Türkiye'nin 9-20 Kasım'da Antalya'da ev sahipliği yapacağı BM İklim Değişikliği Konferansı COP31 öncesinde, hazırlık toplantısı niteliğindeki Pre-COP Zirvesi Güney Pasifik'teki ada ülkesi Fiji'de başladı. 8 Ekim'e kadar sürecek zirvede 1,5 derece hedefi, iklim finansmanı, okyanus-iklim ilişkisi ve Pasifik ada ülkelerinin sorunları öne çıkıyor. Zirve, Antalya'daki müzakerelerin sonuç odaklı ilerlemesine zemin hazırlayacak.
Pre-COP nedir?
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, COP zirvelerinde iki hafta içinde yaklaşık 200 ülkenin aynı metin üzerinde uzlaşması gerektiğini hatırlattı. Kurnaz, "Pre-COP, zirveden yaklaşık bir ay önce bakanların bir araya gelip hangi konularda anlaşmaya yakın olunduğunu, hangi konularda ise ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu masaya yatırdığı bir ön toplantıdır, bir anlamda zirvenin provasıdır. İyi geçen bir Pre-COP, Antalya'da zamanın sonuca odaklanarak kullanılmasını sağlar" dedi.
Zirvenin öncelikleri neler?
Pre-COP Zirvesi'nde öne çıkacak dört temel öncelik şöyle:
- Küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlama hedefinin ulaşılabilir tutulması
- İklim finansmanına erişimin artırılması
- Okyanus ile iklim arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi
- Pasifik ada ülkelerinin sorunlarının küresel iklim politikalarında daha görünür hâle getirilmesi
Zirvede neler yapılacak?
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un başkanlık ettiği zirvede, hem Fiji'de hem de Tuvalu'da liderler etkinliği düzenlenecek. Liderler Tuvalu'daki iklim risklerini yerinde inceleyecek, Fiji'de ise Pre-COP Genel Kurulu'nda bir araya gelecek. Fiji'de yürütülecek müzakerelere yaklaşık 4 bin delegenin katılması bekleniyor. Kurum, Fiji'de "COP31 Antalya ve Eylem Gündemi"ni açıklayacak.
Pasifik ada ülkeleri neden risk altında?
Deniz seviyesinin yükselmesi, aşırı hava olayları ve içme suyu kaynaklarının bozulması, küçük ada ülkeleri için varoluşsal bir tehdit oluşturuyor. Tuvalu'nun topraklarının büyük bölümünün 2100'e kadar sular altında kalacağı tahmin ediliyor. Tuvalu, yok olma tehdidine karşı kültürel ve doğal mirasını dijital ortama taşıdı. Fiji, Vanuatu, Kiribati, Marshall Adaları ve Maldivler de iklim değişikliğine karşı en savunmasız ülkeler arasında yer alıyor.
Uluslararası Adalet Divanı ne demişti?
İklim krizinde neredeyse hiç sorumluluğu bulunmayan Vanuatu, ülkelerin iklim konusundaki yükümlülüklerinin belirlenmesi için Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) başvurmuştu. UAD, danışma görüşünde ülkelerin sera gazı salımlarını azaltmak ve iklim değişikliğine uyum sağlamak için önlem almakla yükümlü olduğunu açıkladı. Divan, yükümlülüklerin ihlali hâlinde bunun zararın tazmin edilmesi gibi hukuki sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Kurnaz, Pasifik ülkelerinin taleplerini sunarken bu görüşü hukuki dayanak olarak kullanacağını söyledi.
Türkiye'nin rolü ne?
Kurnaz, kayıp ve zarar fonuna gerçek kaynak aktarılması, uyum finansmanının artırılması ve salım azaltımında daha cesur hedeflerin Antalya'da somut adımlara dönüşmesi gerektiğini söyledi. Kurnaz, "Ne gelişmiş ülkeler grubunda ne de klasik gelişmekte olan ülkeler grubunda yer alan bir ev sahibi olarak, iki taraf arasında köprü kurmak için elverişli bir konumdayız" dedi.

