Şimdi yumurta mı tavuktan çıktı, tavuk mu yumurtadan?
CHP’den gidenler mi, kalanlar mı CHP?
Özgür Özel’in konuşmalarında habire ağzından kaçırdığına bakılırsa, çıkanlar “CHP!”
Kılıçdaroğlu’na bakılırsa, kalanlar…
O kadar baş, o kadar akıl, daha yeni doğan partiye ad koymayı beceremiyor. Siz tutun başka bir partinin adını kapıp, kendi partinize koyun! Tam bir komedi…
E parti içi dedikodulardan başlarını kaldıramadılar ki bunu fark etsinler!
Onu bırakın bıçak kemiğe dayandıkça, Özgür Özel puan kaybediyor.
Çünkü samimi değil…
Başörtülü yaşlı teyzeye sarılmak, bir çocuk sevmekle “oldu da bitti maşallah” demiyor millet. Gözüyle gördüğüne inanıyor…
Mesela Özgür Özel, Gaziantep’te madde bağımlısı oğlu için yardım isteyen vatandaşı ite kaka uzaklaştırıyor. Bursa’da sitem eden vatandaşa kocakarı gibi “Allah seni kahretsin” diye beddua savuruyor.
“Başkanım börek istemişsiniz” diye börek ikram eden kadını milletin içinde azarlayıp yerin dibine geçiriyor.
Yani… Evdeki hesap çarşıya uymuyor.
Hem zorla mı kardeşim? Belli ki kaldıramıyor işte, tükeniyor…
Siz bu siyasi figüre kaldıramayacağı bir rolü dayattıkça, her gün Özgür Özel’in maceralarına bir yenisi daha ekleniyor.
Demek ki neymiş? Gaza gelip de halka gitmek, her yiğidin harcı değilmiş!
NEDEN YOK?
İsveç Kralı XVI. Carl Gustaf, 1940 doğumlu… 1973’te tahta çıkmış! Yani 53 senedir tahtta! Açıkçası, bir duruşu olması açısından Gustaf Krallığı’nı takdir ettim doğrusu!
Düşünsenize adamların kıyafet yönetmelikleri var! Ziyarete giden elçi ya kendi ülkesinin kıyafetini giyecek ya da frak giyecekmiş!
Karizmaya bakar mısınız?
Eh haliyle bizim Stokholm Büyükelçisi Korhan Karakoç da İsveç Kralı’na giderken komik bir frak giymiş!
Neden?
Bizim diplomatik olarak belirlenmiş bir kıyafetimiz yok çünkü!
Neden yok diye Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a ve Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’a sormak lazım belki de…
AK Parti neredeyse 24 senedir iktidarda! Neden bizim diplomatik olarak belirlenmiş bir kıyafetimiz yok?
Bakın işte kendi kıyafetin olmazsa başkasınınkini giymek zorunda kalırsın. Ya kendin olacaksın ya başkası. Başka yol yok…
BİNALİ YILDIRIM 1, AHMET DAVUTOĞLU 0
Binali Yıldırım mütevazi…
Ahmet Davutoğlu kibirli…
Binali Yıldırım ölçülü konuşuyor.
Ahmet Davutoğlu susmaksızın…
Binali Yıldırım çok tahammüllü…
Ahmet Davutoğlu da tahammülsüz.
Ama 1-0 skor bunlarla ilgili değil…
Başbakanlığının son vaktinde devirmediği çam kalmadı.
Rus uçağının düşürülmesi emrini verdi.
Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den habersiz, Abdullah Gül’ün ifadesiyle “gizli gizli” Fetullah Gülen’le görüştü.
Suriye savaşını tetikledi.
Ama 1-0 skor bunlarla da ilgili değil…
Neyle ilgili peki?
Ahmet Davutoğlu, 22 Mayıs 2016’da başbakanlıktan istifa etti. Şikâyet yok… Suç isnadı yok! Yolsuzluk iddiası falan yok. Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Erdoğan dedikodusu yok… Berat Albayrak’a sataşma yok!
Özetle AK Parti’de yeniden bir şey olma ümidini kaybedip AK Parti’den istifa ettiği 2019’a kadar Stratejik Derinlik’te tek bir kımıltı yok!
Kıyamet ondan sonra kopuyor işte! Bayramlık ağzını bir açıyor, susturabilene aşk olsun!
Oturup kalktığı yerde dedikodu ediyor. Erdoğan’a, damadı Berat Albayrak’a, Binali Yıldırım’a demediğini bırakmıyor.
Bakıyor kimseden ses yok…
“Acımadı kiii, acımadı kiii” diye diye söylüyor geziyor, geziyor söylüyor… Hem çalıyooor, hem söylüyor.
Ne kadar tahammüllü olsan onun da bir haddi var tabii… Binali Yıldırım, Ahmet Davutoğlu’na dava açıyor. Ahmet Davutoğlu iddialarını kanıtlayamamış olmalı ki davayı kaybediyor.
Yani skor Binali Yıldırım 1, Ahmet Davutoğlu 0…
Partiyi lağvetmeden Gelecek Partililere sordu mu? Hayır…
Davayı kaybetti... Başbakanlığı kaybetti. AK Partili olmayı kaybetti. Gelecek Partisi’ni kaybetti.
Elde var “sıkıcı” kitabı Stratejik Derinlik şimdi…