Ben artık meseleye sadece “fon battı, yatırımcı mağdur oldu” diye bakmıyorum.

Ortada 455 binden fazla yatırımcının bulunduğu devasa bir yapı var.

Şimdi asıl soruyu soralım:

Bu sistemi kuranlar, yönetenler ve dar hacimli hisseleri astronomik değerlere taşıyanlar bunun bir gün patlayacağını bilmiyorlar mıydı?

Böylesine büyük bir yapının çökmesi halinde yüzbinlerce insanın mağdur olacağını ve ortaya çıkacak öfkenin hükümete ve doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’a yöneleceğini hesaplayamayacak kadar mı basiretsizdiler?

Hele Türkiye seçimlere doğru giderken...

Ben hukukçuyum.

İddia ile delili birbirinden ayırmak gerektiğini elbette biliyorum.

Bu nedenle hüküm vermiyorum; soru soruyorum:

Bu yalnızca organize bir finansal manipülasyon mudur, yoksa finansal manipülasyon üzerinden toplumsal öfke üreterek Recep Tayyip Erdoğan’ı siyasi olarak yıpratmayı amaçlayan daha büyük bir operasyonun parçası mıdır?

Varsa dış bağlantıları da, içerideki organizatörleri de, siyasi ve bürokratik uzantıları da araştırılmalıdır.

Para trafiğine bakın.

Kimlerin önceden çıktığına bakın.

Kimlerin olağanüstü kazanç sağladığına bakın.

Kimlerin sistemi yönettiğine bakın.

Ve en önemlisi, bu devasa mağduriyetin sonunda kimin siyasi olarak hedef haline getirildiğine bakın.

Tesadüf diyerek geçmeyin.

Ama delilsiz de hüküm vermeyin.

Devlet bu dosyanın yalnız parasını değil, arkasındaki iradeyi de ortaya çıkarmalıdır.

Çünkü mesele gerçekten buysa, karşımızdaki yalnızca bir borsa veya fon skandalı değildir.

Türkiye’ye ve siyasi iktidara karşı finans üzerinden kurulmuş çok daha büyük bir operasyon ihtimalidir.