Müslümanların “kutsal günleri”ni zehir etme konusunda onlarca “sabıka”sı bulunan “siyonist İsrail”, bu âdetini uygulamaya sıra gelmeden yine saldırıya geçti. Hemen her sene Ramazan veya bayram günlerini kendine katliam günü ilan eden terörist İsrail, bu sene Ramazan’ı da beklemeden, katliam sayfalarına bir yenisini daha ekledi ve eklemeye devam ediyor.

Çocuk, kadın ve yaşlı demeden katliam sürerken Müslüman dünyadaki alışılagelmiş “protesto gösterileri” ve “kınama mesajları”, siyonist kâfiri durdurmaya yetmiyor.

Yaklaşık iki buçuk milyon Filistinli’nin yaşadığı Gazze Şeridi’nin yüzölçümü bizim küçük bir ilçemiz kadar bile değil. İsrail’in 16 yıldır ambargoya maruz bıraktığı Gazze Şeridi’nde yaşayan Filistinlilerin zaruri ihtiyaçları bile siyonistlerin izniyle geliyor. Elektrik, su, gıda, akaryakıt ve ilaç gibi temel ihtiyaçlar, siyonist İsrail istemezse Gazze Şeridi’ne giremez, hatta İsrail istemezse dış dünyayla iletişim bağlantısı bile kesilir. Devasa bir cezaevi konumundaki Gazze Şeridi, günlerdir hem havadan hem de denizden bombardımana tabi tutuluyor. 

Gazze Şeridi'ni 2007'den beri yöneten Hamas, 7 Ekim'de “Aksa Tufanı” adını verdiği bir operasyonla işgalcilerin bulunduğu kentlere saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırıyı fırsat bilen siyonistler de açık cezaevi konumuna getirdikleri Gazze Şeridi’ndeki sivillerin üzerine şu an bomba yağdırıyor. Denizden ve havadan yapılan saldırılarda yüzlerce sivil şehit olurken binlercesi de yaralandı. Geçen günlerde yapılan füze saldırısında bir hastaneyi hedef seçen İsrailli teröristler, bir anda yüzlerce insanı katletti.

KUDUZ KÖPEK SALDIRIYOR, TÜM DÜNYA İZLİYOR

Bu aşağılık saldırıya Müslümanların tepkisi yine protesto (!) gösterileriyle oldu. Müslümanların yaşadığı ülkelerin yöneticileri yine kınama mesajları yayınladı. Birleşmiş Milletler de her zamanki gibi olağanüstü toplanma kararı aldı. Yine birkaç kınama mesajı verilecek ve siyonist yine kuduz bir köpek gibi saldırmaya devam edecek. Bu hayâsız akına “dur” demenin vakti geldi de geçiyor… Orta Doğu’yu etkisi altında tutmaya çalışan ABD’nin, desteğini her daim arkasında hisseden terörist İsrail, hunharca saldırmaya devam ediyor. Çevresindeki devasa topraklara sahip devletler, küçücük “Amerikan çocuğunu” korkutup sindiremiyor. Sınır komşusu Mısır, kapıyı açmaya korkarken, Arap ülkeleri ABD’deki paralarının derdine düşmüşken, Türkiye, Pakistan ve Malezya gibi ülkeler de ekonomik krizlerle boğuşurken bu İsrail, Filistin’deki soykırımı devam ettirecek maalesef!

SİYONİST İSRAİL’İ ANLATAN O MEŞHUR HİKÂYE!..

