Kültürümüzde teşekkür etmek, şükretmek ve kanaatkâr olmak önemli özelliklerdir, her ne kadar giderek azalsa da. Ayrıca evlilikte giderek maddi göstergeler daha fazla önem kazanmakta, bu durum da belli bir süre sonra ihtiyaç ve tatmin eşiğinin giderek yükselmesine, neticede doyumun azalmasına yol açmaktadır. Önceleri büyüklerimiz belki eşine fiziksel hediyelerden çok manevi hediyeleri daha fazla verdiği için evliliklerin süresi daha uzun oluyordu.
Günümüzde yeni evli ailelerde kimsenin doğum günü unutulmuyor hatta unutulduğunda büyük krizler yaşanabiliyor, kimse evlendiği günü, tanıştığı günü, ilk bakıştığı günü vesaire hiç unutmuyor ama neden doyum ve uyum giderek azalıyor? Çünkü manevi doyum kaynaklarını sistematik olarak yaşamımızdan çıkarıyoruz. Büyüklerimiz aralarında sorunlar olsa da eşlerinin kendilerinden razı olduğunu ve hem Allah katında hem de kullar arasında hüsn-i şehadet edeceklerini bilirlerdi. Ağızlarından şükür ve hamd eksik olmazdı. Belki eşlerinin yüzlerine karşı sevgi sözcükleri kurmayı beceremezlerdi mahcubiyetlerinden ama her iki taraf ta başkalarına kendileri için iyi şeyler söylediklerini hissederlerdi.
Evlilikte hediyeleşmek önemlidir makul ölçülerde olduğu sürece tabi ki, ancak maddi huzuru manevi huzurun, maddi sevgiyi manevi sevginin önüne geçirdiğimizde ve bunu sürekli yaptığımızda eşimizin doyum eşiğinin yükseleceğini unutmayalım. Manevi boyutla desteklenmeyen maddi ödüller ve hediyeler belli bir süre sonra duyarsızlaşma ve tükenmişliğe yol açar. Eşimize verebileceğimiz en güzel hediyenin ona zaman zaman söyleyeceğimiz “Rabbim senden razı olsun”, “İyi ki Rabbim seni karşıma çıkarmış”, ‘Benim için çok değerlisin ve önemlisin” sözleri olduğunu unutmayalım. Bu tür sözler ve tutumlar hem eşimizi hem de Rabbimizi hoşnut eder. Ötekilerin ise bizi uzun vadede mutlu etmediğini gözlemliyoruz.
Dualar müşterek olsun. Mayamız sağlam toplum olarak Elhamdülillah. Biraz toparlansak kendimize geliriz hatta kendimizi de geçip daha iyi noktalara gelebiliriz. Bunun için önce mevcut durumu tespit etmek, bu duruma yönelik içgörü ve farkındalık kazanmak, hatalarımızı saptamak ve bunları bir an önce düzeltmek için devlet ve millet olarak el ele vermek gerek. Ayrıca sorunların oluşmaması için önlemleri de çok net biçimde almalıyız.
Araştırmamızda eşlerin yönelik birbirlerine yönelik pozitif algılarını değerlendirdiğimiz ilk soruda “Eşinizden onur duyar mısınız?” diye sorduk. Bu soruya katılımcıların %83’ü evet, %6’sı hayır, %11’i kararsızım cevabını verdi. İkinci soruda “Eşinizi olduğu gibi kabul eder misiniz?” ifadesine, katılımcıların %72’sinin evet, %11’inin hayır, %17’sinin kararsızım cevabını verdiğini bulduk. Son soruda toplum olarak eşlerin birbirine dua edip etmediğini inceledik ve gayet iç açıcı bir rakam elde ettik. “Eşimin iyi olması için dua ederim” sorusuna katılımcıların %91’inin evet, %5’inin hayır, %4’ünün kararsızım cevabını verdiğini gördük.
Selametle…