Kardeşlerimi boğdururken gördüm sizi

Eşgalinizi iyi tanırım bayım

Siz de beni ellerimden tanırsınız

Tabutluklarda çürüttüğünüz tenimin

kokusundan

Ankara’nın ortasındaki mezbahadan

Mamak’tan, Diyarbakır zindanlarından

Maraş’tan, Çorum’dan

Sivas’tan, Başbağlar’dan tanırsınız

Susuz bıraktığınız hücrelerden

Her gün Kerbela’yım diyen

Ebazer’i iyi tanırsınız

Vatan bildiğimiz çöllerden

Haramisiniz, hırsızsınız

Bir nesli ve çocuklarımızı çaldınız.

Bayım bedduamız kalmadı size

haram olsun hakkımız

Arif ilkokulda bir çocuktu, sırtına jandarmanın dipçikle vuruşunu hatırlıyorum. Gerçekten ekmek almaya yollamıştı annesi. Günlerce geçmedi, morardı ve şişti kimi kime şikayet edeceksin ki. Geride anneannemin bedduası kaldı;

-Elleri kırılsın, parmak kadar çocuğa vurulur mu?

Arif, Kadri Çelik’in “Diyarbakır Kufe’sidir Anadolu’nun” kitabını okurken o dipçik yerinin hala sızladığını söyler. Daha önce yazmıştım bizler bize olmadık iftiralarla gelenlere, taş atanlara bile “bizim çocuklar” diyebilecek olgunlukta mücadelenin pişirdiği insanlarız. Ama Amerikalıların bizim çocuklar dedikleri adamlar bu kapsama hiçbir zaman girmemiştir.

O kitapta korkunç dayanılmaz bölümler var ama şu günlerde modern dünyanın, ağzından düşürmediği kadın ve kadına şiddet le ilgili bir bölüm gözüme çarptı. “Bir çok zavallı kadın karnı burnunda hamile bir halde bu zindanlarda işkence görüyordu. Onlar da aynı açlık ve susuzluk içinde günde sekiz saat eğitim yapıyordu. Birçok kadının tek suçu kocalarının terör olaylarına bulaşmasıydı. Evde kocasını bulamayan emniyet güçleri evdeki kadın çocuk ve yaşlıları alıp zindanlara atmışlardı. Dünyanın hiç bir yerinde bir suçlunun yerine bir başkası cezalandırılmaz.”

Daha binlerce hikayesiyle o günler geride kaldı. Çok şükür yargılandıklarını da gördük. Bütün bunları cahil okumamış insanlar yapmadı. İyi eğitim almış, hatta yurt dışında yetiştirilmiş birkaç dil bilen, Cumhuriyet balolarında elinde kadeh dans ederken gördüğümüz centilmen, şık beyler yaptı. Dillere destan Harbiye eğitiminden geçmiş çocuklar yaptı. Diyarbakır hapishanesinde ki Yüzbaşı Yıldıran gibi, başarılı pırıl pırıl teğmenler mezun eden okulun öğrencileri yaptı. 28 Şubat ta ve sonrası davalarda gördük ki binlerce Yüzbaşı Yıldıran’la birlikte yaşamaya devam etmişiz. Ve hala ediyoruz belki… Umarım Harbiye eğitimine çeki düzen vermiştir artık. Bu milletin çocuklarını bu millete karşı yetiştirmiyordur.

Yapılanlar kelimelere kitaplara sığmaz. 12 Eylül’ün hala adam gibi bir filmi çekilmemiştir. Sanırım kol kırılır yen içinde kalır diye düşünüyoruz. Ülkemizin imajı için belki de böylesi hayırlıdır.

İçimde bir yılan kıpraşıyor, ince bir zehir

Aha! tam şurama çörekleniyor engerek

Anlıyorum ihtilale beş kala gülüm

Anasını emmekten sıkılan çocuklar

Ağzı süslü amcalara koşmuşlar