<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Haberler - Diriliş Postası</title>
    <link>https://dirilispostasi.com</link>
    <description>Diriliş Postası ekibinin hazırladığı, Türkiye ve dünyadan son dakika haberler ve güncel haber başlıkları için Hemen Ziyaret Edin.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://dirilispostasi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 04 Oct 2026 14:20:02 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Nardaki bileşen urolitin A kalp yetmezliğinde umut oldu]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/nardaki-bilesen-urolitin-a-kalp-yetmezliginde-umut-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/nardaki-bilesen-urolitin-a-kalp-yetmezliginde-umut-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[King's College London araştırmacıları, nar ve ceviz tüketimiyle bağırsakta oluşan urolitin A'nın farelerde kalp yetmezliğini iyileştirdiğini buldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Nar, ceviz ve bazı orman meyveleri yendikten sonra bağırsaktaki bakteriler tarafından üretilen urolitin A adlı molekül, tedavisi zor bir kalp yetmezliği türü için umut verici sonuçlar ortaya koydu. King's College London'da yapılan ve Science Advances dergisinde yayımlanan araştırmaya göre urolitin A, kalp kasının gevşemesini sağlayan kritik bir proteini harekete geçiriyor. Kalp yetmezliği olan farelerde yapılan deneylerde, kalp fonksiyonlarında yüzde 80'e varan iyileşme görüldü.</p>

<h3 dir="ltr">Urolitin A nedir?</h3>

<p dir="ltr">Urolitin A, nar, ceviz ve bazı orman meyvelerinde bulunan bileşiklerin bağırsak bakterileri tarafından dönüştürülmesiyle vücutta oluşan doğal bir molekül. Ancak her insanın bağırsak bakterileri bu molekülü aynı miktarda üretemiyor.</p>

<h3 dir="ltr">Bu kalp yetmezliği türü neden önemli?</h3>

<p dir="ltr">Araştırma, tıpta "korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetmezliği" (HFpEF) olarak adlandırılan duruma odaklanıyor. Bu hastalıkta kalp kanı pompalama gücünü koruyor, ancak iki atım arasında yeterince gevşeyip kanla dolamıyor. Kalp yetmezliği vakalarının yaklaşık yarısını oluşturan bu tablo; nefes darlığı, halsizlik ve egzersiz kapasitesinde ciddi düşüşe yol açıyor. Mevcut kalp ilaçlarının çoğu kalbin kasılma gücünü artırmaya yönelik olduğu için bu hastalarda yeterince etkili olamıyor.</p>

<h3 dir="ltr">Urolitin A kalbe nasıl etki ediyor?</h3>

<p dir="ltr">Araştırmacılar, urolitin A'nın kalp dokusundaki PKGIα adlı enzime doğrudan bağlanarak onu aktive ettiğini tespit etti. Bu etkileşim, kalp hücrelerinin kalsiyumu daha hızlı geri almasını sağlıyor ve kalp kasının iki atım arasında çok daha rahat gevşemesine yardımcı oluyor.</p>

<h3 dir="ltr">Deneylerde ne bulundu?</h3>

<p dir="ltr">Kalbi sertleşmiş ve yetmezlik gelişmiş farelere ağız yoluyla urolitin A verildiğinde, kalp fonksiyonlarında kontrol grubuna göre yüzde 80'e varan iyileşme kaydedildi. 7 günlük uygulamada kalp dokusundaki yara dokusunun (fibrozis) gerilediği, kalbin anormal büyümesinin önlendiği ve kalbin iç basıncının dengelendiği görüldü. Araştırmacılar, bulguları doğrulamak için kök hücrelerden laboratuvarda üretilen insan kalp dokularında da deneyler yaptı. Urolitin A uygulanan dokuların daha ritmik ve hızlı şekilde kasılıp gevşediği gözlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr">Nar yemek kalp yetmezliğini tedavi eder mi?</h3>

<p dir="ltr">Hayır. Uzmanlar, yalnızca nar tüketmenin kalp yetmezliğini tedavi etmeye yetmeyeceğini özellikle vurguluyor. Bağırsak bakterilerinin urolitin A üretme kapasitesi kişiden kişiye büyük farklılık gösteriyor. Uzmanlar, kalp sağlığı için beslenmenin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirtiyor. Kalp yetmezliği olan hastaların tedavilerinde değişiklik yapmadan önce hekimlerine danışması gerekiyor.</p>

<h3 dir="ltr">Sırada ne var?</h3>

<p dir="ltr">Araştırmada yalnızca erkek fareler incelendi. HFpEF kadınlarda daha sık görüldüğü için araştırmacılar, bulguların kadınlarda da test edilmesi amacıyla kapsamlı insan klinik çalışmaları başlatmayı planlıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berk Küçük</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/nardaki-bilesen-urolitin-a-kalp-yetmezliginde-umut-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 04 Oct 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/10/images-165.jpg" type="image/jpeg" length="43882"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzurum Şehir Hastanesinde gebe eğitimiyle sezaryen azaldı]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/erzurum-sehir-hastanesinde-gebe-egitimiyle-sezaryen-azaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/erzurum-sehir-hastanesinde-gebe-egitimiyle-sezaryen-azaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzurum Şehir Hastanesi'ndeki Gebe Okulu'nda verilen eğitimlerle normal doğum oranı arttı, ilk kez yapılan sezaryen oranı Bakanlık hedefinin altına indi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Erzurum Şehir Hastanesi'nde anne adaylarına verilen eğitimler, doğum korkusunu azaltarak normal doğuma yönelimi artırdı. Hastanenin Gebe Okulu ve Ebe Polikliniği'nde yürütülen çalışmalar sonucunda son bir yılda ilk kez sezaryenle doğum yapanların oranı, Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği yüzde 17'lik hedefin altına indi. Hastanede yılda yaklaşık 6 bin doğum gerçekleşiyor.</p>

<h3 dir="ltr">Primer sezaryen nedir?</h3>

<p dir="ltr">Primer sezaryen, bir kadının ilk kez sezaryenle doğum yapmasını ifade ediyor. İlk doğumun sezaryenle yapılması, sonraki doğumların da büyük ölçüde sezaryenle gerçekleşmesine yol açabildiği için Sağlık Bakanlığı bu oranı yakından takip ediyor.</p>

<h3 dir="ltr">Gebe Okulu'nda neler anlatılıyor?</h3>

<p dir="ltr">Yılda yaklaşık 300 anne adayının eğitim aldığı Gebe Okulu'nda gebelikte yaşanabilecek sorunlar, normal doğumun önemi, bebek bakımı ve anne sütünün önemi gibi konular anlatılıyor. Anne adaylarına pilates toplarıyla hafif egzersizler ve nefes egzersizleri yaptırılıyor. Eğitimin sonunda gebeler, 17 bireysel odası ve 2 suda doğum ünitesi bulunan doğum salonunu geziyor. Anne adayları, doğum sırasında eşlerini ya da istedikleri bir kişiyi yanlarında bulundurabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr">Sonuçlar ne gösteriyor?</h3>

<p dir="ltr">Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, hastanede önceki yıllarda primer sezaryen oranının Sağlık Bakanlığı'nın referans değerlerinin üzerinde olduğunu söyledi. Son bir yılda hastanede 6 bine yakın doğum gerçekleştiğini belirten Fakirullahoğlu, "Biz Sağlık Bakanlığının belirlediği yüzde 17'lik primer sezaryen doğum oranı hedefinin altındayız" dedi. Fakirullahoğlu, hastaneye ulaşmakta zorlanan gebelerin "Anne Oteli"nde misafir edildiğini, ayrıca ağrısız doğum ve suda doğum gibi destekler sunulduğunu anlattı.</p>

<h3 dir="ltr">Normal doğumun faydaları neler?</h3>

<p dir="ltr">Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nden Dr. Eda Bingül, eğitim sonunda gebelere doğum salonunu gezdirerek "bir nevi doğum provası" yaptıklarını söyledi. Bingül, normal doğumda annenin iyileşme süresinin daha kısa olduğunu, sütün daha hızlı geldiğini ve bunun anne ile bebek arasındaki bağı güçlendirdiğini belirtti. Ancak sezaryen, anne ya da bebeğin sağlığının risk altında olduğu durumlarda hayat kurtaran bir yöntem ve doğum şekline hekimle birlikte karar veriliyor.</p>

<h3 dir="ltr">Anne adayları ne diyor?</h3>

<p dir="ltr">Gebe Okulu'na katılan Sibel Aktoprak, "Buraya geldiğimde korkuyordum, kaygılarım vardı ama sezaryen fikrim ötelendi, korkularım geçti" dedi. Anne adayı Esmanur Öztürk ise "Özel hastanede sezaryen olmak istiyordum ama buraya gelince fikrim değişti" diye konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berk Küçük</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/erzurum-sehir-hastanesinde-gebe-egitimiyle-sezaryen-azaldi</guid>
      <pubDate>Sun, 04 Oct 2026 12:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/10/sehir-hastanesi.webp" type="image/jpeg" length="33142"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lise öğrencilerinden yerli ve yarı otonom kalp masajı cihazı]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/lise-ogrencilerinden-yerli-ve-yari-otonom-kalp-masaji-cihazi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/lise-ogrencilerinden-yerli-ve-yari-otonom-kalp-masaji-cihazi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon'da BİLSEM'de okuyan üç lise öğrencisi, göğüs basısı uygulayan ve hekim kontrolünde ilaç verebilen yarı otonom bir kalp masajı cihazı geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Trabzon'daki Faruk Başaran Bilim ve Sanat Merkezi'nde (BİLSEM) eğitim gören üç lise öğrencisi, acil durumlarda sağlık çalışanlarının yükünü azaltmayı amaçlayan yarı otonom bir kalp masajı cihazı geliştirdi. Cihaz, kalp durması vakalarında göğüs basısı uygulayabiliyor ve hekim kontrolünde ilaç verilmesini destekliyor. Öğrencilerin projesi, TÜBİTAK'ın düzenlediği yarışmada Türkiye üçüncüsü oldu.</p>

