Değerli dostlar, 2018 yılını geride bırakmamıza çok az kaldı.
2018 yılı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK),rakamlarıyla enflasyon kasım ayında yüzde 1,44 gerileyerek yıllık bazda%21.62gerçekleşti. Bu rakam son 15 yılın en yüksek enflasyon rakamı oldu.
Bildiğiniz üzere Türkiye ithalat büyüme hedefleri olan bir ülke. 2018 yılında yaşanan kur artışlarına paralel olarak üretici ve tüketici ciddi makas arasında kaldı. Yurt dışından ürün ithal eden firmalar iç pazarda müşteri bulma sorunu yaşarken, kur birim maliyetleri arttığından ithalat yapmada zorluklar yaşandığı gözükmektedir.
2018 yılında gerçekleşen enerji zam oranları oldukları yüksek. Yapılan zamlar özellikle enerji sektöründe maliyetleri arttırdı. Üretici ciddi bir baskı altında kaldı. Üretimin temel saç ayaklarından olan “ elektrik ve doğalgaz” gibi kaynaklar maliyetleri arttırmaktadır. Buda tüketiciye ilave zam olarak yansımaktadır.
Enerji ve diğer sektörlerde hizmet veren firmaların çoğunluğu, dış kaynak borcuna ile büyüme gerçekleştiriyor. Dolar kurunun yaşanan artışlar, işletmelerin karşısında sorun olarak çıkmaktadır. 2018 yılını yedek akçeleri ile atlatmaya çalışan firmalar, 2019 yılında sıkıntılarla karşı karşıya kalabileceği öngörülüyor.
Hükümet özellikle perakende sektöründe yaşanan durgunluğu azalmak için 3 aylık bir süre ile “Enflasyonla Topyekün Mücadele Kampanyası” başlattı. Kampanya 10 Aralık 2018 tarihinde bitecek. Ümit ediyoruz ki; beklenen verim alınabilmiştir.
Ülkemiz, geçmiş yıllarda sürekli büyümesini gerçekleştirebilirken, 2019 yılında da büyümesine devam etmesi gerekmektedir. Aksi durumda işsizlik ve fiyatlarda ciddi artışlarla karşı karşıya kalınabilir.
Öngörülere bakıldığında 2019 yılında ihracatın artması bekleniyor. İç piyasalarda ise talebin 2018 yılına göre biraz daha azalacağı bekleniyor. Bu da yapılan ithalatın çoğunluğunun dış pazarlara ihracata dönüşme sonucunu doğuracaktır.
Turizm sektörü için 2019 yılı beklentileri kur pozisyonuna bağlı olarak yüksek beklenmektedir. 2019 yılında Türkiye turizm rekoruna ulaşabilir.
TL’nin değer kaybı turizm sektöründe ciddi talep oluşturacağı öngörülüyor.
Türkiye 2018 yılı ilk çeyrekte 7,4 büyüme gerçekleştirdi.2018 yılı 6 aylık büyüme rakamı ise 6,2 oldu.
2017 Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 851 milyar dolar olarak tahakkuk etmişti. Kurda yaşanan artış neticesinde 2018 yılında GSYH 775 milyar dolara indi.
Kişi başına düşen gelir (Gayri Safi Milli Hasıla) 2014 yılında 12.112 Dolar’dan 2018 yılı ortalaması 9.385 dolar seviyesine düştüğü gözükmektedir.
Gelişmekte olan piyasalarda yaşanan sorunlar, ABD ve Çin arasındaki ticaret gerilimi, Fed’in faiz artışları, dolar kurunun tırmanışı Türkiye’yi olumsuz etkilemektedir.
Türkiye’nin en ciddi problemi cari açıktır. Cari açık ve sermaye dengesi açığı oluşması; kur artışı sonucunu doğuruyor. Bunun neticesinde kriz algısı oluşturuyor.
Türkiye’nin ekonomisi inşaat sektörünün itici rolüne alışkın durumdadır. İnşaat sektöründe yaşanan resesyon neticesinde bu sektörü besleyen diğer sektörlerde de durgunluk oluşuyor.
Hükümet resesyonda olan sektörlere yönelik yaptığı vergi indirimleriyle ekonominin nefes almasını sağlıyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Berat Albayrak’ta ‘kötü günler geride kaldı’ açıklaması toplumda iyi bir umut oluşturdu.
Merkez Bankasında 1,7 oranında rezerv artışı oldu. 7 liraları gören doların 5 li seviyelere düşmesi, faiz oranlarında yaşanan düşüşler, tahvilde yaşanan yabancı talepleri olumlu sonuçlar doğuruyor.
İçeride yaşanan sorunların usul usul çözüleceğini ümit ederek, konut sektöründe stokların erimesi de ekonomiye ciddi bir sinerji katacaktır.
Ümit ediyoruz ki; 2019 yılında daha iyi rakamlarla karşılaşabiliriz.