufun olmayacağı/olamayacağı tek konu vardır o da gıda güvenliğidir, hıfzıssıhha konusudur; toplum sağlığıdır! Bu konu için devlet, elindeki imkânları seferber eder, halkının sağlığını garanti altına alır. Geleceğini kurtarır.
Kaldı ki bendeniz yıllardır bu konuyu radikal bir şekilde savunuyorum. Geçmiş yıllarda sayısız yazı kaleme almış bir insan olarak tekrar hatırlatmak istiyorum.
İşsiz gıda mühendisleri, ziraat mühendisleri, veteriner hekimler istihdam edilmeli. Hangi alanlarda? Gıda eğitimlerinde, üretimlerinde, denetimlerinde… Gıda ile ilgili her alanda bu insanların bilgi ve birikiminden istifade edelim.
ESK’dan Ramazan hamlesi
Ramazan ayı yaklaşıyor. Fırsatçılar da ellerini ovuşturmanın hızını artırıyor. Derken...
Et ve Süt Kurumu (ESK) beklenen açıklamasını yaptı. Ramazan'da kırmızı et fırsatçılarına dur demek için "ithalat silahının kuşanıldığını" ilan etti.
Et ve Süt Kurumu her yıl benzer uygulamaya imza atıyor. Amaç belli... Ramazan ayı öncesinde fahiş fiyatların önüne geçmek ve vatandaşların uygun fiyatla kırmızı ete ulaşması için 40 bin canlı hayvan alınacağını açıkladı.
Peki, kesimi yapılan etler halka nasıl ulaştırılacak?
Şu şekilde... Kesimleri yapılan karkas etler, uygun fiyatlarla PERDER üyesi marketlere, Tarım Kredi Kooperatif marketlerine, yemek firmalarına dağıtılacak. Bu şekilde Ramazan öncesinde gerekçesiz yapılan fiyat artışlarının önüne geçilmiş olacak.
Burada çok önemli bir detay var, dikkatlerden kaçmamalı! Nedir o? TİGEM detayı... ESK'nın açıklamasında "Fahiş fiyat artışlarını engellemek adına, TİGEM işletmelerindeki mevcut kasaplık canlı hayvanların yanı sıra, Ramazan ayının başlangıcına kadar yaklaşık 40 bin canlı hayvan tedariki gerçekleştirilecektir." deniliyor.
Yani ithalat esaretini bitirecek bir detay. İşte yıllardır bu konuyu anlatmaya çalışıyorum. Üretmek zorunda olduğumuzu hatırlatmaya çalışıyorum.
Evet!.. Üretmek zorundayız. Eğer üretmezsek kolay tükeniriz!