Yaklaşık iki sene önce siyonist İsrail’in ve oradaki Müslümanların hâlini anlatan bir hikâye paylaşmıştım. Mohamed Abbas Orabi’nin hikâyesi şöyleydi: “Adamın birinin tarlasına bir eşek girer ve büyük emek harcanan tarladaki ekinleri yemeye başlar. Adam hızla eve gider. Uzun bir sopa, bir çekiç, bir miktar çivi ve büyükçe bir tabaka mukavva getirir. Mukavvanın üzerine şöyle yazar: "Ey eşek, tarlamdan çık!" Sonrasında adam, tarladaki ekinleri yemekte olan eşeğin yanına varır. Elindeki pankartı kaldırır ve sabahın köründen güneş batıncaya kadar pankartla oracıkta dikilir. Fakat eşek çıkmaz! Adam evine gider ve yatar. Ertesi sabah adam, daha çok sayıda pankart hazırlayarak çocuklarını ve komşularını da yanına çağırıp ellerindeki "Ey eşek, tarlamdan çık!", "Eşeğe ölüm!", "Yazıklar olsun sana ey eşek. Tarla sahibinden ne istiyorsun?" pankartlarıyla tekrar tarlaya varır. Bu defa hep birlikte başlarlar slogan atmaya! Eşek, hiç oralı olmadan ekinleri yemeye devam eder. O gün de akşam olmuş, ancak sonuç alınamamıştır. Adam, üçüncü günün sabahı, yeni icadını yanında getirir. Bu icat, eşeğin kuklasıdır. Adam, eşeğin tarlada ekinleri yediği yere gelir; bağırıp duran köylülerin önünde “maketin” üzerine benzin döker ve ateşe verir. Kalabalıklar “tekbir” getirir. Eşek de ateşin olduğu yere dönüp bir bakar ve umursamadan otlanmaya devam eder. Bu sefer eşekle görüşmek için bir heyet gönderilir. Eşeğe derler ki: “Tarla sahibi, bu tarladan çıkmanı istiyor. Haklı olan o! Sana düşen çıkıp gitmek.” Eşek, yine oralı olmaz. Bu deneme de başarısız olunca adam başka bir aracıyı gönderir eşekle görüşmeye. Aracı kişi, eşeğe hitaben “Tarla sahibi, tarlanın bir kısmından vazgeçmeye hazır.” der. Eşek dönüp bakmaz bile. Aracı, “Üçte birini verebilir” der, eşek yine onunla ilgilenmez. "Yarısını verecek!" der aracı, eşekte yine tepki yok. “Peki! İstediğin kadar alanı sen belirle ama belirlediğin alanın dışına çıkma sakın.” der aracı. Karnı doymuş eşek şöyle bir başını kaldırır ve tarlanın başka bir köşesinde beklemeye başlar. İnsanlar sevinirler. Nihayet eşek anlaşmaya yanaşmıştır. Tarla sahibi tahtaları getirip tarlayı ikiye böler. Ertesi sabah tarla sahibi bir bakar ki; eşek kendi hissesinden çıkmış, adamın hissesinde otluyor. Adam artık tarlanın tamamını eşeğe bırakmayı ve başka bir köye gidip yeni bir tarla edinmeyi düşünmeye başlar.  Bu ümitsiz çabaları, kalabalığın içinden bir çocuk da takip etmektedir. İşgalci, inatçı, mütekebbir ve zarar kaynağı eşeği tarladan çıkarmak isteyen çocuk, eline bir sopa alır ve eşeğin kıçına bir tane patlatır. Canı yanan eşek, koşarak tarlayı terk eder. Herkes “şok” olmuştur. Köy halkı, "Bu ufaklık bizi rezil etti. Hepimizi komşu köylere maskara edecek.” diye söylenir. Çocuğu hemen oracıkta ‘öldürürler’ ve eşeği de tekrar tarlaya sokarak çocuk için ‘şehit oldu’ derler!”

GÖZLERDE PERDE!.. KULAKLAR TIKALI!.. İDRAK KAPALI!..

Yukarıdaki hikâyede de anlatıldığı üzere, İsrail denilen terörist devlet, Filistin topraklarını parça parça “yuttu”. Siyonist, siyonistliğini yaparken Müslümanlar “uyudu”. Siyonist çalarken Müslümanlar “görmedi”. Siyonist katlederken Müslümanlar “duymadı”. Siyonist ezerken Müslümanlar sesini “yükseltmedi”. Siyonist her türlü melaneti yaparken Müslümanlar sadece kınadı (!).

Hâlbuki siyonistin korkak olduğunu da güçten çekindiğini de çok iyi biliyorlardı. Filistinlilerin attığı taştan dahi ürken siyonist askerleri görmüyor ya da göremiyorlardı.

Müslümanların gözüne perde inmiş, kulakları tıkanmış, elleri tutulmuş, ayakları bağlanmış. Müslümanlara Çocuklar uyurken sessiz olunur, ölürken değil!..” sözünü hatırlatan çıkmıyor mesela!.. Ya da “kuduz köpeğin itlaf edilmesi” gerektiğiyle ilgili tek kelam eden de çıkmıyor!..

Mesela” lafı çoğaltabiliriz de ama idrak etmesi gerekenler yok ortalıkta!..

Selam ve dua ile...
Fiemanillah.