Kadir İnanır’ın mirası üzerinden başlayan tartışma şimdi de ihmal iddialarıyla büyüyor. Yeğeni Levent İnanır, dayısına iyi bakılmadığını öne sürüyor. Peki sevgili Levent İnanır, madem ortada bir ihmal vardı, neden bugüne kadar sustunuz?
Türk sinemasının usta ismi Kadir İnanır’ın ardından başlayan miras tartışması, yeni açıklamalarla gündemden düşmüyor. Sanatçının mirasını hayat arkadaşı Jülide Kural’a bıraktığının açıklanması, başta yeğeni Levent İnanır olmak üzere ailede tepkilere neden olmuştu.

Levent İnanır, vasiyete inanmadığını söyleyerek dayısının servetinden yeğenlere hiçbir şey bırakılmamasını eleştirmiş; aileye ait topraklardan gayrimenkul satışlarına, koleksiyonundan birikimlerine kadar pek çok konuyu gündeme getirmişti.
Şimdi ise çok daha ciddi bir iddiayla karşımızda. Kadir İnanır’ın bakımında ihmal yaşandığını, sanatçının iyileşme sürecindeyken evde zatürre geçirdiğini öne sürüyor.
Elbette bu iddiaların doğruluğunu ortaya koymak için somut delillere ve ilgili kişilerin açıklamalarına ihtiyaç var. Ancak bir gazeteci olarak benim dikkatimi çeken başka bir konu var: Bu iddialar neden şimdi gündeme geliyor?
Dayınızın sağlığı söz konusu olduğunda neredeydiniz?
Levent İnanır, 2025 yılında dayısının hastanede tedavi gördüğü döneme ait görüntülerin elinde bulunduğunu söylüyor. Kadir İnanır’ın bakımında ihmal yaşandığını düşünüyorsa insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Bütün bunlar yaşanırken siz neredeydiniz?
Anlattıklarınızdan anladığımız kadarıyla aile bağlarınız güçlüydü. Dayınızla olan ilişkinizi, aile içindeki yakınlığı ve ona gösterdiğiniz saygıyı sık sık dile getiriyorsunuz.

Peki, madem bu kadar yakın bir ilişkiniz vardı, dayınızın iyi bakılmadığını düşündüğünüz dönemde neden sesinizi yükseltmediniz? Neden bugün anlattığınız olayları o gün sorgulamadınız? Kadir İnanır’ın sağlığı için endişe duyuyorsanız, bu endişenizi neden o gün kamuoyuyla paylaşmadınız?
İnsan sormadan edemiyor: Dayınızın sağlığıyla ilgili iddialarınız neden miras tartışmasının ardından gündeme geldi?
Bu sorunun cevabını en iyi siz verebilirsiniz.
Miras tartışması olmasaydı yine konuşacak mıydınız?
Vasiyete inanmadığınızı söylüyor, dayınızın birikimlerinden yeğenlere hiçbir şey bırakılmamasını eleştiriyorsunuz. Gayrimenkullerin satılmasını sorguluyor, Kadir İnanır’ın koleksiyonunu korumak ve bir müze açarak kız çocuklarının eğitimine katkı sağlamak istediğinizi anlatıyorsunuz.
Koleksiyonla ilgili düşünceniz elbette takdir edilebilir. Ancak miras konusundaki itirazlarınızla bakım ihmali iddialarınızın aynı tartışmanın içinde gündeme gelmesi, açıklanması gereken bir tablo ortaya çıkarıyor.
Şimdi size açıkça soruyorum: Miras konusunda beklentiniz karşılanmış olsaydı, Kadir İnanır’ın bakımına ilişkin bu iddiaları yine gündeme getirecek miydiniz?
Niyetinizi bilemem, sizin adınıza hüküm de veremem. Ancak açıklamalarınızın zamanlaması nedeniyle bu sorunun sorulması kaçınılmaz.
Çünkü vasiyetin geçerliliği başka bir hukuki mesele, bir insanın bakımında ihmal yaşandığını ileri sürmek bambaşka bir konudur. Birinde miras üzerindeki hak iddiası, diğerinde ise ciddi bir sorumluluk meselesi vardır.
Jülide Kural hakkındaki iddialar da somut delillerle değerlendirilmelidir. Ortada kanıtlanmış bir ihmal varmış gibi konuşmak doğru olmadığı gibi, iddiaları yalnızca miras tartışmasına bağlayarak peşinen geçersiz saymak da doğru değildir.
Gerçeklerin ortaya çıkması için belgeler, tanıklıklar ve varsa hukuki incelemeler konuşmalıdır.
Kadir İnanır’ın hatırasına yakışan, gerçeğin ortaya çıkmasıdır
Kadir İnanır, yalnızca bir ailenin dayısı değil; Türk sinemasına yıllarını vermiş, milyonların sevgisini kazanmış bir sanatçı.
Bugün onun mirasının kimlere kalacağından çok, son yıllarında neler yaşandığının açıklığa kavuşması önem taşıyor.
Levent İnanır, elinde dayısının bakımında ihmal yaşandığına ilişkin somut bilgiler bulunduğunu düşünüyorsa bunları ortaya koymalı. O dönemde ne bildiğini, hangi adımları attığını ve bugün dile getirdiği iddiaların hangi delillere dayandığını kamuoyuna açıklamalı.
Çünkü sevgili Levent İnanır, dayınızın hakkını savunmak yalnızca miras konusunda itiraz etmekle değil, bugün dile getirdiğiniz iddiaların arkasında durmakla da olur.
Benim gazeteci olarak merak ettiğim ve cevabını beklediğim soru şu: Kadir İnanır’ın bakımında ihmal olduğunu düşünüyorsanız, neden bu konuyu hastalık sürecinde değil de miras tartışmalarının ortasında gündeme getirdiniz?
Bu sorunun cevabı, bugün yaptığınız açıklamaların kamuoyu tarafından nasıl değerlendirileceği açısından da önemli.
Unutmayalım; ne miras tartışması gerçeğin önüne geçmeli ne de kanıtlanmamış iddialar kesin hükme dönüşmeli. Kadir İnanır’ın hatırasına yakışan, karşılıklı suçlamalar değil, gerçeğin bütün açıklığıyla ortaya çıkmasıdır.