Değerli dostlar…
Ben Hataylıyım. Reyhanlı’da büyüdüm. Bu memleketin insanını, sokaklarını, sofrasını, acısını ve sevincini bilirim. Hatay benim için haritada bir şehir adı değil; çocukluğum, ailem, köklerim ve aidiyetimdir.
Bu yüzden Hatay’da yapılanları uzaktan izlemekle yetinmedim. Gittim, gördüm. Memleketimin yeniden ayağa kalkışına kendi gözlerimle şahit oldum.
Bugün yazacaklarımın temelinde bu şahitlik var. Yükselen binaları da gördüm, hayatı yeniden kurmak için verilen emeği de… Böylesine büyük bir yıkımın ardından ortaya konulan gayretin hakkını teslim etmek gerektiğine inanıyorum.
6 Şubat, Hatay’ın evlerini, sokaklarını, hatıralarını ve nice ailesinin geleceğini paramparça etti. Kaybettiğimiz canların yerini hiçbir şey dolduramaz. Hiçbir yatırım o acıyı ortadan kaldıramaz. Fakat geride kalanların güvenle yaşayabilmesi, çocuklarımızın geleceğe umutla bakabilmesi için memleketimizin yeniden ayağa kaldırılması gerekiyor.
Hatay’a gittiğimde gördüğüm şey, işte bu büyük sorumluluğun sahadaki karşılığıydı.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde devletimizin ortaya koyduğu irade; konutlarda, okullarda, sağlık yatırımlarında, iş yerlerinde ve yeniden canlanan hayatın içinde karşılık buluyor.
Bu büyük seferberliğin Hatay’daki en önemli sorumlularından biri de Vali Mustafa Masatlı.
Böylesine ağır bir felaketin ardından bir şehri yönetmek, makamda oturarak yapılabilecek bir iş değildir. Sahaya hâkim olmayı, kurumları birlikte çalıştırmayı, sorunları takip etmeyi ve insanın derdini kendi sorumluluğu olarak görmeyi gerektirir.
Ben Sayın Masatlı’nın çalışmalarında bu ciddiyeti görüyorum. Memleketimde şahit olduğum hizmetlerin arkasında güçlü bir takip, koordinasyon ve kararlılık bulunduğunu düşünüyorum. Hatay’ın yeniden ihya, inşa ve imarında üstlendiği sorumluluğun hakkını vermek için çalışan bir vali görüyorum.
Üstelik mesele konutlarla, yollarla, kamu binalarıyla sınırlı değil.
Bir evin anahtarını teslim etmek büyük hizmettir. O evde yaşayacak çocuğun eğitimini, ailesini kaybetmiş bir gencin geleceğini, engelli bir vatandaşın gündelik hayatını ve geçim derdindeki bir ailenin ihtiyacını gözetmek de aynı derecede kıymetlidir.
“Afette Hatay Modeli”ni değerli kılan, insan hayatının bütün bu ihtiyaçlarını birlikte ele almasıdır.
Sayın Masatlı’nın öncülük ettiği sosyal mimarlık anlayışı, yeniden inşanın toplumsal tarafını da sahipleniyor. Çünkü şehirler, içinde yaşayan insanların hayata tutunmasıyla ayağa kalkar.
Yüreğimizdeki Işık Projesi bunun en anlamlı örneklerinden biri.
Valiliğin paylaştığı verilere göre anne veya babasını yahut her iki ebeveynini kaybetmiş 9 bin 605 çocuk ve genç tespit edilerek takip kapsamına alınmış.
Bu sayı üzerinde durup düşünmek gerekiyor.
Her biri ayrı bir çocuk, ayrı bir hikâye, ayrı bir gelecek… Her birinin eğitimine, sağlığına, sosyal hayatına ve ihtiyaçlarına uzanan bir sorumluluk söz konusu.
“Sosyal zimmet” anlayışının kıymeti burada ortaya çıkıyor. Bir çocuğun ihtiyacını tespit ettikten sonra onun hayatından çekilmeyen, gelişimini takip eden, yarınını gözeten bir kamu yönetimi…
Sayın Masatlı ve eşi Esra Masatlı’nın ailelerle kurduğu temas, hane ziyaretleri ve çocukların ihtiyaçlarının düzenli takibi, devletin şefkatini görünür kılıyor.
