Geçtiğimiz hafta ihanet şebekesi FETÖ ile ilgili iki ilginç hadise yaşandı.
Birincisi; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), gizli bir tanığın aleyhte ifadesi ile birlikte Bank Asya’da hesabı olduğu ve ByLock kullandığı için mahkûmiyet alan öğretmen Yüksel Yalçınkaya’nın yaptığı başvuruyu karara bağlayarak Türkiye’nin insan hakları ihlalinde bulunduğuna hükmetti.
İkincisi; Bilindiği gibi bu yıl 60’ıncısının planlandığı ‘Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Belgesel Yarışması’nda FETÖ propagandası yaptığı belirlenen ‘Kanun Hükmü’ filmi, gelen tepkiler üzerine komitece seçkiden çıkarıldı.
Müteakiben, FETÖ ve PKK medyasının kopardığı yaygara neticesinde geri adım atıldı ve film tekrar listeye konuldu.
Bu durum, Kültür Bakanlığı ve diğer sponsorların desteklerini çekmelerine neden oldu ve daha fazla direnemeyen Antalya Belediye Başkanı festivali iptal etti.
Tüm bu gelişmelerin ardından FETÖ’cüler girdikleri inlerden başlarını çıkararak koro hâlinde tezvirata başladılar.
Dikkat buyurun, hadisenin kahramanlarından birisi AİHM, diğeri Kemalist ve seçkinci reaksiyonlarıyla maruf festival komitesi…
Komitenin, süreç boyunca FETÖ’ye aleni desteği, kendilerinin bile yadsımadığı bir gerçek olarak geçti kayıtlara…
Türkiye düşmanı odakların kontrolündeki yanlı mahkemeye gelince…
AİHM’nin Türkiye’de, başta PKK olmak üzere bütün bölücü ve terör örgütlerini arkaladığı herkesin malumu…
Buna mukabil ‘laiklik karşıtlığı’ gerekçeleriyle ceza alan kim varsa, bu mahkeme tarafından suçlu bulundu.
Refah Partisi’nin kapatılması kararını onaylayan, başörtüsü zulmü davasında Leyla Şahin’i suçlu bulan ve İBB Başkanlığı’ndan alınıp hapse konan Recep Tayyip Erdoğan’ın davasıyla ilgili, bırakın karar vermeyi dosyanın kapağını bile açmayan bu İslam düşmanı yanlı mahkeme, söz konusu FETÖ olunca anında harekete geçti ve Türkiye aleyhine karar aldı.
Şu ayrıntıya dikkat lütfen…
Ne zaman ki bu vatan haini örgüt Müslüman gibi görünmekten vazgeçip alenen İslam’a düşman bir pozisyon aldı, işte o zaman AİHM de onları desteklemeye başladı
Bu gelişmeler açık bir biçimde gösteriyor ki Amerika ve Avrupa, mezkûr ihanet şebekesini bütünüyle koruma altına almıştır ve tekrar fitnenin baş aktörü olabilmesi için bütün imkânlarını kullanmaktadır.
Bu aleni destekten cesaret alan FETÖ’nün, çekildiği inden çıkarak tekrar devletin kılcallarına sızma operasyonuna giriştiğini görmemek içinse sanırım kör olmak icap eder.
Geçmişte, başta KPSS olmak üzere her alandaki devlet kurumlarına giriş sınavlarının sorularını çalıp devlete ve millete ihanet edecek olan teröristlere veren ve bu mazlum halkın haklarını gasbeden malum örgütün yeniden baş çıkarması, yakın bir tehlikeye maruz kaldığımızın resmidir!
Evet, mesele gayet ciddidir ve gösterilebilecek en küçük ihmal, vahim hatalarının birbiri ardına sökün etmesine neden olabilir.
Tüyü bitmedik yetimlerin hakkını fütursuzca ve ahlaksızca yiyebilen böyle bir yapının, bulduğu en küçük fırsatta, geçmiştekinden daha zalim ve acımasız olacağını asla hatırdan çıkarmamak gerekir.
Aksi takdirde dönüşü olmayan bir yola girmek mukadder olur!
Unutmamak lazımdır ki pişman yahut ıslah olmuş FETÖ’cü yoktur, ihanet etmek için fırsat kollayan acımasız ve vicdansız bir terör örgütü vardır!