<h3 dir="ltr">Cihaz nasıl çalışıyor?</h3>

<p dir="ltr">Cihaz, kalp masajı sırasında göğüs basısı uygulamanın yanı sıra ilaç enjeksiyonuna ve müdahale sürecinin kontrol edilmesine imkân sağlayan bir mekanizmaya sahip. Hem pille hem de elektrikle çalışabilen cihaz, müdahale sırasında hastadan elde edilen verileri raporlayarak doktora iletebiliyor.</p>

<h3 dir="ltr">Cihaz neden yarı otonom?</h3>

<p dir="ltr">Proje yürütücülerinden Yomra Fen Lisesi öğrencisi Ayşe Dede, her vakanın farklı olması nedeniyle cihaz üzerindeki kontrolün sağlık personelinde kalmasını amaçladıklarını söyledi. Dede, "Onları beyne, makinemizi ise fiziksel işe koyduk. Kumanda sistemimiz yardımıyla sağlık personeli cihazımızın yaptığı hareketleri kontrol ediyor" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr">Cihazın diğerlerinden farkı ne?</h3>

<p dir="ltr">Dede, piyasada kalp masajı yapan cihazlar bulunduğunu, ancak kendi geliştirdikleri sistemin yerli, daha ekonomik ve daha kapsamlı bir model olduğunu söyledi. Dede, "Sağlık çalışanlarının işini kolaylaştırmak ve bütün süreci stabilize ederek olabildiğince fazla hayat kurtarmayı hedefledik" dedi.</p>

<h3 dir="ltr">Projeyi kimler geliştirdi?</h3>

<p dir="ltr">Fizik öğretmeni Mehmet Ali Koçaslan'ın koordinatörlüğünde geçen yıl başlayan projeyi, Yomra Fen Lisesi öğrencileri Ayşe Dede ve Elif Bilge İyi ile Akçaabat Fen Lisesi öğrencisi Utku Taha Hanedan geliştirdi. Cihazın yazılımını hazırlayan Hanedan, sistemi geliştirmek için yeni fikirler üzerinde çalıştıklarını söyledi. Elif Bilge İyi ise Karadeniz'in zorlu coğrafyasında sağlık ekiplerinin iş yükünü azaltmaya ve acil müdahalelere katkı sağlamaya odaklandıklarını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berk Küçük</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/lise-ogrencilerinden-yerli-ve-yari-otonom-kalp-masaji-cihazi</guid>
      <pubDate>Sun, 04 Oct 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/10/lise-ogrencileri-saglikcilarin-yukunu-azaltmayi-amaclayan-cihaz-gelistirdi-756c9e4bf5bf.jpg" type="image/jpeg" length="60870"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Belçika'da atık sularda Kovid-19 son bir yılın zirvesinde]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/belcikada-atik-sularda-kovid-19-son-bir-yilin-zirvesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/belcikada-atik-sularda-kovid-19-son-bir-yilin-zirvesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belçika'nın Leuven kentinde atık sulardaki Kovid-19 yoğunluğu son bir yılın en yüksek seviyesine çıktı. Ulusal izleme verilerinde de virüs düzeyi yüksek görünüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Belçika'nın Leuven kentinde atık sularda tespit edilen Kovid-19 yoğunluğu, son bir yılın en yüksek seviyesine ulaştı. KU Leuven Üniversitesi'nden virolog Elke Wollants, virüs yoğunluğunun son haftalarda hızla arttığını açıkladı. Belçika Halk Sağlığı Enstitüsü Sciensano'nun verilerine göre ülke genelinde de Kovid-19 düzeyi "yüksek" seviyede bulunuyor.</p>

<h3 dir="ltr">Leuven'de ne tespit edildi?</h3>

<p dir="ltr">Belçika'nın resmî haber ajansı Belga'nın haberine göre Wollants, Leuven'deki atık sularda yaklaşık bir yıl boyunca virüsün ya hiç tespit edilmediğini ya da çok düşük düzeylerde ölçüldüğünü söyledi. Wollants, izleme çalışmalarının başladığı 2021'den bu yana virüs yoğunluğunun hiç bu kadar uzun süre düşük kalmadığını belirtti.</p>

<h3 dir="ltr">Virüs ne zamandan beri artıyor?</h3>

<p dir="ltr">Belga'nın haberine göre virüs yoğunluğu Ağustos 2026'dan itibaren yeniden yükselmeye başladı ve son haftalarda artış belirgin şekilde hızlandı. Leuven'de bundan önceki son belirgin zirve Kasım 2025'te kaydedilmişti.</p>

<h3 dir="ltr">Ülke genelinde durum ne?</h3>

<p dir="ltr">Belçika Halk Sağlığı Enstitüsü Sciensano'nun atık su izleme verilerinde, Kovid-19 için ulusal düzey "yüksek" olarak gösteriliyor. Ülke genelindeki 30 atık su arıtma tesisinden her hafta örnek alınan izleme programı, Belçika nüfusunun yaklaşık yüzde 39'unu kapsıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr">Atık su izlemesi nasıl yapılıyor?</h3>

<p dir="ltr">Kovid-19'a yakalanan kişilerin dışkısıyla kanalizasyona karışan virüsün genetik izleri, atık su arıtma tesislerinde ölçülüyor. Bu yöntem, test yaptırmayan kişileri de kapsadığı için toplumdaki virüs yayılımının artıp artmadığını erken dönemde gösteren önemli bir gösterge olarak kullanılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berk Küçük</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/belcikada-atik-sularda-kovid-19-son-bir-yilin-zirvesinde</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/10/1349247.jpg" type="image/jpeg" length="13050"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şanlıurfa Şehir Hastanesi bugün açılıyor: 2 bin yataklı]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/sanliurfa-sehir-hastanesi-bugun-aciliyor-2-bin-yatakli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/sanliurfa-sehir-hastanesi-bugun-aciliyor-2-bin-yatakli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açacağı Şanlıurfa Şehir Hastanesi, 2 bin yatak, 546 yoğun bakım yatağı, 451 poliklinik ve 65 ameliyathaneyle hizmet verecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Şanlıurfa Şehir Hastanesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla bugün hizmete açılıyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 2 bin yatak kapasiteli hastanenin kalp, organ nakli, kanser tedavisi ve yanık gibi özellikli sağlık hizmetlerini aynı çatı altında sunacağını açıkladı. 1.101 sismik izolatörle depreme dayanıklı inşa edilen hastane, Şanlıurfa ve çevre illerin sağlık altyapısını güçlendirecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr">Hastanenin kapasitesi ne?</h3>

<p dir="ltr">Duran'ın paylaştığı bilgilere göre Şanlıurfa Şehir Hastanesi'nin kapasitesi şöyle:</p>

<ul dir="ltr">
 <li><strong>Yatak kapasitesi:</strong> 2 bin</li>
 <li><strong>Yoğun bakım yatağı:</strong> 546</li>
 <li><strong>Poliklinik:</strong> 451</li>
 <li><strong>Ameliyathane:</strong> 65</li>
 <li><strong>Kapalı alan:</strong> Yaklaşık 500 bin metrekare</li>
</ul>

<h3 dir="ltr">Hastanede hangi hizmetler verilecek?</h3>

<p dir="ltr">Hastane; kalp, organ nakli, inme, yanık, nükleer tıp, radyasyon onkolojisi ve kemoterapi gibi özellikli sağlık hizmetlerini tek bir çatı altında sunacak. Böylece bu hizmetler için başka şehirlere gitmek zorunda kalan bölge halkının tedaviye erişimi kolaylaşacak.</p>

<h3 dir="ltr">Hastane depreme dayanıklı mı?</h3>

<p dir="ltr">Evet. Hastane, deprem anında binaya ulaşan sarsıntıyı azaltan 1.101 sismik izolatörle inşa edildi. Sismik izolatörler, depremde binanın hasar görmesini ve hastanenin hizmet vermeye devam edebilmesini sağlıyor.</p>

<h3 dir="ltr">Duran ne dedi?</h3>

<p dir="ltr">Duran, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, hastanenin güçlü teknolojik altyapısı, modern mimarisi ve geniş hizmet kapasitesiyle Şanlıurfa'nın ve bölgenin sağlık altyapısına önemli katkı sağlayacağını belirtti. Duran, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, insanı merkeze alan sağlık yatırımlarımızla şehirlerimizin sağlık altyapısını güçlendirmeye ve vatandaşlarımızın nitelikli sağlık hizmetlerine erişimini artırmaya devam edeceğiz" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berk Küçük</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/sanliurfa-sehir-hastanesi-bugun-aciliyor-2-bin-yatakli</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/10/images-159.webp" type="image/jpeg" length="39615"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolorektal kanser gençlerde ileri evrede teşhis ediliyor]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/kolorektal-kanser-genclerde-ileri-evrede-teshis-ediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/kolorektal-kanser-genclerde-ileri-evrede-teshis-ediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuzey Amerika'da 21 yaş altındaki 84 kolorektal kanser hastasını inceleyen araştırmaya göre hastaların yüzde 80'ine hastalık ileri evrede teşhis edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Genellikle ileri yaşlarda görülen kolorektal kanser, yani kalın bağırsak ve rektum kanseri, giderek daha genç yaşlarda ortaya çıkıyor. Kuzey Amerika'da 21 yaş ve altındaki 84 hastayı inceleyen yeni bir araştırma, çocuk ve gençlerde hastalığın çok daha agresif seyrettiğini ve çoğunlukla ileri evrede teşhis edildiğini gösterdi. Uzmanlar, gençlerde karın ağrısı ya da rektal kanama gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor.</p>

<h3 dir="ltr">Genç yaşta kolorektal kanser artıyor mu?</h3>

<p dir="ltr">Evet. Amerikan Kanser Derneği'nin verilerine göre 65 yaş üstündeki kişilerde kolorektal kanser vakaları ve ölümler azalırken, 50 yaş altındakilerde hastalık artıyor. 50 yaş altındaki vakalar, 2013-2022 döneminde her yıl ortalama yüzde 2,9 arttı. Yeni araştırmalar, bu artışın çocukları ve ergenleri de kapsadığını gösteriyor.</p>

