Bazı şehirler vardır; kendini anlatmak için uzun cümlelere ihtiyaç duymaz. Kokusu, yemeği ve belki de bir sofrası yeterlidir. Afyonkarahisar da böyle şehirlerden biri. Bu kez, “Lezzetin Hafızası Anadolu” temasıyla düzenlenen 8. Uluslararası Gastro Afyon Turizm ve Lezzet Festivali’nde gördüm ki gastronomi, toprağın, emeğin ve hafızanın dile gelmiş bir hâli.

Afyonkarahisar’ın 2019’da UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi alanında dâhil edilmesi, şehrin mutfak kültürünün uluslararası niteliğini tescilleyen önemli bir adım. Ancak benim için bu festivalin bir başka özel yanı da gastronominin nasıl anlatıldığını konuştuğumuz buluşmaydı. Çünkü bugün mutfağı anlatmanın yolları çoğaldı; fakat değişmeyen bir gerçek var ki: İyi anlatılmayan lezzet, zamanla unutuluyor.

Anadolu yemekleri Gastroafyon’daydı

Festivalin en anlamlı görüntülerinden biri, 81 ilin lezzetlerinin aynı sofrada buluşmasıydı. Anadolu’nun dört bir yanından gelen yemekler, adeta büyük bir kültür haritasına dönüştü. Her tabakta başka bir coğrafya, her lokmada başka bir hatıra vardı. O sofraya bakarken şunu düşündüm: Anadolu’nun ne kadar da zengin bir mutfağı vardı.

Gastro Afyon’da üreticiden şefe, geleneksel tariflerden genç yeteneklere kadar gastronominin bütün aktörleri aynı hikâyenin bir parçasıydı. Yöresel ürünler, ekonomik bir değer olmanın yanında kültürel mirasın taşıyıcıları olarak da karşımızdaydı.

Festivalde ziyaret ettiğim stantlar

Friggy

Bir Kaşıkla Başlayan Mutluluk

Bir kaşıkla başladı Friggy’nin hikâyesi… Afyonkarahisar’ın bereketli topraklarından, Frig Vadisi’nin ilhamıyla doğan Friggy, geleneksel lezzetleri genç ve modern bir ruhla yeniden yorumluyor. Leblebi kremasından fıstık ezmesine, tahinden protein kremalarına uzanan ürünleri; sade içerikleri, samimi lezzetleri ve modern ambalajlarıyla geçmişten gelen tatları bugünün dünyasına taşıyor. Aşpa Gıda’nın deneyimiyle büyüyen Friggy, Türkiye’den Avrupa’ya, Asya’dan Orta Doğu’ya uzanan bir lezzet yolculuğunda ilerliyor. Her kavanozunda biraz merak, biraz cesaret ve çocukluk anılarından süzülen tanıdık bir tat saklıyor. Çünkü Friggy için mutluluk, bazen yalnızca bir kaşığın ucunda başlıyor; damakta kalan lezzetle kalplere dokunuyor.

İkbal

Bir Asrı Aşan Lezzet Hikâyesi

1900’lü yılların başında Afyon’da mütevazı bir lokanta olarak başlayan İkbal’in hikâyesi, bugün bir asırlık bir başarı ve tecrübe yolculuğuna dönüşmüş durumda. Gıda, turizm, yeme-içme ve gayrimenkul olmak üzere dört ana sektörde faaliyet gösteren İkbal Grubu, değişen dünyanın ihtiyaçlarını takip ederek gelişimini sürdürüyor. Bu uzun yolculuğun temelinde ise müşteri memnuniyetini merkeze alan anlayış, kalite ve uluslararası standartlara uyum bulunuyor. İkbal, yalnızca ticari başarısıyla değil; insana, doğaya ve yaşamın her alanına duyduğu saygıyla da geleceğe bakıyor. Afyon’dan başlayan bu hikâye, bugün köklü geçmişiyle geleceğe uzanan güçlü bir değer olarak yoluna devam ediyor.

