Çocuk yeni yürümeye başlar. Ayağını sehpaya çarpar. Annesi “pis sehpa” diye sehpayı döver. Bu ülkede halka muhalif siyasetin hikayesi tam da burada başlar. Onun için ortalık elli yaşını geçmiş bir sürü sehpa arayan adamla doludur. Kızacak anneleri çoktan terki diyar etse de onlara hep haklı ve suçsuz olmak gibi bir miras bırakmıştır. Bu miras bazen ihanete bile bahane olmaktadır.
Oysa muhalefet olma durumu en çok analiz yapabilme ihtiyacına sahiptir. Eğer bu analizi yapmazsanız muhatap olduğunuz topluma farkınızı anlatamazsınız. Bu sefer öteki üzerinden kendinizi tanımlarsınız. Bu sadece toplumda polarizasyona neden olur. Yani taraftarlar daha katı bir şekilde birbirine tutunur. Siyaset zevksiz, savunma ağırlıklı bir futbol oyununa döner. Oysa toplumlar ve devletleri arasındaki aidiyet ilişkisi başarıyı, kazanmayı arzulamaktadır.
Aslında ülkemizdeki muhalefet biçimine oldukça kızgınım. Ama oturdum böyle mülayim bir yazı yazıyorum. Sanırım yorulduk. Kendimizi anlatamamaktan yorulduk. Sürekli tahrik ediliyoruz. Keskin vicdanlı sert tartışmalarımız tabi ki olacak, bunu doğal buluyorum. Ama sehpa arayanların sürekli iftirasına maruz kalmak bizi geriyor. Ne olduğumuzu anlatmak isterken ne olmadığımızı anlatmaya çalışıyoruz. Anlasalar da inatla tersini yapıyorlar. Sehpa arayanların, kampanyaları sinir uçlarımızı hedef alıyor. Mesela bu günlerde aklıma çok eskilerden bir şarkı geliyor.
Alkışlarla, alkışlarla geçip gitti seneler
Kahkahayla kahkahayla işin bitti dediler
Ha ha ha ha ha
Şarkıyı internette aradım bulamadım. Kim söylüyordu unuttum.
Sehpa arayanların bir de devşirme sanatçıları, aydınları var. Sanatı kendileri tanımlıyor. Sanatçıyı kendileri tanımlıyor. Bu tanıma itiraz edenler kendilerinden biriyse bir zamanların ortaçağ kilisesi gibi lanetliyor, aforoz ediyorlar. Halkın geneliyle aralarında uçurum olan bu ukala kesimin tek farkı aradıkları sehpaya sehpa demiyorlar. Tiyatroları, karikatürleri, şiirleri, filmleri, resimleri o hor gördükleri halkın aklına yeniliyor, ferasetine yeniliyor, umutlarına yeniliyor. Bu yenilgiyi hazmedemeyip estetik küfürler ediyorlar. Bilinçaltlarında başka bir sehpa daha var. 27 Mayıs sehpaları gibi…
İçimde bir yılan kıpraşıyor, ince bir zehir
Aha! tam şurama çörekleniyor engerek
Anlıyorum ihtilale beş kala gülüm
Anasını emmekten sıkılan çocuklar
Ağzı süslü amcalara koşmuşlar
Amcalar kafalarını kazıyor gülerek
Ellerinde eroin ve ihanet
Esvaplarında şeytani bir duruş
Sanki Leyla’yı öldürerek
Aşka bahane olacak bu susuş