<h3 dir="ltr">Araştırma ne buldu?</h3>

<p dir="ltr">Kuzey Amerika'daki çocuk kanseri merkezlerinin verileri üzerinden yapılan araştırmada, genetik yatkınlığı ya da bilinen başka bir sağlık sorunu bulunmayan 21 yaş ve altındaki 84 hastanın tıbbi geçmişi incelendi. Hastaların ortalama yaşı 16,5 olarak belirlendi. Teşhis konulmadan önce belirtilerin ortalama 12 hafta sürdüğü görüldü. Hastaların yalnızca yüzde 20'sinin ailesinde kolorektal kanser öyküsü bulunuyordu.</p>

<h3 dir="ltr">Hastalık gençlerde neden daha ağır seyrediyor?</h3>

<p dir="ltr">Araştırma, gençlerdeki kolorektal kanserin yetişkinlerdekinden farklı ve çok daha agresif seyrettiğini ortaya koydu. Hastaların yüzde 51'ine hastalık üçüncü evrede, yüzde 29'una ise dördüncü evrede teşhis edildi. Tedavinin ardından hastaların yüzde 37'sinde hastalık yeniden ortaya çıktı. Araştırma süresinin sonunda hastaların yüzde 45'i hayatını kaybetmişti.</p>

<h3 dir="ltr">Hangi belirtilere dikkat edilmeli?</h3>

<p dir="ltr">Uzmanlar, çocuk ve gençlerde şu belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurguluyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul dir="ltr">
 <li>Açıklanamayan karın ya da sırt ağrısı</li>
 <li>Dışkılama alışkanlıklarında değişiklik</li>
 <li>Nedeni bilinmeyen kilo kaybı</li>
 <li>Rektal kanama</li>
</ul>

<p dir="ltr">Hekimler, bu belirtilerin gençlerde genellikle başka nedenlere bağlanabildiğini, ancak açık bir nedeni bulunmayan şikâyetlerde kolorektal kanser ihtimalinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtiyor. Bu tür belirtiler yaşayan kişilerin bir hekime başvurması öneriliyor.</p>

<h3 dir="ltr">Araştırmanın sınırlılıkları neler?</h3>

<p dir="ltr">Araştırma, yalnızca 84 hastadan oluşan küçük bir gruba dayanıyor. Gençlerde kolorektal kanserin neden arttığı ise henüz tam olarak bilinmiyor ve bu konuda araştırmalar sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berk Küçük</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/kolorektal-kanser-genclerde-ileri-evrede-teshis-ediliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 11:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/10/image-138.jpg" type="image/jpeg" length="21041"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suçiçeği aşısı ileri yaşta zona riskini 26 kat azaltıyor]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/sucicegi-asisi-ileri-yasta-zona-riskini-26-kat-azaltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/sucicegi-asisi-ileri-yasta-zona-riskini-26-kat-azaltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de 85 milyonu aşkın yetişkinin sağlık kaydını inceleyen araştırma, çocuklukta suçiçeği aşısının ileriki yaşlarda zona vakalarını azalttığını gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Çocuklukta yapılan suçiçeği aşısı, yıllar sonra ortaya çıkabilen zona hastalığına karşı da koruma sağlıyor. ABD'de 85 milyondan fazla yetişkinin sağlık kayıtlarını inceleyen kapsamlı bir araştırma, suçiçeği aşısıyla büyüyen kuşaklarda zona görülme oranının çarpıcı şekilde düştüğünü ortaya koydu. Araştırmaya göre en genç yetişkinlerde zona oranı, en yaşlı gruba kıyasla 26 kat daha düşük.</p>

<h3 dir="ltr">Suçiçeği ile zona arasında nasıl bir bağlantı var?</h3>

<p dir="ltr">Suçiçeği ve zona, aynı virüsten, yani varisella-zoster virüsünden kaynaklanıyor. Çocuklukta suçiçeği geçiren kişilerin vücudunda virüs sinir hücrelerinde gizli kalıyor ve yıllar sonra yeniden aktif hâle gelerek zonaya yol açabiliyor. Suçiçeği aşısı, çocukluktaki enfeksiyonu önleyerek ileriki yaşlardaki zona riskini de azaltıyor.</p>

<h3 dir="ltr">Araştırma ne buldu?</h3>

<p dir="ltr">Epic Health Research Network bünyesindeki uzmanların yürüttüğü araştırma, ABD'de 1995'te başlatılan ulusal suçiçeği aşılama programının ardından zona vakalarının belirgin şekilde azaldığını gösterdi. Araştırmada 35 yaşın altındaki bireylerde zona oranlarının düştüğü belgelendi.</p>

<h3 dir="ltr">Hangi kuşaklarda ne kadar düşüş yaşandı?</h3>

<p dir="ltr">Araştırmaya göre zona görülme sıklığı şöyle değişti:</p>

<ul dir="ltr">
 <li><strong>1968-1975 doğumlular:</strong> Her 10 bin kişide 181,9</li>
 <li><strong>1986-1990 doğumlular:</strong> Her 10 bin kişide 76,7</li>
 <li><strong>2006-2008 doğumlular:</strong> En yaşlı gruba göre 26 kat daha düşük</li>
</ul>

<p dir="ltr">Düşüş, özellikle 1995'teki aşılama programının başladığı dönemde doğanlarda daha belirgin oldu. Uzmanlar, daha büyük çocuklara da telafi aşısı yapılmasının, faydanın 35-39 yaş grubundaki bazı kişilere de ulaşmasını sağladığını belirtiyor.</p>

<h3 dir="ltr">Zona neden önemli bir hastalık?</h3>

<p dir="ltr">Zona, vücudun bir bölgesinde ağrılı döküntülere ve kabarcıklara yol açan bir hastalık. Bazı hastalarda döküntüler geçtikten sonra da aylarca, hatta yıllarca sürebilen sinir ağrıları görülebiliyor. Zona riski yaşla birlikte artıyor.</p>

<h3 dir="ltr">Yetişkinler zonaya karşı aşı olabilir mi?</h3>

<p dir="ltr">Evet. Suçiçeği aşısından ayrı olarak yetişkinler için geliştirilmiş zona aşıları da bulunuyor. ABD'de zona aşısı, 50 yaş ve üzerindeki yetişkinlere öneriliyor. Aşı olmak isteyenlerin hekimlerine danışması tavsiye ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr">Araştırma neden dikkat çekti?</h3>

<p dir="ltr">Çocukluk aşı programlarının etkinliğini doğrulayan bu veriler, ABD'de aşı politikalarına ilişkin hukuki ve siyasi tartışmaların sürdüğü bir dönemde yayımlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berk Küçük</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/sucicegi-asisi-ileri-yasta-zona-riskini-26-kat-azaltiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/10/caltech-corona-virus-syringed2696846fill-933x525-c100.jpg" type="image/jpeg" length="29336"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Serdar Ortaç hastane odasından paylaştı: Tedavi iyi gidiyor]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/serdar-ortac-hastane-odasindan-paylasti-tedavi-iyi-gidiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/serdar-ortac-hastane-odasindan-paylasti-tedavi-iyi-gidiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MS hastası Serdar Ortaç, hastane odasından 'Tedavi iyi gidiyor şükür' notuyla paylaşım yaptı. Ortaç'ın rutin kontrol için hastanede olduğu öğrenildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Uzun yıllardır Multipl Skleroz (MS) hastalığıyla mücadele eden şarkıcı Serdar Ortaç, hastane odasından yaptığı paylaşımla sevenlerini endişelendirdi. Ortaç'ın rutin kontroller için hastanede bulunduğu ve sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. 56 yaşındaki şarkıcı, paylaşımına "Tedavi iyi gidiyor şükür" notunu düştü.</p>

<h3 dir="ltr">Serdar Ortaç ne paylaştı?</h3>

<p dir="ltr">Ortaç, Instagram hesabından hastane odasından bir fotoğraf paylaştı. Fotoğrafa "Tedavi iyi gidiyor şükür" notunu ekleyen şarkıcının paylaşımı, sevenleri arasında endişeye yol açtı. Ancak Ortaç'ın hastaneye rutin kontrolleri için gittiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr">Ortaç daha önce ne açıklamıştı?</h3>

<p dir="ltr">Ortaç'ın geçtiğimiz günlerde hastaneye kaldırıldığı iddia edilmişti. Şarkıcı, sosyal medyadan yaptığı açıklamayla bu iddiaları yalanlamıştı. Ortaç, "Hastaneye falan kaldırılmadım, normal tedavim olduğu için hastanedeydim. O yüzden gidemedim açılışlarına, hiçbir şeyim yok yani" demişti.</p>

<h3 dir="ltr">MS hastalığı nedir?</h3>

<p dir="ltr">Multipl Skleroz, bağışıklık sisteminin beyin ve omurilikteki sinirlerin koruyucu kılıfına zarar vermesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık. Hastalıkta denge ve hareket sorunları, yorgunluk ve görme bozuklukları gibi belirtiler görülebiliyor. Ortaç da uzun süredir MS'e bağlı hareket kısıtlılığı nedeniyle zorlu bir süreçten geçiyor.</p>

<h3 dir="ltr">Serdar Ortaç kimdir?</h3>

<p dir="ltr">Serdar Ortaç, 1990'lı yıllardan bu yana Türk pop müziğinin en popüler isimlerinden biri. Sanatçı, sağlık sorunlarına rağmen müzik kariyerini ve sosyal medya paylaşımlarıyla gündemdeki yerini koruyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berk Küçük</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Magazin, Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/serdar-ortac-hastane-odasindan-paylasti-tedavi-iyi-gidiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 20:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/10/6abfccd4930ba82058a9f41f.webp" type="image/jpeg" length="77980"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ’den yaşam süresi açıklaması: Pandemi öncesi seviyeye yaklaşıldı]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/dsoden-yasam-suresi-aciklamasi-pandemi-oncesi-seviyeye-yaklasildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/dsoden-yasam-suresi-aciklamasi-pandemi-oncesi-seviyeye-yaklasildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), küresel ortalama yaşam süresinin 2023'te 73,3 yıla ulaşarak pandemi öncesi 2019'da kaydedilen 73,4 yıla yaklaştığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DSÖ, ortalama yaşam süresi, ölüm nedenleri ve hastalık yükündeki eğilimlerin yer aldığı "Küresel Sağlık Tahminleri" başlıklı bir rapor yayımladı.</p>

