Borsada yaşananların artık sıradan bir yatırım zararı, yanlış fon tercihi veya birkaç hissenin spekülatif yükselişi olmadığı açıktır.

Ortada çok büyük ve organize bir sistem vardır.

Borsada dar hacimli 100’e yakın hisseye fonlar yoğun şekilde girmiş, bu hisselerin değerleri 10, 20, hatta 100 kata kadar çıkarılmıştır.

Sistemin merkezinde organize hareket eden yaklaşık 150-160 kişi bulunmaktadır.

Bunların aracılığıyla bilgi alarak veya sistemin nasıl işlediğini öğrenerek bu mekanizmadan yararlananların sayısı ise yaklaşık 10 bindir.

Geriye kalan yaklaşık 450 bin insan ise mağdurdur.

Meseleyi doğru okumak için önce bu ayrımı yapmak zorundayız.

450 bin insanı, organize hareket eden 150-160 kişiyle veya sistemi bilerek kullanan 10 bin kişiyle aynı kefeye koyamazsınız.

Bugün ekonomi bürokrasisinin önünde son derece ağır fakat hayati bir görev bulunmaktadır:

Önce Türkiye ekonomisini ve sermaye piyasalarını bu enkazın altından çıkarmak.

Borsa toparlanacak.

Likidite sağlanacak.

Ödemeler başlayacak.

450 bin mağdurun mümkün olduğu ölçüde hakkı korunacak.

Ardından ikinci safhaya geçilecek:

Hesaplaşma.

Kim hangi fonu kullandı?

Kim hangi hisseye girdi?

Kim fiyatı şişirdi?

Kim önceden bilgi aldı?

Kim kime bilgi verdi?

Kim milyonları, milyarlara varan bu sistem içerisinde hangi yöntemle kazandı?

Bunların tamamı ortaya çıkarılmalıdır.

Ben Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bu işi hiç kimsenin yanına bırakmayacağını düşünüyorum.

Kim olursa olsun!

İster siyasetin içinde olsun, ister bürokraside…

İster finans çevrelerinde olsun, ister başka güç odaklarında…

İster içeride olsun, ister dışarıda…

Bu sistemin kurulmasında, işletilmesinde veya kullanılmasında sorumluluğu bulunan kim varsa ortaya çıkarılacak ve hesabı sorulacaktır.

Çünkü mesele artık birkaç fonun veya birkaç şirketin meselesi değildir.

Mesele Türkiye ekonomisidir.
Mesele sermaye piyasalarına duyulan güvendir.
Mesele 450 bin insanın alın teridir.

Devletin şu anda yapması gereken önce gemiyi limana sağlam biçimde ulaştırmaktır.

Gemi limana ulaştıktan sonra da bu fırtınayı kim çıkardıysa, kim bundan menfaat sağladıysa, kim milletin parasının üzerinden servet yaptıysa dosyaları önlerine konulmalıdır.

Ve ben inanıyorum ki Sayın Cumhurbaşkanı bu işin sonuna kadar gidecektir.

Kim sorumluysa, kim milletin parasına el uzattıysa, kim Türkiye ekonomisine zarar verdiyse; yaptığı burnundan fitil fitil getirilecektir.

Çünkü bu defa mesele yalnızca para değildir.

Bu defa mesele devlete, piyasaya ve millete karşı kurulmuş bir düzenin tamamen temizlenmesi meselesidir.