Bu konu günlerdir konuşuluyor. Sonunda Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan ifadeye çağrıldı. Peki neden?

Whatsapp Image 2026 09 15 At 10.02.11

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında senaristlerin “bilgi sahibi” sıfatıyla ifadeleri alındı.

Savcılıkta kendilerine şu soru soruldu:

Whatsapp Image 2026 09 15 At 10.02.12

“Kozinoğlu ile ilgili senaryo nasıl yazıldı? Herhangi bir kişi veya kurumdan etkilendiniz mi, size bir senaryo dayatması yapıldı mı?”

Üç senaristin cevabı ise oldukça net:

“Hayır, bize herhangi bir kişi ve kurumdan bir dayatma söz konusu değil. Bizim metnimiz doğal akışında ilerleyen bir metindir. Tesadüfen denk gelmiştir. Herhangi bir kasıt yoktur.”

Şimdi burada durup düşünmek gerekiyor.

Tesadüf mü?

Whatsapp Image 2026 09 15 At 10.02.12 (1)

Ben açıkçası buna bu kadar kolay “tesadüf” diyemiyorum.

Çünkü Kurtlar Vadisi’ni yıllardır takip edenler bilir. Türkiye’nin gerçekte daha sonra yaşadığı birçok olay, yıllar önce dizinin bölümlerinde farklı senaryolar içerisinde işlendi. Elbette bir dizinin senaryosunda benzer olayların geçmesi tek başına bir şey ifade etmeyebilir. Fakat mesele aynı örneklerin tekrar tekrar karşımıza çıkmasıysa, artık insanın aklına ister istemez başka sorular geliyor.

Whatsapp Image 2026 09 15 At 10.02.12 (2)

Kurtlar Vadisi Pusu’da yıllar önce işlenen 1 dolar sahnesi bunlardan biri değil miydi?

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından darbecilerin üzerinden çıkan 1 dolarlık banknotlar nedeniyle o sahne yeniden gündeme gelmedi mi?

Dizinin geçmiş bölümlerinde FETÖ’nün şifreleme ve haberleşme yöntemi olarak kullandığı seri numaralı 1 dolarların benzerinin gösterilmesi, yıllar sonra büyük tartışma yaratmadı mı?

Şimdi soruyorum:

Bu da mı tesadüf?

İşte benim kafamı kurcalayan nokta tam olarak burası.

Çünkü bir kez “denk geldi” dersiniz, iki kez “senaryo” dersiniz. Ama benzer örneklerin sayısı arttıkça insan ister istemez “Burada başka bir şey mi var?” diye sormaya başlıyor.

Hatta aklıma gelmişken bir tesadüfü daha hatırlatmak istiyorum.

Bu sahneyi bilen bilir.

Kurtlar Vadisi Pusu’da, 15 Temmuz darbe girişiminden yaklaşık bir ay önce Boğaz Köprüsü’nün ayağında çekilen bir sahne vardı. O sahnede geçen diyaloglar, darbe girişiminin ardından yeniden gündeme geldi ve birçok kişiyi şaşırttı.

Bir başka dikkat çekici ayrıntı ise Pana Film’in “Kurtlar Vadisi Darbe” filminin marka tescilini darbe girişiminden yaklaşık iki ay önce almış olmasıydı.

Bu durum doğal olarak şu soruyu akıllara getirdi:

“Darbeden haberleri var mıydı?”

Şimdi bütün bunları üst üste koyduğunuzda hâlâ her şeyi yalnızca “tesadüf” diyerek açıklamak bana inandırıcı gelmiyor.

Bakın, burada benim söylediğim “Kurtlar Vadisi her şeyi biliyordu” değil.

Benim söylediğim çok daha basit:

Bu kadar çok örnek varsa araştırılmalı.

Çünkü bir dönem Türkiye’nin en gizli meselelerinin işlendiği bir dizide, daha sonra gerçek hayatta karşılığını göreceğimiz bazı olayların, sembollerin ve gelişmelerin yıllar öncesinden senaryolara girmesi üzerinde ciddi biçimde durulması gerektiğini düşünüyorum.

Hele ki bugün Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili yeniden bir soruşturma yürütülüyor ve bu soruşturma kapsamında dizinin senaristlerinin ifadelerine başvuruluyorsa, mesele artık yalnızca “Kurtlar Vadisi yine bir şeyi bildi” şeklinde sosyal medya muhabbetinden ibaret değildir.

Ortada sorulması gereken ciddi sorular var.

Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili senaryo nasıl ortaya çıktı?

Senaristlere bu bilgiler nereden ulaştı?

Dizinin senaryoları hazırlanırken kimlerden bilgi alındı?

O dönemde kamuoyunun bilmediği bazı bilgiler senaryolara nasıl girdi?

Ve en önemlisi:

Gerçekten tesadüf müydü?

Senaristlerin “tesadüfen denk gelmiştir” açıklaması elbette onların beyanıdır. Buna saygı duymak gerekir. Ancak bir açıklamanın yapılmış olması, bütün soruların da ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Tam tersine, bazı soruların cevabını daha da önemli hale getirir.

Çünkü burada konuştuğumuz sıradan bir televizyon dizisi sahnesi değil.

Türkiye’nin yakın tarihinin en karanlık dönemlerinden, istihbarat dünyasından, darbe girişimlerinden, FETÖ’den ve devletin en gizli meselelerinden bahsediyoruz.

Benim kafamdaki soru da tam olarak şu:

O dönemde Milli İstihbarat Teşkilatımızın bile bilmediği kadar gizli bazı bilgiler, nasıl olup da yıllar öncesinden bir dizinin senaryosuna girebiliyordu?

İşte ben buna cevap verilmesini istiyorum.

Çünkü “tesadüf” demek kolay.

Ama aynı tesadüf tekrar tekrar karşımıza çıkıyorsa, yapılması gereken şey konuyu kapatmak değil, baştan sona araştırmaktır.

Kozinoğlu meselesinde de yapılması gereken tam olarak budur.

Kurtlar Vadisi’nin senaristleri suçlanıyor demiyorum.

Birilerini peşinen suçlamak da benim işim değil.

Ama soru sormak gazeteciliğin ve kamuoyunun hakkıdır.

Ve benim sorum açık:

Kozinoğlu’nun öleceğini mi bildiler?

Yoksa gerçekten yıllar sonra gerçeğe dönüşecek kadar büyük bir tesadüfler zincirinin ortasında mı kaldık?

Ben açıkçası bunun yalnızca “tesadüf” denilerek geçiştirilecek bir konu olduğuna inanmıyorum.

Araştırılmalı. Hem de baştan sona.