<p>Raporda, "Küresel sağlık ortamı gelişmeye devam ediyor ve insanlar daha uzun yaşıyor. Kovid-19 pandemisinin yol açtığı aksaklıkların ardından ortalama küresel yaşam süresi pandemi öncesi seviyelere yakın bir düzeye geri döndü. Küresel ortalama yaşam süresi 2023'te 73,3 yıla ulaştı. Bu rakam 2019'da kaydedilen 73,4 yıla yaklaştı. Sağlıklı yaşam beklentisi ise daha yavaş bir toparlanma göstererek 2023 yılında 62,8 yıla ulaştı ve 2019 seviyesinin 0,4 yıl altında kaldı." ifadeleri kullanıldı.</p>

<p>Bulaşıcı olmayan hastalıkların ölümlerde giderek artan bir paya sahip olduğuna işaret edilen raporda, diyabet, demans, ruh sağlığı sorunları ve madde kullanım bozuklukları gibi durumların artan ve değişen bir hastalık yüküne katkıda bulunduğuna değinildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Raporda, "2023'te küresel ölümlerin yüzde 74'ü bulaşıcı olmayan hastalıklardan kaynaklanırken, bu oran 2000'de yüzde 58 idi." bilgisi paylaşılarak, 2023'te dünyanın önde gelen 10 ölüm nedeninden neredeyse 8'inin bulaşıcı olmayan hastalıklardan kaynaklandığı hatırlatıldı.</p>

<p>Bu değişimin tüm gelir seviyelerinde giderek daha belirgin hale geldiği kaydedilen raporda, 2023'te ilk kez bulaşıcı hastalıkların düşük gelirli ülkelerde tüm ölümlerin yarısından daha azını oluşturmasının küresel epidemiyolojik geçişte bir başka adımı gösterdiği ifade edildi.</p>

<p>Raporda görüşlerine yer verilen DSÖ Veri, Dijital Sağlık, Analitik ve Yapay Zeka Departmanı Direktörü Alain Labrique, "Daha uzun yaşamak, halk sağlığının en büyük başarılarından biridir. Bir sonraki zorluk, bu ilave yılların sağlıklı bir şekilde geçirilmesini sağlamak ve sağlık sistemlerinin nüfusun değişen ihtiyaçlarına yanıt verebilecek şekilde donatılmasını güvence altına almaktır." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/dsoden-yasam-suresi-aciklamasi-pandemi-oncesi-seviyeye-yaklasildi</guid>
      <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 18:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/10/thumbs-b-c-061978e4088462579412ffa034e010ab.webp" type="image/jpeg" length="96701"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nakledilen kalp alıcının biyolojik yaşına uyum sağlıyor]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/nakledilen-kalp-alicinin-biyolojik-yasina-uyum-sagliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/nakledilen-kalp-alicinin-biyolojik-yasina-uyum-sagliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Harvard Tıp Fakültesi araştırmacılarının çalışmasına göre nakledilen kalp, hücresel düzeyde donörün değil alıcının biyolojik yaşına uyum sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Nakledilen bir kalp, yeni bedenine yalnızca fiziksel olarak değil, biyolojik yaş olarak da uyum sağlıyor. ABD'deki Harvard Tıp Fakültesi'nden biyokimyacı Jesse Poganik ve ekibinin çalışmasına göre yaşlı bir donörden alınan kalp, genç bir alıcıya nakledildiğinde hücresel düzeyde gençleşiyor. Genç bir kalp yaşlı bir bedene nakledildiğinde ise tam tersi yaşanıyor. Bulgular, kalp naklinde donörler için uygulanan katı yaş sınırlarının esnetilmesinin önünü açabilir.</p>

<h3 dir="ltr">Araştırma farelerde nasıl yapıldı?</h3>

<p dir="ltr">Araştırmacılar ilk olarak genç, orta yaşlı ve yaşlı fareler arasında çapraz kalp nakilleri gerçekleştirdi. Nakilden 4 ila 6 ay sonra kalplerdeki yaklaşık 320 bin genetik bölge, biyolojik yaşın göstergesi olan DNA metilasyonu açısından incelendi. Sonuçlar, nakledilen kalplerin hücresel yaşının donörün değil, alıcının yaşına doğru kaydığını gösterdi. Yaşlı farelere nakledilen genç kalplerde yaşlanma hızlanırken, genç farelere nakledilen yaşlı kalplerde gençleşme belirtileri görüldü.</p>

<h3 dir="ltr">İnsanlarda da aynı sonuç görüldü mü?</h3>

<p dir="ltr">Evet. Ekip, Boston'daki Brigham and Women's Hospital'da donör ile alıcı arasında belirgin yaş farkı bulunan 11 nakil vakasına ait biyopsi örneklerini inceledi. Bu vakalarda yaşlı kalpler kendilerinden 8 ila 24 yaş daha genç kişilere, genç kalpler ise 38 ila 50 yaş daha yaşlı hastalara nakledilmişti. Analizler, insanlarda da nakledilen kalbin hücresel düzeyde alıcının biyolojik profiline benzemeye başladığını ortaya koydu.</p>

<h3 dir="ltr">Klinik veriler ne gösterdi?</h3>

<p dir="ltr">Araştırmacılar, nakil ameliyatının üzerinden en az 1 yıl geçmiş yüzlerce hastanın tıbbi kayıtlarını da taradı. Kalp atım hızı, egzersiz dayanıklılığı ve kalp duvarının kalınlığı gibi göstergelerin donörün yaşından çok alıcının yaşıyla uyumlu olduğu görüldü. Ancak uzmanlar, kalp dokusundaki bazı yapısal hasarların tamamen geri döndürülemeyeceğinin altını çiziyor.</p>

<h3 dir="ltr">Bu değişimin arkasında ne var?</h3>

<p dir="ltr">Genetik analizler, biyolojik yaş uyumundaki en belirgin değişimin, hücrenin enerji santrali olan mitokondri ve enerji üretimiyle ilgili genlerde yaşandığını gösterdi. Araştırmacılar, mitokondrinin alıcı ile nakledilen organ arasındaki yaş etkileşiminin merkezinde yer aldığını düşünüyor.</p>

<h3 dir="ltr">Bulgular organ nakli için ne anlama geliyor?</h3>

<p dir="ltr">Kalp naklinde donör yaş sınırı genellikle 50 civarında tutuluyor ve genç donörler öncelikli olarak tercih ediliyor. Kayıtlara göre 2024'te 4 bin 636 kalp nakli yapıldı ve bu sayı 2013'e göre yüzde 81,5 arttı. İlk domuz kalbi naklini gerçekleştiren Maryland Üniversitesi cerrahı Bartley Griffith dahil pek çok uzman, bulguların donör yaş sınırlarının esnetilmesine ve bekleme listelerindeki can kayıplarının azalmasına katkı sağlayabileceğini belirtiyor. Organ yetersizliğine karşı hayvan organlarının insanlara nakline yönelik klinik çalışmalar da sürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr">Araştırmanın sınırlılıkları neler?</h3>

<p dir="ltr">İnsan verileri şimdilik yalnızca 11 vakalık küçük bir örneklemden elde edildi. Bu nedenle bulguların donör seçim kriterlerini değiştirmeden önce daha geniş çalışmalarla doğrulanması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berk Küçük</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/nakledilen-kalp-alicinin-biyolojik-yasina-uyum-sagliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 18:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/09/images-1-44.jpg" type="image/jpeg" length="98620"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Borsa İstanbul'da BIST 100 günü yüzde 2,79 düşüşle kapattı]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/borsa-istanbulda-bist-100-gunu-yuzde-279-dususle-kapatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/borsa-istanbulda-bist-100-gunu-yuzde-279-dususle-kapatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, bankacılık hisselerinin öncülük ettiği satışlarla günü yüzde 2,79 değer kaybederek 11.947,18 puandan tamamladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, bankacılık hisselerinin öncülük ettiği sert satışlarla günü 12.000 puanın altında kapattı. Endeks, önceki kapanışa göre 343,40 puan ve yüzde 2,79 değer kaybederek 11.947,18 puana geriledi. Küresel piyasalar olumlu seyrederken yurt içinde satış baskısı genele yayıldı.</p>

<h3 dir="ltr">BIST 100 günü nasıl kapattı?</h3>

<p dir="ltr">BIST 100 endeksi, günü 11.947,18 puandan tamamladı. Toplam işlem hacmi 150,5 milyar lira oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr">Hangi sektörler düştü?</h3>

<p dir="ltr">Düşüşe bankacılık hisseleri öncülük etti. Bankacılık endeksi yüzde 4,58, holding endeksi ise yüzde 3,42 değer kaybetti. Sektör endeksleri arasında en sert düşüş yüzde 8,45 ile finansal kiralama ve faktoring endeksinde yaşandı. Günü yükselişle tamamlayan tek sektör endeksi yüzde 0,16 ile spor oldu.</p>

<h3 dir="ltr">Küresel piyasalar nasıl seyretti?</h3>

<p dir="ltr">Küresel piyasalar günü olumlu seyirle geçirdi. ABD'de ağustos ayına ilişkin kişisel tüketim harcamaları (PCE) verisinin beklentilerin altında kalması, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) ekimde faiz artıracağı beklentisini zayıflattı. Bu gelişme, küresel piyasalarda risk iştahını destekledi.</p>

<h3 dir="ltr">BIST 100'de destek ve direnç seviyeleri ne?</h3>

<p dir="ltr">Analistlere göre teknik açıdan BIST 100 endeksinde 11.800 ve 11.700 puan destek, 12.100 ve 12.200 puan ise direnç seviyesi konumunda bulunuyor.</p>

