Ekonomi alarm veriyor…

Zamlar gelmeye devam ediyor…

Halk tedirgin, yatırımcının kafasında soru işaretleri, elinde üç kuruş parası olanlar eriyen parasının derdinde, devlet çıkmaz sokaklarda kendisine çıkış arıyor.

Velhasıl zor günlerden geçiyoruz.

Belki sıkışmadığımız kadar sıkışacağımız bir döneminde kapıları açılıyor olabilir.

Hazırlıklı olmamız lazım!

Farkında olmamız gerekiyor, İktidara laf atmadan önce Merkez Bankası ve piyasanın durumu hakkında yeterli bilgiye sahip olmamız lazım.

Ülke olarak cebimizde olan para belli, ihtiyacımız olan para ve piyasanın hali belli. Şu şartlar altında Türkiye’nin acil sıcak paraya ihtiyacı var. Eskiden bu ihtiyacını Arap ülkelerinde kapalı kapılar arasında yapabiliyorken, bugün bize para verecek tüm ülkeler Amerika’nın ciddi takibinde. Amerika Türkiye’ye kimsenin yardımcı olmasına müsaade etmiyor. IMF kapısına gitmemizi istiyorlar. IMF kapısına düşen bir ülkeye istedikleri her şeyi çok daha rahat yaptırabileceklerini biliyorlar. Bunu çok iyi koz olarak kullanmak için gün sayıyorlar.

Papaz Brunson falan hikâye, Papazı versekte bu saldırıları durmayacak. Dünyanın ekonomik olarak yüzde %25’ni Amerika elinde tutuyor. Bu çok ciddi bir güç demektir. Böyle bir ülkeyle ikili ilişkilerde sürtüşmeninde ekonomik olarak ciddi karşılığını bugün olduğu gibi görüyoruz.

Peki, ne yapmalıyız?

Milli ve onurlu bir duruş sergilemek sadece cephede değil, aynı zamanda vatandaş olarak günlük hayatımızda takınmamız gereken bir tavır olarak karşımızda duruyor.

Öncelikle Cumhuriyet tarihinden itibaren özgürlüğü ve bağımsızlığında tamamen temsili olarak yaşayan Türkiye, bugün itibariyle dik duran bağımsız bir ülke görüntüsüne hakimdir. Gerekirse halk olarak elimizde avucumuzda ne varsa devlet ile paylaşıp bağımsızlığımızdan taviz vermememiz gerekiyor.

Dün bu topraklarda darbe yapıp başarısız olan batılıya, bugün para için yalvarmamamız gerekiyor. Gerekirse ekmek peynir yiyerek sabırlı ve dik duruşumuzdan asla taviz vermememiz lazım. Tek göstergemiz ekonomi olmamalı, başka değerlerimizin de bizi biz yaptığının farkında olmalıyız.

Bize ekonomik baskılarla diz çöktürmeye çalışan Amerika’ya karşı Rusya halkı kadar tahammüllü ve liderinin arkasında duran bir görüntü vermeliyiz. Ekonomisi bozulduğunda liderini terk eden bencil ve ben merkezci hareket eden bir toplum olmaktan uzak, yek vücut olan bir millet şuurunda olmamız gerekiyor.

Dolar 10 lira yada 15 lira olduğunu fark edelim, daha az gezer, daha az yer, daha eski araçlara biner, daha eski telefonlar kullanmaya mahkûm kalabiliriz. Ancak bu bizim milli duruşumuzdan taviz vermemizi gerektirmez.

Bir millet ne kadar devletinin arkasında durursa, devleti diğer devlete karşı o kadar dik bir duruş sergiler. Düştüğünde yanında olan dost arıyorsan, devletinin ekonomik sorunlarında da yanında olmayı bir vefa olarak görmek gerekiyor.

Bu dönemler vatandaş olarak vefamızı ve bağlılığımızı göstermemiz gerektiği zamandır.

Bilinçli olalım, razı olalım, rıza gösterelim, paylaşmayı ve gerektiğinde azla yetinmeyi bilelim. Okçular tepesini asla terk etmeyelim. Yanar söner insan olmaktan uzak, ümmet olmanın hakiki bilincini yaşayalım.

Kumaşı barış ve kardeşlik üzerine yoğrulmuş olan bu millet üzerinde oynanmak istenen bu çirkin oyunlara asla müsaade etmeyelim. Vatanın bekası ve menfaatleri için şartlar ne kadar büyük olursa olsun sağduyuyu ve aklıselimi hiçbir zaman elden bırakmamamız gerekiyor. Dolduruşlara gelmeden zor günlerin üstesinden ancak birbirimize daha çok kenetlenerek ve milli birliğimize sahip çıkarak gelebiliriz. Bu topraklarda hayal kuran iç ve dış mihraklar her zaman olduğu gibi yine bozguna uğrayacaklar ve yaptıkları her şey başlarına yıkılacaktır.

Gün birlik olma günüdür, gün bu kutsal vatanımıza dört elle sarılma günüdür.