Değerli Dostlar, artık geldiğimiz dönem mi desek çağ mı desek bilmiyorum, gerçekten ilişkilerin tahrip olduğu bir zamandan geçiyoruz.
Bencillik her yıl zam şampiyonu…
Hakiki dostluklar, iyi günde kötü günde yanında olma gibi değerler lafta yürüyor..
Para tüm ilişkilerde kalplerin merkezinde…
İkili ilişkiler ticarete dönüşmüş, parana göre evlilikler, okullar, eğitimler, dostluklar, aşklar falan filan işte…
Karı koca ilişkileri para pul ilişkilerinde yaşanan sorunlar neticesinde sırf çocuk var diye devam ettirilen evlilikler çöplüğüne dönüşmüş halde..
Evlilik yaşları çok ileri noktalara sürüklenmiş durumda..
Kozmetik sektörü her yıl büyümeye devam ediyor, estetik cerrahisi taleplere yetişemiyor.
Her şey beden ve güzellik ekseninde gelişmeye devam ediyor. Herşeyin kütlesi ile ölçüldüğü dönemdeyiz.
Çin malı kalitesinde yaşıyoruz hayatı…
Yediğimize içtiğimize soluduğumuza dikkat etmiyoruz…
Sürekli daha çok para kazanmak için mücadele ediyoruz…
Haram helal sınırlarını kapıldığımız hırsların etkisiyle çoktan geçmişiz..
Yeter ki olsun da nasıl olursa olsun havasında yaşıyoruz…
Kibirli, sürekli boy ölçüştüren, onun varsa benim neden yok kıvranışlarıyla meşgul olmaktan, yaşadığımızı hissetmeyecek noktalara gelmişiz..
Sokaklar gergin, insanlar huzursuz, gülen suretlerden daha çok gergin ve asabi yüzlere bakıyorsunuz..
Herkes ellerindeki telefonlarla uyuşmuş, gülücükler emojilerle, selamlar “slm” olmuş..
Komşuluk ilişkileri enflasyondan daha hızlı kötüye gidiyor, selamı, günaydını birbirinden esirgeyen bir topluma doğru jet hızıyla ilerliyoruz..
Peki, bunca olumsuz cümleden sonra, yok mu güzel birkaç şeyler, diye soranlar olacak.
Şimdi dününde Osmanlı gibi cihana hükmetmiş bir imparatorluk olan bir milletin çocuklarının, bugün birbirine selam vermekten bile kaçınır hale gelmesi bizim dünden bugüne eriyen değerlerimizin ne hale geldiğinin fotoğrafıdır.
Osmanlı gibi bir medeniyette her şeyin en kalitelisini yaşayan millet bugün örf ve adetlerinden bile kopmuş durumda, geçmişini inkâr eden, modernlik virüsüne yakalanmış biçare ortalıklarda böyle ne olacağını bilmeden kendisine kimlik arıyor.
Bize de düne bakıp bugüne ancak öfkelenmek düşüyor.
Kızıyoruz…
Hırslanıyoruz!
Ama vazgeçmiyoruz… sen diyoruz… işte orada merkezdeki sen… ve burada merkezdeki ben..
Her şey bizde saklı aslında. Değerlerini terk etmeyen, düşeni kaldıran, yetimi doyuran, kibir yerine tevazuyu tercih eden, para yerine dürüstlüğe değer biçen bizlerle olacak her şey.
Küllerimizden yeniden doğmak için, ne varsa modernlik adı altında bizlere dayatılan, önce bunları birer birer fark edip ardından ise terk etmekle başlayacak her şey.
Vazgeçmeyeceğiz!
Geçmişimiz ve güçlü bağlarımızın değerini kaybetmeden anlayacağız, daha çok okuyup daha az elektronik eşya esiri olacağız.
Ana baba, akraba, eş dost, komşu ve sokakta gördüğümüz her insana önce biz selam vererek adım atacağız..
Çünkü ne diyoruz: Bizden başka biz, bu vatandan başka vatanda yok!
Namazdaki gibi safları sıkılaştıracağız, naif, hassas, düşünceli, kültürüne, örf ve adetlerine bağlı nesiller için önce kendimizi düzelteceğiz.
Tebessümü, selamı sabahı önce biz vereceğiz, başkalarına tebessümlerimizi bulaştıracağız. Selamlarla sokakları renklendireceğiz.
Ve önce düşeni biz kaldıracağız, kim varsa el uzatacağız, bıkmadan yorulmadan…
Olacak olacak…
Bizimle olacak…
Hadi gel sarılayım sana…
Selamun Aleyküm…..