Kör Noktaları Aşan Doğal Çözüm Gelişmiş optik kameralar ve lazer tarayıcılar; yoğun toz, duman veya ışıksız ortamlarda tamamen işlevsiz kalabiliyor. Özellikle ağırlığı yüz gramı dahi bulmayan mikro hava araçları, yüksek enerji tüketen çipleri ve ağır donanımları taşıyamadığı için büyük dezavantajlar yaşıyor. Hollanda'da görev yapan araştırmacılar, bu teknolojik engeli aşmak adına doğanın kendi tasarımlarına başvurdu. Fare gibi memelilerin dar ve karanlık alanlarda etraflarını algılamak için kullandığı bıyık mekanizmasını kopyalayan bilim ekibi, tamamen dokunma hissine dayalı bir rota belirleme sistemi icat etmeyi başardı.
Üç Gramlık Hassas Mekanizma Geliştirilen devrim niteliğindeki projede, cihazın ön bölümüne yukarıya doğru açılandırılmış iki adet yapay bıyık yerleştirildi. Toplam ağırlığı sadece üç virgül iki gram olan bu mekanizmanın taban kısımlarında son derece küçük basınç algılayıcıları bulunuyor. Uçan cihaz herhangi bir duvara veya engele temas ettiğinde, bu hassas algılayıcılar yüzeyin uzaklığını ve duruş açısını anında hesaplayabiliyor. Üstelik bu donanım, inanılmaz derecede hafif yapısıyla cihazın mevcut uçuş performansına hiçbir yük getirmiyor.
Rüzgarı Süzen Akıllı Yazılım Sistemin önündeki en büyük teknik engel, kendi pervanelerinin yarattığı şiddetli hava akımının bıyıkları titreterek sahte temas sinyalleri oluşturmasıydı. Bilim insanları bu sorunu çözebilmek için rüzgar titreşimleri ile gerçek yüzey temaslarını saniyesinde ayırt edebilen özel bir program kodladı. Harici bir bilgisayara ihtiyaç duymadan doğrudan cihazın kendi düşük kapasiteli belleğinde çalışan otuz dört kilobaytlık bu yazılım, derinlik tahminlerini altı milimetrenin altında muazzam bir hata payıyla gerçekleştirebiliyor.
Enkaz Altında Hayat Kurtaracak Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen denemelerde, söz konusu mikro araç zifiri karanlık odalarda hem sert duvarları hem de yumuşak yüzeyleri başarıyla takip ederek tamamen dokunma duyusuyla ortamın haritasını çıkardı. Küresel konumlama sistemlerinin ve standart sensörlerin kör kaldığı maden ocakları, dar tüneller veya yıkılmış bina enkazları gibi riskli bölgelerde görev yapacak arama kurtarma ekipleri için bu teknoloji eşsiz bir alternatif sunuyor. Düşük enerji tüketimi ve ultra hafif yapısıyla öne çıkan biyolojik ilhamlı bu buluş, mikro robotik dünyasında operasyonel sınırları tamamen yeniden çiziyor.