<h3 dir="ltr">Yarın hangi veriler takip edilecek?</h3>

<p dir="ltr">Yarın yurt içinde haftalık para ve banka istatistikleri takip edilecek. Yurt dışında ise başta dünya genelindeki imalat sanayi Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri olmak üzere yoğun bir veri gündemi bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berk Küçük</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/borsa-istanbulda-bist-100-gunu-yuzde-279-dususle-kapatti</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 18:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/09/images-141.jpg" type="image/jpeg" length="87108"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Memişoğlu tıp öğrencilerine: Hekimlik bir duygu mesleğidir]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/memisoglu-tip-ogrencilerine-hekimlik-bir-duygu-meslegidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/memisoglu-tip-ogrencilerine-hekimlik-bir-duygu-meslegidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu, Hacettepe, Ankara ve Gazi üniversitelerinin tıp fakültelerine dereceyle giren öğrencilerle bir araya gelerek stetoskop hediye etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Hacettepe, Ankara ve Gazi üniversitelerinin tıp fakültelerine bu yıl dereceyle giren öğrencilerle bir araya geldi. Sağlık Bakanlığı Bilkent Yerleşkesi'ndeki buluşmada geleceğin hekimlerine seslenen Memişoğlu, "Hekimlik, empati duymaktır, diğerkâmlıktır. Hekimlik bir duygu mesleğidir" dedi. Memişoğlu, programın sonunda öğrencilere stetoskop hediye etti.</p>

<h3 dir="ltr">Memişoğlu öğrencilere ne tavsiye etti?</h3>

<p dir="ltr">Memişoğlu, gençlerin Türkiye'nin geleceğinde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayarak öğrencilere idealizmlerini kaybetmemeleri çağrısında bulundu. Memişoğlu, "Zorluğu tercih etmek idealizmdir. Siz de idealizminizi kaybetmeyin. Kendinize ideal edinin" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Memişoğlu, öğrencilerden ailelerini ihmal etmemelerini de istedi. Memişoğlu, "Anne babalarınız ve sizi yetiştiren, emek veren insanlara vefanızı hiç unutmayın çünkü buraya gelmenizi sağlayan, sizi canlarından daha çok seven insanların sayesinde buradasınız" diye konuştu.</p>

<h3 dir="ltr">Türkiye'nin sağlık sistemi ne durumda?</h3>

<p dir="ltr">Türkiye'nin son 20 yılda sağlık alanında büyük bir yol kat ettiğini belirten Memişoğlu, sağlık sistemine ilişkin rakamları paylaştı. Memişoğlu'nun verdiği bilgilere göre:</p>

<ul dir="ltr">
 <li>Sağlık sistemi her gün 3 milyon kişiye hizmet veriyor.</li>
 <li>Türkiye'de yaklaşık 1,5 milyon sağlık çalışanı bulunuyor.</li>
 <li>Sağlık çalışanlarının yaklaşık 253 bini hekim.</li>
 <li>Ülke genelinde 271 bin hasta yatağı var.</li>
</ul>

<h3 dir="ltr">Program nasıl sona erdi?</h3>

<p dir="ltr">Memişoğlu, buluşmada sağlık hizmetleri, hekimlik mesleği ve öğrencilerin üniversite süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Program, Memişoğlu'nun öğrencilere stetoskop hediye etmesi ve başarılar dilemesiyle sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berk Küçük</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/memisoglu-tip-ogrencilerine-hekimlik-bir-duygu-meslegidir</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/09/images-3-6.jpg" type="image/jpeg" length="16126"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dirsekte sinir sıkışmasına yeni cerrahi teknik geliştirildi]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/dirsekte-sinir-sikismasina-yeni-cerrahi-teknik-gelistirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/dirsekte-sinir-sikismasina-yeni-cerrahi-teknik-gelistirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'de görev yapan Doç. Dr. Zeki Serdar Ataizi'nin dirsekte sıkışan siniri hasarsız taşıyan cerrahi tekniği World Neurosurgery'de yayımlanacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Eskişehir'de bir beyin ve sinir cerrahı, dirsekte sıkışan sinirin tedavisi için yeni bir ameliyat tekniği geliştirdi. Yunus Emre Devlet Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Zeki Serdar Ataizi'nin geliştirdiği teknik, sıkışan siniri çevresindeki dokulara zarar vermeden daha güvenli bir bölgeye taşımayı amaçlıyor. Tekniği anlatan çalışma, uluslararası bilimsel dergi World Neurosurgery tarafından yayımlanmak üzere kabul edildi.</p>

<h3 dir="ltr">Dirsekte sinir sıkışması nedir?</h3>

<p dir="ltr">Dirsekte sinir sıkışması, halk arasında "dirsek kemiği" olarak bilinen bölgeden geçen ulnar sinirin baskı altında kalmasıyla ortaya çıkan bir rahatsızlık. Hastalıkta özellikle yüzük ve serçe parmaklarda uyuşma, karıncalanma ve elde güç kaybı görülebiliyor. İlerleyen vakalarda cerrahi tedavi gerekebiliyor.</p>

<h3 dir="ltr">Yeni teknik ne sağlıyor?</h3>

<p dir="ltr">"Öne doğru yer değiştirme yoluyla siniri konforlu, kalıcı ve güvenli olan iki katman arasına yerleştirme tekniği" adı verilen yöntemde, sıkışan sinir daha güvenli bir alana kalıcı olarak taşınıyor. Doç. Dr. Ataizi'ye göre işlem sırasında dokularda herhangi bir hasar, eksilme ya da aşınma oluşmuyor.</p>

<h3 dir="ltr">Doç. Dr. Ataizi ne dedi?</h3>

<p dir="ltr">Ataizi, dirsekteki sinir sıkışmalarının tedavisinde geçmişte farklı cerrahi yöntemlerin kullanıldığını söyledi. Yeni tekniği uzun yıllardır uyguladığını belirten Ataizi, "Sıkışan siniri konforlu bir alana adeta göç ettiriyoruz. Bu yöntemi uzun yıllardır uyguluyorum. Sonuçlarımın memnun edici olduğunu gördükten sonra dünyayla paylaşmak istedim" dedi.</p>

<h3 dir="ltr">Çalışma nerede yayımlanacak?</h3>

<p dir="ltr">Tekniği anlatan çalışma, beyin ve sinir cerrahisi alanındaki uluslararası bilimsel dergilerden World Neurosurgery tarafından yayımlanmak üzere kabul edildi. Ataizi, çalışmaya katkı sağlayan ekip arkadaşlarına ve meslektaşlarına teşekkür etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr">Dirsekte sinir sıkışması yaşayanlar ne yapmalı?</h3>

<p dir="ltr">Parmaklarda uzun süren uyuşma, karıncalanma ya da elde güç kaybı yaşayanların bir hekime başvurması öneriliyor. Tedavi yöntemi, rahatsızlığın şiddetine göre hekim tarafından belirleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berk Küçük</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/dirsekte-sinir-sikismasina-yeni-cerrahi-teknik-gelistirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/09/images-135.jpg" type="image/jpeg" length="98993"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Glioblastoma tümörünün büyümesi ultrasonla canlı izlendi]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/glioblastoma-tumorunun-buyumesi-ultrasonla-canli-izlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/glioblastoma-tumorunun-buyumesi-ultrasonla-canli-izlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Caltech araştırmacıları, glioblastomanın beyne nasıl yerleştiğini ve damarları nasıl tıkadığını uyanık farelerde ultrasonla üç boyutlu izledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">En ölümcül beyin tümörlerinden glioblastomanın beyni nasıl ele geçirdiği ilk kez canlı olarak ve üç boyutlu şekilde görüntülendi. ABD'deki California Teknoloji Enstitüsü'nden (Caltech) araştırmacılar, uyanık fareler üzerinde yaptıkları çalışmada tümörün beynin derinliklerine nasıl yerleştiğini, çevresindeki damarları nasıl daraltıp tıkadığını ve beyin işlevlerini nasıl bozduğunu adım adım izledi. iScience dergisinde yayımlanan çalışma, tümörün kendine sağlıklı beyinden bağımsız bir "yaşam alanı" inşa ettiğini ortaya koyuyor.</p>

<h3 dir="ltr">Glioblastoma neden bu kadar ölümcül?</h3>

<p dir="ltr">Glioblastoma, en agresif beyin tümörleri arasında yer alıyor. Hastalığın beş yıllık sağkalım oranı yalnızca yüzde 5 ila 7 düzeyinde. Tümörün çevre dokularla kurduğu karmaşık ilişki, onu tedavisi en zor kanser türlerinden biri hâline getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr">Neden yeni bir görüntüleme yöntemine ihtiyaç vardı?</h3>

<p dir="ltr">Mevcut yöntemler, beyin tümörlerinin nasıl davrandığını izlemekte yetersiz kalıyor. Manyetik rezonans (MR), beynin derin bölgelerini gösterebilse de uyanık ve hareket hâlindeki hayvanlarda beyin işlevlerini eş zamanlı izleyemiyor. Optik mikroskoplar ise yüksek çözünürlük sunmasına rağmen beynin derinliklerine ulaşamıyor. Kimya mühendisi Mikhail Shapiro liderliğindeki ekip, bu sınırları aşmak için üç farklı ultrason teknolojisini tek bir sistemde birleştirdi.</p>

<h3 dir="ltr">Tümör hücreleri ultrasonda nasıl görünür hâle getirildi?</h3>

<p dir="ltr">Araştırmacılar, bakterilerin doğal olarak ürettiği küçük gaz keseciklerinin genetik kodunu insan kaynaklı kanser hücrelerine aktardı. Ultrason dalgalarını yansıtan bu gaz kesecikleri sayesinde tümör hücreleri, çevredeki sağlıklı dokudan net şekilde ayırt edilebildi. Böylece tümörün büyüme sınırları 11 gün boyunca yüksek netlikte takip edildi.</p>

<h3 dir="ltr">Tümör beyinde neleri değiştirdi?</h3>

<p dir="ltr">Deneyde üç farenin beynindeki talamus bölgesine nakledilen tümör hücreleri büyüdükçe, görsel bilgileri işleyen lateral genikulat çekirdek adlı bölgeyi fiziksel olarak yerinden itti. Tümör büyüdükçe, fareler görsel bir uyarana maruz kaldığında bu bölgede normalde görülen kan akışı artışı da zayıfladı. Damar ağını ayrıntılı şekilde haritalayan ultrason mikroskopisi ise tümörün çevresindeki damarları daralttığını, tıkadığını ve kan akış hızını yavaşlattığını gösterdi. Bulgular, tümörün sağlıklı beynin ritminden bağımsız, kendine özgü bir kan dolaşımı alanı oluşturduğunu ortaya koydu.</p>

