Bugün, 28 Şubat felaketinin 21. yıl dönümü. Yaşı 30’dan küçük olanların hayal meyal hatırlayacağı darbe, kendini devletin gerçek sahibi olarak gören devşirme statükocuların halt yemesiydi. Birtakım odaklar, “Yahu bu Müslümanlar iktidara bile geldiyse vay halinize! Tiz kellelerini vurun. Yoksa İran’a dönersiniz!” paranoyası ile NATO’cu askerleri gazladı. Onlar da Kemalist rejimi korumak adına, yaklaşık yüz yıldır tanımı hiç değişmeyen iç düşman (irtica, cemaatler, mütedeyyin insanlar…) mahfillerinin kökünü kurutmak üzere harekete geçtiler. Merve Kavakçı soslu kaos planı tıkır tıkır işledi!..

Devam edelim…

Bu siyasi kâbusu da mezara gömecek olan 50 artı 1’le gelecek yeni sistem ‘sağ’ın adacıklarını birleştirecek. Yani konsolide edecek. ‘Anonim şirket’ CHP ile o cenahtaki partiler de konsolide olacak. Olmak zorunda kalacak. Çünkü artık iki sütunlu bir demokrasi inşası gündemde.

1960 darbesi ile kırılan yapı yeniden ayağa kalkacak. Blok bu sefer bölünmeyecek, parçalanmayacak.

Yüzde 20-30 arası AP, yüzde 12-15 arası MSP, yüzde 7-14 arası MHP fotoğrafı gazete arşivlerine ve YSK’nın depolarına kilitlenmiş olacak. Müdahale ve manipülasyon için elverişli görüntü ortadan kalkacak. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası beli kırılan askerin NATO’cu kanadı da Kemalizm paravanının arkasında artık borusunu öttüremeyecek!

12 Eylül dönemini hatırlayın…

‘Kutsal devlet’in her şeyi Kemalizm adına yaptığı…

İki seneyi Atatürk Yılı ilan ettiği günler…

Yunanistan’ın NATO’ya girmesine icazet veren bu askerler değil miydi?

Süleyman Demirel’in 1975’te kapattığı ABD üssü ve 60 tesisi açan, 4 bin Coni’yi Türkiye’ye davet edenler bu NATO’cu Kemalist askerler değil miydi?

Sivil siyasi iradenin kovduğu ABD askerlerini geri çağıran irade nasıl Kemalist olabilir, anlamak mümkün değil!

Ve bütün bu rezilliği konuşamamak…

Kemalizm veya Atatürkçülük kılıfı altında yapılan bir yığın kepazeliği neden kimse tartışmıyor, konuşmuyor?

Kimse çıkıp da “Kardeşim, Atatürk yaşasa böyle mi yapardı?” diye sorma ihtiyacı hissetmiyor, bunu tartışmaya açmıyor veyahut gündeme getirilmesini akletmiyor!

28 Şubat’ın işaret fişeğini 17 yıl önce yani 12 Eylül’de patlatan cuntacı Kenan Evren’e bakarsak Atatürk tam da bu!

Fötr şapka giymek, baston kullanmak, papyon takmak falan filan…

Başı sıkıştığında Batı’ya sığınan…

Ülkesinin tam bağımsızlığı için mücadele etmesi gerekirken ABD üssünü açarak askerlerini davet eden…

NATO canı istediğinde askerini milletinin üzerine salmaktan çekinmeyen…

Bir CIA projesi olan “Türkiye’nin en büyük düşmanı irticadır, Müslümandır” paranoyasına iman ederek ülkenin inançlı insanlarına karşı cellat kesilen bir şaşkınlık hali…

Uzatmayalım…

Bu akıl almaz aymazlık nedeniyle devlet ve millet çok acılar çekti…

Öyle ki…

Hiçbir pazarlık konusu yapılmadan Yunanistan’ın NATO’ya alınmasına icazet veren NATO’cu asker aklı Türkiye’nin AB dışında tutulmasının en önemli müsebbibidir. Şayet bu koz iyi kullanılmış olsa idi AB sınırı bugün Iğdır’dan başlıyor olacaktı.

İkinci önemli mesele ise…

ABD’nin ülkeye tekrar davet edilmesi ve üslerin açılmasıdır. Bu aymazlık bizi 40 yıl daha bağımsızlık mücadelemizden uzaklaştırmıştır!

Şayet bu peşkeş yaşanmasaydı Türkiye tam bağımsızlık fitilini 1975’te ateşlemiş olurdu.

İşte, 50 artı 1 akıl dağlarımızı tutan buzların erimesi için…

40 yıl önce söndürülen tam bağımsızlık mücadelesi alevinin yeniden harlanması için…

Büyük ve güçlü Türkiye için bir fırsattır.

Altında başka manalar aramak, siyasi mühendislik marifetiyle laf ebeliği yapmak…

En az 12 Eylül ve 28 Şubat cuntacılarının ihaneti kadar tehlikeli ve gereksizdir!..