Aklı sıra Erdoğan’ı toplum ve kendi tabanı nezdinde sıkıştıracak ya. Aklı sıra “bak siz Erdoğan’ı dini bütün biliyorsunuz ancak ‘güncelleme’ falan diyor (Erdoğan’ın kastının içtihat olduğunu bile bile), dini değiştirmeye çalışıyor, artık ondan vazgeçin” algısı oluşturacak ya. Aklı sıra dindar mahallenin tribünlerine göz kırpıp siyasi prim elde edecek ya…

         Muhterem Kemal Hocaefendi şöyle buyurmuştu:

         “Müslümanlıkta güncelleme olmaz. Kur’an’ımız var, temel ilkeler oradadır, bitti. Dolayısıyla ona bakacağız, orada ne yazıyorsa inanacağız ve ona göre yolumuza devam edeceğiz.”

         Her Müslüman’ın, altına imza atacağı sözler. Kemal hocaefendinin rehberliğinde bakalım ki Kur’an’ımız ne diyor?:

         Şer’i hukuka göre yaşamımızı tanzim etmemizi emrediyor.

         Şer’i hukuk/Şeriat nedir peki?: Allah’ın koyduğu, inanılmasını ve yaşanmasını emrettiği i’tikadî, içtimaî, iktisadî, hukukî ve ahlâkî kanunların bütünüdür. Yâni şeriat İslâm’dır. Kur’ân’dan ve hadislerden çıkan hayat nizamıdır.

         Ya şeriat hangi kutsal kitapta yer alır?: Muhterem Kemal hocaefendinin bahsettiği yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yer alır.

         Şeriatı o kutsal kitapta bize emreden kim, kimin hükmüdür?: Kur’an-ı Kerim’de bu hükümleri bize emreden, bu hükümlere göre yaşamamızı tanzim etmemizi buyuran Rabbimiz Allah’tır.

         Özür dileriz muhterem Kemal hocaefendi!

         Siz herkesi İslam’a davet ettiğinizde, biz, “ayyy ne kadar gerici, yobaz, çağ dışı, 1400 yıl önceki kaide ve kurallar” falan deyip burun kıvırdığımız için!

         Siz kılık kıyafet hürriyeti istediğinizde biz, “kamu kurumlarında böyle bulunulur mu?” (Allah’ın emri gereği başını örtenlere) “örümcek kafalılar” deyip hadsizlik ettiğimiz için!

         Siz ehli sünnet hareketlerin hak ve hukuklarını savunduğunuzda biz, “İrtica geliyor” diye yüz ekşittiğimiz için!

         Siz ibadet ve ifade hakkını talep ettiğinizde biz, “laiklik elden gidiyor, yetişin aaa dostlaaar” diye feryat-figan ortalığı velveleye verdiğimiz için!

         Siz, “eğitim hakkı insanın en tabii hakkıdır, kısıtlanamaz, engellenemez” dediğinizde biz, “ülke Malezya’ya, İran’a döndü. Bu şekilde okumak isteyenler Arabistan’a…” deyip ahlaksızlığın ve zorbalığın dibini bulduğumuz için!

         Siz “bizler Müslüman’ız, dinimiz gereği kutsal kitabımızı çocuklarımızın küçük yaşta (malum ağaç yaşken eğilir) okumalarını sağlamalı, onunla amel etmeleri için çalışmalıyız” derken biz, “güzelim bale dururken, bu yaşta Kur’an öğretilir mi?” deyip Kur’an-ı Kerim’i okumayı, öğrenmeyi 13 yaşa kadar yasakladığımız için!

         Siz çocuklarımıza namaz kılmalarını telkin ederken biz, fişlemek için adeta elimizde büyüteçle haşere arar gibi okul mescitlerinde namaz kılmaya çalışan öğrencileri aradığımız için!

         10-15 yıl önce Kemal Hocaefendi’nin sarf ettiği sözleri bırakın bir parti liderinin, alelade bir insanın telaffuz etmesi, laiklik şövalyelerinin, cengâverlerinin(!) AYM’ye başvurusu üzerine, mahkeme salonlarında sürünmesi, hapishane hücrelerinde çürümesi için tek başına yeterli “delil” ve “dini siyasete alet etme” cürmünden, laikliğe şirk koşuyor olmaktan derdest edilmesine sebepti.

         Muhterem Kemal Hocaefendi’nin sarf ettiği, savunduğu sözler, Türkiye’nin nereden nereye geldiğinin de bir haritası gibi. Geldiğimiz nokta, Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye’de gerçekleştirmiş olduğu fikir, ifade, irade, inanç hürriyeti devrimini ortaya koyuyor.

         Bu arada hayrlı Perşembeler Ayşenur Arslan Teyzeciğim, sen üstüne alınma Kemal Hocaefendi!

         Ressam Bob, “Şuraya da dini, siyasete alet eden bir sahtekâr çizelim” demiş midir?!