<h3 dir="ltr">Bu yöntem tedaviyi nasıl etkileyebilir?</h3>

<p dir="ltr">Yeni görüntüleme yöntemi, bir saatten kısa süren taramalarla tümör hücrelerini, damarları ve beyin işlevlerindeki değişimleri aynı anda kaydedebiliyor. Uzmanlara göre bu yöntem, yeni nesil kemoterapi ve immünoterapi ilaçlarının tümör üzerindeki etkilerini canlı olarak izlemek için önemli bir araç olabilir. Ancak çalışma, yalnızca üç fare üzerinde yapılan bir ön çalışma niteliğinde. Yöntemin, insan glioblastomasını daha iyi yansıtan kapsamlı modellerde test edilmesi planlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berk Küçük</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/glioblastoma-tumorunun-buyumesi-ultrasonla-canli-izlendi</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/09/36871896-101.webp" type="image/jpeg" length="67336"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her 13 gençten birinde sessiz damar sertliği tespit edildi]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/her-13-gencten-birinde-sessiz-damar-sertligi-tespit-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/her-13-gencten-birinde-sessiz-damar-sertligi-tespit-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danimarka ve İspanya'da 16 bin 808 kişiyle yapılan REACT araştırmasına göre 30 yaşın altındaki her 13 yetişkinden birinde damar plağı bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Kalp krizi ve inmenin temel nedeni olan damar sertliği, sanılandan çok daha genç yaşlarda ve hiçbir belirti vermeden başlıyor. Danimarka ve İspanya'da yürütülen ve 16 bin 808 yetişkinin gelişmiş görüntüleme yöntemleriyle incelendiği REACT araştırması, 30 yaşın altındaki her 13 kişiden birinin atardamarlarında plak oluştuğunu ortaya koydu. Katılımcıların yarısından fazlasında ise fark edilmeden ilerleyen damar sertliği tespit edildi.</p>

<h3 dir="ltr">REACT araştırması ne buldu?</h3>

<p dir="ltr">Araştırmada, bilinen herhangi bir kalp-damar hastalığı bulunmayan katılımcıların yüzde 57,1'inde sessiz damar sertliği (ateroskleroz) saptandı. 30 yaşın altındaki genç yetişkinlerin yüzde 7,7'sinde, yani yaklaşık her 13 kişiden birinde atardamar plağı bulundu.</p>

<h3 dir="ltr">Araştırma nasıl yapıldı?</h3>

<p dir="ltr">Kopenhag Üniversitesi Rigshospitalet'ten Prof. Dr. Henning Bundgaard ile İspanya Ulusal Kardiyovasküler Araştırma Merkezi'nden (CNIC) Dr. Borja Ibáñez'in yürüttüğü araştırmaya, 18-70 yaş arası 16 bin 808 yetişkin katıldı. Katılımcıların üç ana damar bölgesi tarandı: kalbi besleyen koroner damarlar, boyundaki şah damarları ve bacaktaki atardamarlar. Koroner damarlar bilgisayarlı tomografik anjiyografiyle, boyun ve bacak damarları ise üç boyutlu ultrasonla incelendi.</p>

<h3 dir="ltr">Damar sertliği hangi yaşta ne kadar yaygın?</h3>

<p dir="ltr">18-29 yaş grubunda erkeklerin yüzde 8,7'sinde, kadınların ise yüzde 6,7'sinde plak tespit edildi. Hastalığın yaygınlığı yaş ilerledikçe hızla arttı ve 60-70 yaş grubunda yüzde 90'a ulaştı. Başka bir ifadeyle, bu yaş grubundaki neredeyse her 10 kişiden 9'unda belirti vermeyen damar sertliği bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr">Erkekler ve kadınlar arasında fark var mı?</h3>

<p dir="ltr">Evet. Araştırmaya göre erkeklerde damar sertliği, kadınlara göre 5 ila 10 yıl daha erken hızlanıyor. Kadınlarda ise plak oluşumundaki en keskin artış, menopoz dönemine denk gelen 40-60 yaş aralığında yaşanıyor. Genç yaşlarda oluşan plakların ise çoğunlukla tek bir damar bölgesiyle sınırlı kaldığı belirlendi.</p>

<h3 dir="ltr">Klasik risk hesaplamaları neden yetersiz kalıyor?</h3>

<p dir="ltr">Doktorların kalp-damar hastalığı riskini tahmin etmek için kullandığı SCORE2 gibi hesaplama yöntemleri; yaş, tansiyon, kolesterol ve sigara kullanımı gibi etkenlere dayanıyor. Ancak REACT bulguları, bu hesaplamalarda düşük riskli görünen birçok kişinin damarlarında aslında ilerlemiş plak bulunduğunu gösterdi. Uzmanlar, taşınabilir ultrason cihazlarıyla boyun ve bacak damarlarının taranmasının, kalp damarlarının durumunu öngörmede pratik bir ön tarama yöntemi olabileceğini belirtiyor.</p>

<h3 dir="ltr">Damar sertliği neden bu kadar tehlikeli?</h3>

<p dir="ltr">Damar sertliği, dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişinin ölümüne yol açan kalp-damar hastalıklarının temel nedeni. Damar duvarlarında biriken plaklar, damarı daraltarak ya da yırtılarak kan akışını engelliyor ve kalp krizi ile inme gibi ani ve ölümcül tablolara neden olabiliyor.</p>

<h3 dir="ltr">Araştırmada sırada ne var?</h3>

<p dir="ltr">Novo Nordisk Vakfı'nın ilk aşama için 23 milyon avro (yaklaşık 25,6 milyon dolar) destek sağladığı araştırmanın ikinci aşaması REACT-PROTECT'e geçilecek. 2027-2032 yıllarında yapılacak geniş kapsamlı klinik denemelerde, görüntülemeye dayalı kişiye özel tedavilerin kalp krizi ve inmeyi azaltmadaki etkisi test edilecek. Araştırma ekibi, sonuçların farklı toplumlarda da geçerliliğini sınamak için Hindistan, Singapur, Tanzanya ve Meksika'daki merkezlerle de iş birliği başlattı. Kalp-damar sağlığıyla ilgili tarama ve risk değerlendirmesi için mutlaka hekime danışılmalı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berk Küçük</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/her-13-gencten-birinde-sessiz-damar-sertligi-tespit-edildi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 18:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/09/pngtree-close-up-of-a-saline-iv-bag-with-label-indicating-9-image-20609939.webp" type="image/jpeg" length="15930"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Verilen kilolar neden geri alınıyor? Cevap yağ hücrelerinde]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/verilen-kilolar-neden-geri-aliniyor-cevap-yag-hucrelerinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/verilen-kilolar-neden-geri-aliniyor-cevap-yag-hucrelerinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan yeni bir fare çalışmasına göre yağ hücreleri geçmişteki obeziteyi hatırlıyor ve kilo verildikten sonra da beyne açlık sinyali gönderiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Zorlukla verilen kiloların kısa sürede geri gelmesinin nedeni irade eksikliği değil, yağ hücrelerinin hafızası olabilir. ABD'deki Case Western Reserve Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Harrington Keşif Enstitüsü araştırmacılarının Cell Reports dergisinde yayımlanan çalışması, yağ hücrelerinin geçmişteki obeziteyi hücresel düzeyde "hatırladığını" ortaya koydu. Fareler üzerinde yapılan çalışmaya göre bu hafıza, fazla kilolar verildikten sonra bile beyne sürekli açlık sinyali gönderilmesine yol açıyor. Araştırmacılar aynı hormonun anneden bebeğe geçerek obezite yatkınlığını anne karnında programlayabildiğini de tespit etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr">"Açık kalan elektrik anahtarı"</h3>

<p dir="ltr">Araştırmanın odağında, yağ dokusundan salgılanan ve beyindeki hipotalamus bölgesine ulaşarak iştahı tetikleyen asprosin hormonu yer alıyor. Obezite sırasında vücutta artan iltihap molekülü TGF-β1, yağ hücrelerinde kalıcı epigenetik değişikliklere neden oluyor. Epigenetik değişiklikler, DNA'nın dizilimini değiştirmeden genlerin nasıl çalıştığını etkiliyor. Bu değişiklikler nedeniyle kilo normale dönse ve TGF-β1 düzeyi düşse bile yağ hücreleri asprosin üretmeye devam ediyor.</p>

<p dir="ltr">Çalışmanın kıdemli yazarı Dr. Atul Chopra, bu durumu parmağınızı çektikten sonra bile açık kalan bir elektrik anahtarına benzetiyor. Deneydeki fareler fazla kilolarının tamamını vermesine rağmen yağ hücrelerindeki bu anahtar açık kaldı ve asprosin salgılanmaya devam etti. Bu durum, kilo verenlerin neden güçlü bir açlık hissi ve yeniden kilo alma baskısıyla karşılaştığını açıklıyor.</p>

<h3 dir="ltr">GLP-1 ilaçları bırakılınca kilolar neden geri geliyor?</h3>

<p dir="ltr">Son yıllarda yaygınlaşan GLP-1 ilaçları, iştahı bastırarak ve tokluk hissini artırarak belirgin kilo kaybı sağlıyor. Ancak araştırmacılara göre bu ilaçlar yağ hücrelerindeki biyolojik hafızayı silmiyor, yalnızca tedavi sürdüğü sürece açlık sinyallerini bastırıyor. İlaç bırakıldığında yağ dokusundaki hafıza yeniden devreye giriyor, asprosin düzeyi yüksek kalıyor ve verilen kilolar hızla geri alınıyor.</p>

<h3 dir="ltr">Obezite anne karnında programlanıyor mu?</h3>

<p dir="ltr">Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, asprosin hormonunun plasenta engelini aşabilmesi oldu. Obez annelerden bebeğe geçen hormon, bebeğin yağ hücrelerini daha anne karnındayken programlayarak ileriki yaşlarda obeziteye yatkın olmasına zemin hazırlıyor. Araştırmacılar, obezitenin ailelerde kuşaktan kuşağa aktarılmasının yalnızca genetik ve çevresel etkenlerle değil, bu hormonal aktarımla da ilişkili olabileceğini belirtiyor.</p>