Bir Hataylı olarak bunu çok önemsiyorum. Bir eğitimci olarak da biliyorum ki bir çocuğun geleceğine sahip çıkmak, bir şehrin geleceğine sahip çıkmaktır.
Engelli Sosyal Girişimcilik Merkezi’nde yürütülen çalışmalar da aynı anlayışın başka bir karşılığı.
Uzuv kaybı yaşayan vatandaşlarımızın protez ve rehabilitasyon hizmetlerine ulaşması, sosyal hayata ve üretime katılabilmesi için ortaya konulan çaba, insan onurunu gözeten bir hizmettir.
Bir hemşehrimizin yeniden bağımsız hareket edebilmesi, kendi işini görebilmesi ve hayata güvenle katılabilmesi, rakamlarla anlatılabilecek bir başarıdan çok daha fazlasıdır.
Kadınların üretime katılması için yapılan çalışmaları da bu bütünün içinde değerlendirmek gerekiyor. Kadın kooperatiflerinin desteklenmesi, HayatHatay markasıyla emeğin pazara ulaşması, ailelerin geçimine ve şehrin ekonomisine katkı sunuyor.
Hatay’ın kadınları ürettikçe evler güçleniyor, hayat canlanıyor, geleceğe duyulan güven büyüyor.
Gastronomi Çarşısı, Kültür Sanat Çarşısı ve yöresel üretimi destekleyen çalışmalar ise memleketimizin hafızasına sahip çıkıyor.
Çünkü Hatay’ın ruhu sofrasında, zanaatında, çarşısında ve insanlarının birbiriyle kurduğu bağlarda yaşar. Esnafın yeniden kepenk açması, sanatçının yeniden üretmesi, yöresel lezzetlerin yeniden sofraya gelmesi; şehrin kendini bulmasının da bir parçasıdır.
Ben Hatay’da bu yeniden doğuşun gayretine şahit oldum. Yapılanları gördüm. Verilen emeğin büyüklüğünü gördüm. Bu sebeple hakkını teslim etmeyi bir memleket borcu sayıyorum.
Elbette tamamlanacak işler, karşılanmayı bekleyen ihtiyaçlar var. Hemşehrilerimizin taleplerini dile getirmesi, eksikleri söylemesi ve çözüm istemesi en doğal hakkıdır. Bu sesleri duymak da kamu yönetiminin sorumluluğudur.
Fakat yapıcı eleştiriyle kasıtlı karalamayı birbirinden ayırmak gerekir.
Benim kanaatim açık: Sayın Mustafa Masatlı’yı hedef alan, hizmetlerini yok sayarak itibarını aşındırmaya çalışan girişimlerin maksadı, Cumhurbaşkanımızın Hatay’ı yeniden ayağa kaldırmak için ortaya koyduğu hizmetlere de gölge düşürmektir.
Çünkü sahada yürüyen hizmetin sorumlusunu yıpratmak, o hizmete duyulan güveni de zedelemeyi amaçlar.
Ben gördüğüm çalışmalar ve edindiğim izlenimler itibarıyla Sayın Masatlı’nın duruşunda, görev ciddiyetinde ve hizmet anlayışında bu karalamalara dayanak olacak bir açık görmüyorum.
Makamının ağırlığının farkında. Sorumluluğunu ciddiyetle taşıyor. Devlet adamı duruşundan taviz vermeden çalışıyor. Böylesine ağır bir yükün altında Hatay’ın ihtiyaçlarını takip eden bu anlayışın kıymeti bilinmelidir.
Emeği yok saymak kolaydır. Böylesine büyük bir yıkımın ardından sorumluluk almak, kurumları harekete geçirmek ve sonuç üretmek ise sabır, irade ve çalışma ister.
Bir Hataylı olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Vali Mustafa Masatlı’ya, eşi Esra Masatlı’ya ve memleketimizin yeniden ayağa kalkması için emek veren herkese teşekkür ediyorum.
Gördüğüm hizmete, şahit olduğum gayrete ve memleketimin yarınlarına sahip çıkanlara teşekkür ediyorum.
Hatay’a hizmet edenin hakkını teslim etmek, bizim vefa borcumuzdur. Ben de gözümle gördüğüm bu emeğin hakkını teslim ediyorum.
Değerli dostlar ,son sözüm değişmez,
Allah vatana millete devlete zeval vermesin,
Vesselam…