Harmancıklıoğlu Leblebi

Tavşanlı’nın köklü lezzet mirası

Harmancıklıoğlu Leblebi’nin hikâyesi, 1830 yılında İmam Zade Mehmet Efendi ile başladı. Kuşaktan kuşağa aktarılan leblebicilik geleneği, zamanla yenilikçi dokunuşlarla zenginleşti. Ailenin torunlarından Ali Efendi’nin Türkiye’de ilk acılı leblebiyi üretmesiyle başlayan yenilikçilik, sonraki kuşaklarda vanilyalı ve haşhaşlı leblebi çeşitleriyle devam etti. Bugün 43 farklı ürün çeşidiyle lezzet yolculuğunu sürdüren marka, geleneksel ustalığı modern üretim anlayışıyla buluşturuyor. Doğal nohuttan üretilen Tavşanlı leblebisinin köklü geçmişini geleceğe taşıyan Harmancıklıoğlu, yerel bir zanaatın yıllar içinde gelişerek ülke çapında tanınan bir lezzet kültürüne dönüşmesinin örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

MHD 03 Sucukları

Etin Baharatla Aşkı

Afyonkarahisar’ın köklü sucuk kültürünü yaşatmayı amaçlayan MHD 03 Sucukları, 2021 yılında üç ortağın girişimiyle kurumsal yolculuğuna başladı. Geleneksel üretim anlayışını benimseyen marka, “Etin Baharatla Aşkı” sloganıyla sucuk, pastırma, bez sucuk ve kavurma çeşitleri sunuyor. “Aldatan Aldanır” düsturunu benimseyen kurucular, katkı maddesi, gıda boyası, renklendirici, nitrat ve MSG kullanmadan üretim yaptıklarını belirtiyor. Büyük marketler yerine doğrudan tüketiciye ulaşmayı tercih eden MHD 03, butik üretim anlayışıyla hareket ediyor. Hayvanın bütününü değerlendirmeyi esas alan marka, Afyonkarahisar’ın sucuk geleneğini doğal ürünler ve güven temelli bir yaklaşımla geleceğe taşımayı hedefliyor.

Serdaroğlu Helva

Uşak’ın köklü lezzet mirası

Uşak’ta 1925 yılında başlayan Serdaroğlu Helva’nın hikâyesi, neredeyse bir asırdır aynı geleneğin izinde ilerliyor. Atalardan kalan ustalığı ve üretim kültürünü yaşatan marka, asırlık helva geleneğini özgün tariflerini koruyarak sürdürüyor. Geleneksel yöntemlerle, özenle seçilen kaliteli hammaddeler kullanılarak hazırlanan ürünler, geçmişin damak tadını günümüz sofralarıyla buluşturuyor. Hazır gıdaların yaygınlaştığı çağımızda doğallığa ve geleneksel üretime verdiği önemle öne çıkan Serdaroğlu Helva, her lokmada yılların birikimini ve emeğini hissettirmeyi amaçlıyor. Üretim atölyesi ve yerel mağazası Uşak’ta bulunan marka, köklü geçmişinden aldığı güçle bu eşsiz lezzeti gelecek kuşaklara aktarmayı sürdürüyor.

İtimat Sucukları

4 kuşaktır devam eden lezzet

Afyonkarahisar’ın köklü sucuk geleneğini yaşatan İtimat Sucukları, 1928 yılında Hacı Faruk Koçkan’ın öncülüğünde başlayan bir aile mirasını dört kuşaktır sürdürüyor. Güven ve kalite anlayışıyla temelleri atılan marka, yıllar içinde et ve baharatın uyumunu geleneksel ustalıkla buluşturdu. Yönetimi sonraki kuşaklara devredilen işletme, özgün tarifini koruyarak Afyonkarahisar’ın yöresel lezzetlerini sofralara taşıyor. Türkiye’nin dört bir yanında tüketicilerle buluşan İtimat Sucukları, kentin ziyaretçileri için de tercih edilen hediyelik ürünler arasında yer alıyor. Gelenekten aldığı güçle üretimini sürdüren marka, Afyonkarahisar’ın gastronomi kültürünü yaşatan aile işletmelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Tarhana Baba

1974’te Uşak’ta başlayan bir emek hikâyesi…

Mustafa Yeldanlı’nın tek başına, büyük zorlukları göğüsleyerek kurduğu bu yolculuk, bugün oğulları Serdar ve İsmail Yeldanlı tarafından aynı inançla sürdürülüyor. Geleneksel tarhana ve eriştenin yanında bebek, kızılcıklı ve mantarlı tarhanalarla yeniliklere öncülük eden Tarhana Baba, Uşak tarhanasının adını yıllardır Türkiye’nin ötesine taşıyor. 2011’de Berlin’de düzenlenen fuarda Uşak tarhanasını tanıtan aile, 21 gün fermente edilen, mevsimlik malzemelerle hazırlanan ürünleriyle geleneği yaşatıyor. “Annelerden sonra ikinciyiz” diyerek ürünlerine duydukları güveni dile getirirken, babalarının mirasını geleceğe taşımaktan gurur duyuyorlar. Çünkü onlar için tarhana yalnızca bir ürün değil, Uşak’ın kültürü, emeği ve hafızasıdır.