İlkbahar ve yaz ayını geride bıraktık. Tatiller, piknikler ve dışarıda geçirilen zamanın arttığı dönemlerde çevre temizliği konularında yine yerinde sayan bir ülke olduk.
Şüphesiz çevre temizliği eğitimli ülkelerin enleri arasında ciddi bir yer alıyor. Çevre temizliğinin önemi hakkında yeterli eğitim almamış toplumlarda çevre bilinci de ne yazık olmuyor.
Millet olarak; evlerimiz pırıl pırıl ama sokağı kendi sokağımız olarak benimseyemiyoruz. Çöpleri vurdumduymaz şekilde sokaklara fırlatıyoruz. Trafikte araçların camlarından atılanları gördükçe, deniz kenarlarında bırakılan çöplere çaresizce baktıkça, yollara, sokaklara tüküren tiplere şahit oldukça ne yazık ki içimizden kıyametler koparıyoruz.
Bütün bunlar aslında nasıl bir toplumsal kültüre sahip olduğumuz hakkında bizlere bilgi veriyor.
Bir toplumda bu bilinç yeterince oturmadığında “ çevre “ bilinci oluşması da mümkün olmuyor.
Tüm bu alanlar insanın yaşaması için inşa edilmiştir. Devlet 100 kişi ise halk olarak milyonları oluşturuyoruz. Her şeyi devletten beklemek insan olarak en büyük hatalarımız arasında. Çevre duyarlılığı kültürümüzün bir parçası, ancak bizim kültürümüzde çevre ne yazık yeterince değer görmüyor.
Hatta bu konularda özellikler sahilleri, plajları ve ormanlarımızı bir ziyaret edip, bu gözle bakmanızı tavsiye ediyorum.
Eğitim alanlarında da durum çok farklı değil. Öğrencilerimiz yediği abur cuburların poşetlerini yerlere atıyorlar.
Şimdi böyle yetişen bir gençlikte yeterli çevre bilinci oluşur mu?
Muhakkak ki oluşmaz.
Sadece okul içinde bunu sınırlamayalım. Bu gençlik okul sınırları dışında da aynı tavrı gösteriyorlar. Yine çöplerini çok rahat bir şekilde sokağa atabiliyorlar.
Geleceğimiz olarak gördüğümüz bu gençlik için çevre bilinci oluşmuş olsa, çevrenin diğer adının doğa ve yaşam olduğunu anlasalar, çevre temizliğinin özenle korunduğu ülkelerde yaşamak için gerekli olantemiz hava ve oksijengerekli olduğunu bilseler, ayrıca doğada hayatını sürdüren bitki ve hayvanlar için öneminin farkına varsalar, çevre demek hayat demektir bunu anlasalar, ancak o zaman çöpsüz bir dünyanın gerçek güzelliğinin farkına varırlardı.
Gelişmiş ülkelerde herkesin çöplerinin güzel bir şekilde çöp kutusuna attıklarını sadece videolarda izlemez, aynı tavrı gösterirlerdi. Evlerinin önününde evlerinin içi kadar temiz ve düzenli olmasının gerekliliğini anlardılar.
Yerlere tükürmeyen, ormanlarını seven, ağaç dostu, okul sıralarına zarar vermeyen, doğada ateş yakmayan, hayvanları seven bir gençlik olurdular.
Ancak ne yazık kibugün için böylesi bir kültürü görmek mümkün değil. Çok kısa vadede olacağını da düşünmüyorum.
Bu bilinç okul, aile ve çevre birliği ile oluşacak bir kültürdür. Çöpünü atarken yüzü kızaracak, utanacak ve yapamayacak bir duygunun hakim olması gerekiyor.
Peki, biz ne yapacağız?
Önce millet olarak aile içerisinden bu eğitimi ve bilinci oluşturacağız. Çocuklarımızla zaman zaman çöp temizlemek için belirli bölgeler seçip sosyal faaliyetler yapacağız. Ağaçları, doğayı ve temizliği farklı materyallerle anlatacağız. Eğitim sisteminin içerisinde temizlik adı altında çok daha detaylı “eğitimler” vereceğiz. Sosyal Medya ve televizyonlarda bunun farkındalığı için özel çalışmalar düzenleyeceğiz. Dizilerde buna yer vereceğiz.
Her nerede olursak olalım, sokakta, piknikte, deniz kenarında, okulda, işyerinde mutlaka evimizde olduğumuz gibi davranmak gerektiğini çocuklarımıza aşılayacağız.
En önemlisi de şunu unutmayacağız.
Temizlik imandandır.