<h3 dir="ltr">Yağ hücrelerinin hafızası silinebilir mi?</h3>

<p dir="ltr">Farelerde umut verici sonuçlar elde edildi. Araştırmacılar asprosin üreten genlerden beyindeki reseptörlere kadar bu mekanizmanın farklı basamaklarını engellediğinde, hem kilo verdikten sonra kiloların geri alınması önlendi hem de anneden yavruya geçen obezite yatkınlığı ortadan kalktı. Sonuçlar, Seth J. Field liderliğindeki bağımsız bir laboratuvar tarafından da doğrulandı ve mevcut insan verileriyle de uyumlu bulundu.</p>

<h3 dir="ltr">Tedavi insanlarda ne zaman denenecek?</h3>

<p dir="ltr">Bulgular şimdilik fare deneylerine dayanıyor. Araştırmacılar bir sonraki aşamada bu mekanizmanın insan yağ hücrelerinde ne kadar güçlü çalıştığını ve asprosini engelleyen ilaçların GLP-1 tedavisinin ardından kiloyu korumak için güvenle kullanılıp kullanılamayacağını klinik çalışmalarla araştırmayı planlıyor. GLP-1 ilaçlarının kullanımı ya da bırakılması konusunda mutlaka hekime danışılmalı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berk Küçük</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/verilen-kilolar-neden-geri-aliniyor-cevap-yag-hucrelerinde</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 16:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/09/images-120.jpg" type="image/jpeg" length="99598"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlaç sektöründe kurallar değişiyor: Yeni düzenleme onaylandı]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/ilac-sektorunde-kurallar-degisiyor-yeni-duzenleme-onaylandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/ilac-sektorunde-kurallar-degisiyor-yeni-duzenleme-onaylandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, yeni ilaçlara sağlanan koruma sürelerini yeniden düzenleyen, ilaç arz güvenliğini güçlendiren ve jenerik ilaçların piyasaya girişini kolaylaştıran ilaç paketine yönelik yasal düzenlemeyi kabul etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AB Konseyi, üye ülkelerin birlik ilaç mevzuatında kapsamlı değişiklikler içeren ilaç paketine yönelik yasal düzenlemenin onaylandığını bildirdi.</p>

<p>Hastaların güvenli, etkili ve uygun fiyatlı ilaçlara erişim sağlamasını hedefleyen yeni kurallara göre, ilaç geliştiren şirketlerin klinik öncesi test ve araştırmalardan elde ettikleri veriler 8 yıl boyunca koruma altında olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu süre içinde söz konusu veriler, jenerik veya biyobenzer ilaçların ruhsatlandırılmasında kullanılamayacak.</p>

<p>Yeni ilaçlara ayrıca jenerik ve biyobenzer rakiplerine karşı 1 yıllık pazar koruması sağlanacak. Belirlenen yenilikçilik kriterlerini karşılayan ilaçlarda bu süre 1 yıl daha uzatılabilecek.</p>

<p>Yeterli tedavi seçeneği bulunmayan hastalıklara yönelik geliştirilen yeni ilaçlara 1 yıl ilave pazar koruması verilebilecek. Yeni ilaçların söz konusu düzenlemeler kapsamında yararlanabileceği toplam koruma süresi en fazla 11 yıl olacak.</p>

<p>Öncelikli antibiyotik geliştiren şirketlere verilen özel teşvikin kullanılması halinde ise bu süre 1 yıl daha uzatılarak 12 yıla çıkabilecek.</p>

<p>Yeni düzenlemeyle ilaçların hastalara ulaşmasını güvence altına almaya yönelik kurallar getirilirken üye ülkeler, şirketlerden korumadan yararlanan ilaçların hasta ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda piyasaya sunulmasını talep edebilecek.</p>

<p>Aynı etken maddeyi aynı dozda içeren ve aynı tedavi amacıyla kullanılan jenerik ilaçların piyasaya daha hızlı girmesi sağlanırken jenerik ilaç üreticileri, orijinal ilacın fikri mülkiyet koruması sona ermeden önce gerekli çalışma ve testleri yapabilecek.</p>

<p>Böylece koruma süresinin bitmesinin ardından jenerik ilaç hızla piyasaya girebilecek.</p>

<p>Yeni kurallarla, antimikrobiyal dirençle mücadelede ihtiyaç duyulan öncelikli antibiyotikleri geliştiren şirketlere özel teşvik sağlanacak.</p>

<p>Bu kapsamda şirketlere, geliştirdikleri antibiyotik yerine seçtikleri başka bir ilacın pazar korumasını 1 yıl uzatmak için kullanabilecekleri bir hak verilecek ama sağlık bütçeleri üzerindeki olası maliyetin sınırlandırılması amacıyla bu hak, önceki 4 yılda yıllık brüt satışları 490 milyon avroyu aşan ilaçlarda kullanılamayacak.</p>

<p>Nadir hastalıkların tedavisi için geliştirilen yetim ilaçlara ise 9 yıllık pazar koruması sağlanacak.</p>

<p>AB'de daha önce tedavisi bulunmayan nadir bir hastalığa yönelik geliştirilen ve hastalık veya ölüm oranlarında klinik açıdan önemli düşüş sağlayan yeni ilaçlarda bu süre 2 yıl daha uzatılarak 11 yıla çıkarılabilecek.</p>

<p>İlaç paketi Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından onaylanmasının ardından AB resmi gazetesinde yayımlanarak yürürlüğe girecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/ilac-sektorunde-kurallar-degisiyor-yeni-duzenleme-onaylandi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 14:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/09/thumbs-b-c-b616446817246b4da8e82e3fdb3debaf.webp" type="image/jpeg" length="87779"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alzheimer hastası ressam portakal kabuğundan tablo yapıyor]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/alzheimer-hastasi-ressam-portakal-kabugundan-tablo-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/alzheimer-hastasi-ressam-portakal-kabugundan-tablo-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep'te Alzheimer ve Parkinson hastası 82 yaşındaki emekli ressam Muzaffer Güner, portakal kabuklarından yaptığı tablolarla üretmeye devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Gaziantep'te 82 yaşındaki emekli ressam Muzaffer Güner, çoğu insanın çöpe attığı portakal kabuklarını çiçeklere ve kuşlara dönüştürüyor. Yaklaşık 5 yıldır Alzheimer ve Parkinson hastalığıyla yaşayan Güner, kuruttuğu kabuklardan yaptığı tablolarla hem üretmeye devam ediyor hem de gittiği Alzheimer merkezinde arkadaşlarına neşe saçıyor.</p>

<h3 dir="ltr">Kabuktan çiçekler, kuşlar</h3>

<p dir="ltr">Emekli olduktan sonra evde daha fazla vakit geçirmeye başlayan Güner, zamanını değerlendirmek için yaklaşık 5 yıl önce portakal kabuklarıyla çalışmaya başladı. Güner, önce kabukları kurutuyor, ardından onları makasla çeşitli şekillerde keserek çiçek ve kuş figürlerine dönüştürüyor. Ortaya çıkan parçaları kartona yapıştırarak her biri özenle hazırlanmış tablolar oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr">"Zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum"</h3>

<p dir="ltr">Güner, portakal kabuklarıyla çalışmanın kendisi için vazgeçilmez bir uğraş hâline geldiğini söylüyor. Tablolarını hazırlarken mutlu olduğunu anlatan Güner, çalışırken zamanın nasıl geçtiğini fark etmediğini ifade ediyor.</p>

<h3 dir="ltr">Evden Alzheimer merkezine</h3>

<p dir="ltr">Sosyolog Ayşe Uçan'a göre Güner, emekliliğinin ardından giderek içine kapanmış ve sosyal çevresi zayıflamıştı. Yakınlarının yönlendirmesiyle yaklaşık 3 ay önce Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Meral-Beyhan Uslu Alzheimer Merkezi'ne başvuran Güner, temmuz ayından bu yana merkezin etkinliklerine severek katılıyor. Güner, merkezde hareket, denge ve yürüme çalışmalarının yanı sıra sosyal ve sanatsal etkinliklerde yer alıyor. Portakal kabuğu tablolarını da burada üretmeye devam ediyor.</p>

<h3 dir="ltr">Merkezin neşesi oldu</h3>

<p dir="ltr">Güner, merkezde yıllar önceki eski arkadaşlarıyla da yeniden karşılaştı. Sosyolog Uçan, Güner'in kısa sürede merkezin neşesi hâline geldiğini söylüyor. Üretme isteği hiç azalmayan Güner, çocukları ve torunları için 2020 ve 2023 yıllarında iki kitap da hazırladı.</p>

<h3 dir="ltr">"Görsel hafızaya iyi geliyor"</h3>

<p dir="ltr">Merkezin sosyoloğu Ayşe Uçan, Alzheimer'ın ilerleyici bir hastalık olduğunu ve bu süreçte sosyal ilişkilerin büyük önem taşıdığını belirtiyor. Yaş ilerledikçe arkadaşlık ve komşuluk ilişkilerinin azalabildiğine dikkat çeken Uçan, merkezin Güner için önemli bir sosyal ortam oluşturduğunu söylüyor. Uçan, "Muzaffer Amca buraya geldiğinde arkadaşlıklar edindi, aynı zamanda yaptığı eserler görsel hafızaya da iyi geliyor. Görsel hafızaya yönelik çalışmalar bilişsel durumunu olumlu etkiliyor. Sosyalleştiği için de kendisini çok daha iyi hissediyor" dedi.</p>

<h3 dir="ltr">Arkadaşlarına ilham oluyor</h3>

<p dir="ltr">Merkezden yararlanan Fehmi Önder de Güner'in çalışmalarından etkilendiğini söylüyor. Önder'e göre sanatla ilgilenmek Güner'i ayakta tutuyor ve yaptığı eserler merkezdeki diğer kişilere de örnek oluyor. Önder, Güner'in arkadaşlarıyla vakit geçirerek hem moral bulduğunu hem de grubun neşesine katkı sağladığını anlatıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Berk Küçük</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/alzheimer-hastasi-ressam-portakal-kabugundan-tablo-yapiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/09/gaziantep-te-82-yasindaki-ressam-portakal-kab-20275350-amp.jpg" type="image/jpeg" length="28792"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüksek tansiyonu tetikleyen bağışıklık proteini keşfedildi]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-bagisiklik-proteini-kesfedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-bagisiklik-proteini-kesfedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Missouri Üniversitesi'nin fare çalışmasına göre bağışıklık hücrelerindeki TG2 proteini, damar sertleşmesini ve yüksek tansiyonu doğrudan tetikliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">İlaç kullanmasına rağmen tansiyonu bir türlü kontrol altına alınamayan milyonlarca hasta için yeni bir hedef ortaya çıktı. ABD'deki Missouri Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Roy Blunt NextGen Hassas Sağlık Enstitüsü'nden araştırmacılar, bağışıklık hücrelerinde bulunan transglutaminaz 2 (TG2) adlı proteinin damar sertleşmesini ve kan basıncı artışını doğrudan tetiklediğini fareler üzerinde gösterdi. Bu proteinden yoksun bırakılan farelerde tansiyon yükselişi büyük ölçüde frenlendi. American Journal of Physiology-Heart and Circulatory Physiology dergisinde yayımlanan bulgular, yüksek tansiyonun yalnızca bir damar sorunu değil, bağışıklık sistemiyle bağlantılı bir iltihap süreci olduğuna işaret ediyor.</p>

<h3 dir="ltr">Araştırma ne buldu?</h3>

<p dir="ltr">TG2'nin damar duvarındaki kas hücrelerinde bulunduğu ve damar sertleşmesinde rol oynadığı daha önce biliniyordu. Yeni çalışma ise aynı proteinin, bağışıklık yanıtlarını yöneten miyeloid hücrelerde de tansiyonu yükselten bir tetikleyici olarak çalıştığını ortaya koydu. Bu bulgu, yüksek tansiyonun kaynağını damarların ötesine, bağışıklık sistemine taşıyor.</p>

<h3 dir="ltr">Deneyde neler yapıldı?</h3>

<p dir="ltr">Araştırmacılar, dişi fareleri iki gruba ayırdı. İlk gruptaki farelerin bağışıklık hücrelerinde TG2 normal düzeydeydi. İkinci gruptaki farelerde ise bu hücrelerdeki TG2 geni silindi. Her iki gruba da iki hafta boyunca tansiyonu yükselten ve damarları sertleştiren anjiyotensin II hormonu verildi.</p>

<p dir="ltr">Sonuç çarpıcıydı: TG2'si bulunan farelerde büyük tansiyon ortalama 152,5 mmHg'ye tırmandı. TG2'den yoksun farelerde ise tansiyon 129,6 mmHg'de kaldı. İki grup arasındaki fark yaklaşık 23 mmHg oldu.</p>

<h3 dir="ltr">TG2 damarları nasıl sertleştiriyor?</h3>

<p dir="ltr">Bulgulara göre TG2 eksikliği yalnızca tansiyon yükselişini sınırlamakla kalmadı. Bu farelerde damar duvarındaki kolajen birikimi ve doku sertliği de belirgin şekilde azaldı. Damarların esnekliğini koruması, kalbin kanı pompalarken daha az zorlanması anlamına geliyor.</p>

<h3 dir="ltr">Bağışıklık sistemi tansiyonu nasıl yükseltiyor?</h3>

<p dir="ltr">Araştırmacılar, TG2'nin bağışıklık sistemindeki kritik bir dengeyi bozduğunu tespit etti. Protein, iltihabı baskılayan düzenleyici T hücreleri (Treg) ile iltihabı körükleyen Th17 hücreleri arasındaki dengeyi iltihap lehine çeviriyor. Bu da damarlarda kronik bir iltihaplanmaya ve zamanla sertleşmeye yol açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="ltr">Bu bulgu tedaviyi nasıl değiştirebilir?</h3>

<p dir="ltr">Araştırmayı yürüten Missouri Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri Camila Manrique-Acevedo ve Guido Lastra'ya göre bulgular, yüksek tansiyonun doğrudan bağışıklık sistemiyle bağlantılı bir iltihap süreci olduğunu gösteriyor. Mevcut tansiyon ilaçları kan basıncını düşürse de damarlardaki iltihabı tam olarak hedefleyemiyor. TG2'yi hedef alan yeni ilaçlar, hem tansiyonu hem de damar hasarını aynı anda durdurabilecek yeni bir tedavi yolunun kapısını aralayabilir.</p>

<h3 dir="ltr">İnsanlarda ne zaman denenecek?</h3>

<p dir="ltr">Bulgular şimdilik yalnızca dişi fareler üzerinde elde edildi. Araştırmacılar, bir sonraki aşamada aynı mekanizmayı erkek farelerde test etmeyi planlıyor. Kadın ve erkek arasındaki biyolojik farkların aydınlatılması, ileride insanlarda uygulanabilecek kişiye özel tedavilerin temelini oluşturacak. İnsan çalışmalarına ilişkin bir takvim henüz açıklanmadı. Tansiyon tedavisinde herhangi bir değişiklik yapmadan önce mutlaka hekime danışılmalı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-bagisiklik-proteini-kesfedildi</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/09/images-109.jpg" type="image/jpeg" length="35646"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gebelikte sigara dumanına dikkat!]]></title>
      <link>https://dirilispostasi.com/gebelikte-sigara-dumanina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://dirilispostasi.com/gebelikte-sigara-dumanina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Elif Özalkaya, gebelikte aktif sigara kullanımının yanı sıra pasif maruziyetin de anne karnındaki bebeği etkileyebildiğini belirterek, sigara dumanına maruziyette güvenli bir düzey bulunmadığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anadolu Ajansının (AA) "Bir Nefes Bin Zehir" başlıklı dosyasının bu haberinde, gebelik döneminde aktif ve pasif sigara maruziyetinin anne karnındaki bebeğe etkileri ile doğum sonrasında sigara dumanına maruz kalan bebeklerde ortaya çıkabilecek sağlık riskleri ele alındı.</p>

<p>Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Neonatoloji Uzmanı Prof. Dr. Elif Özalkaya, AA muhabirine, gebelik döneminde annenin sigara kullanması halinde nikotinin plasentadan geçerek fetüsün oksijenlenmesini bozduğunu, karbonmonoksit maruziyetinin de bu durumu olumsuz etkilediğini belirtti.</p>

<p>Sigara kullanımına bağlı en sık karşılaştıkları durumların düşük doğum ağırlığı, prematürite ve anne karnında büyüme geriliği olduğunu aktaran Özalkaya, ölü doğum riskinin de arttığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özalkaya, son dönemde yapılan çalışmalarda gebelikte sigara kullanımının fetüsün beyin, akciğer ve kalbi üzerindeki etkilerinin de incelendiğini kaydederek, "Özellikle beyinle ilgili dikkat eksikliği ve hiperaktiviteye neden olabileceği, riski artırabileceğiyle ilgili çalışmalar var. Yine akciğer fonksiyonlarını bozarak ileriki yaşlarda astım ve wheezing (hışıltı) dediğimiz semptomlara, tansiyon yüksekliklerine neden olabileceğini gösteren çalışmalar var." diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Etrafındakilerin de içmesi anne karnındaki bir bebeği etkileyebiliyor"</strong></h2>

<p>Özalkaya, pasif sigara maruziyetinin de anne karnındaki bebeğe zarar verebildiğine dikkati çekerek, "Baba içiyorsa, anne içmiyorsa, anne karnında yine sigaraya maruziyet olursa bu şekilde pasif olarak, ölü doğum, düşük doğum ağırlığı ve prematürite riski yine var. Yani sadece annenin içmesi değil, etrafındakilerin de içmesi anne karnındaki bir bebeği etkileyebiliyor." dedi.</p>

<p>Doğumdan sonra sigara dumanına maruziyetin de bebek açısından önemli sağlık riskleri taşıdığını vurgulayan Özalkaya, "Bebek doğduktan sonra içmeye devam ederse yine bu sefer daha çok solunum yolu enfeksiyonları zatürre, pnömoni, astım, wheezing ve en çok korktuğumuz da ani bebek ölümü sendromuna neden olabiliyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Özalkaya, sigara miktarı arttıkça riskin yükseldiğini ancak düşük miktarda sigara tüketiminin de güvenli kabul edilemeyeceğini ifade ederek, "Bir sigarayla bir paket sigara arasında tabii ki fark var, yoğunluk arttıkça risk de artıyor ancak bir sigara bile tüm bu riskleri artırıyor. Güvenli bir aralığımız yok. 'Şu kadar içerseniz bebek etkilenmez.' diyebileceğimiz bir miktar yok, sıfır." diye konuştu.</p>

<h2><strong>"Annenin sigarayı bıraktığı her an bebek için değerli"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Özalkaya, sigaranın yalnızca bebeğin yanında içilmemesinin yeterli olmadığının altını çizerek, "Dumansız hava sahası diyoruz. Annenin ya da babanın balkonda içmesi, sonra bebeğe dokunması gibi bunları da istemiyoruz. Çünkü hem elbiselerine hem bebeğin oyuncaklarına, mobilyalara da nüfuz edebilen bir madde nikotin." şeklinde konuştu.</p>

<p>Gebelik ve emzirme döneminde sigaranın bırakılmasını teşvik ettiklerini aktaran Özalkaya, nikotin bağımlılığının tedavisinde kullanılacak ürünlerin de hekim kontrolünde tercih edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Özalkaya, sigaranın mümkün olduğunca erken bırakılması gerektiğini vurgulayarak, "Gebelikte ya da gebelikten sonra annenin sigarayı bıraktığı her an bebek için değerli. Bebek için de her şekilde dumansız hava sahası oluşturmamız gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://dirilispostasi.com/gebelikte-sigara-dumanina-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dpcdn.tebilisim.com/crop/1280x720/uploads/2026/09/thumbs-b-c-54bd9a688557d67bffeb3296d4c571cb.webp" type="image/jpeg" length="33441"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
