YARGIDA YENİ DÖNEM: HIZLI VE ETKİN ADALET İÇİN ATAMA SİSTEMİ DEĞİŞİYOR

Abone Ol

Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından açıklanan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının atama sistemindeki yeni düzenleme, yargı teşkilatının insan kaynağının ülke genelinde daha dengeli dağıtılması, atamalarda nesnel kriterlerin güçlendirilmesi ve nihayetinde vatandaşların adalete daha etkin ve hızlı erişebilmesi hedefiyle önemli bir değişikliği gündeme getiriyor.

Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 16 Eylül 2026 tarihli kararı doğrultusunda, hâkim ve Cumhuriyet savcılarının yer değiştirme suretiyle atamalarında hizmet puanına dayalı yeni bir sisteme geçilecek. 2027 Yılı Ana Kararnamesi ile uygulanmaya başlanması öngörülen modelde, atamalarda hizmet puanı ve puan sıralaması temel ölçütlerden biri hâline gelecek.

Yeni sistemin dikkat çeken yönlerinden biri, görev yapılan yerlerin yalnızca bölgesel veya coğrafi konumları üzerinden değerlendirilmemesi. Her görev mahalli; tercih edilme durumu, iş ve dosya yoğunluğu, coğrafi ve ekonomik koşulları, sağlık, sosyal ve kültürel imkânları, ulaşım olanakları, gelişmişlik düzeyi ve önemli merkezlere yakınlığı gibi çok sayıda ölçüt üzerinden değerlendirilecek.

Bu değerlendirme sonucunda her görev mahalli için bir “mahal katsayısı” belirlenecek. Hâkim ve Cumhuriyet savcılarının atamaya esas hizmet puanı ise görev yaptıkları yerde geçirdikleri fiilî hizmet gün sayısının söz konusu mahal katsayısıyla çarpılması suretiyle hesaplanacak.

Böylelikle daha az tercih edilen, çalışma koşulları daha güç olan veya hâkim ve savcı ihtiyacının karşılanmasında zorluk yaşanan görev yerlerinde geçirilen hizmet süresinin puan sisteminde farklı karşılık bulması amaçlanıyor.

Yeni model yalnızca görev yapılan yer ve hizmet süresini dikkate almakla da sınırlı değil. Terfi ve teftiş sonuçları ile disiplin hükümlerinden kaynaklanan liyakat ve mesleğe uygunluk göstergelerinin de belirli ölçülerde puanlamaya yansıtılması öngörülüyor.

Bu yönüyle sistem, kıdemin yanı sıra mesleki performansın ve hizmet koşullarının da değerlendirmeye dahil edildiği daha bütüncül bir atama modeli oluşturmayı hedefliyor.

Bir diğer önemli başlık ise öngörülebilirlik ve ölçülebilirlik.

Hâkim ve Cumhuriyet savcılarının kişisel hizmet puanlarına, puanın hesaplanmasında kullanılan mahal katsayılarına ve fiilî hizmet sürelerine sistem üzerinden erişebilmesi öngörülüyor. Maddi hata veya eksik kayıtlara ilişkin düzeltme mekanizmalarının bulunması da sistemin denetlenebilirliği açısından önem taşıyor.

Atama sisteminde objektif ve önceden bilinebilir kriterlerin ağırlığının artırılması, yalnızca yargı mensuplarının mesleki kariyerleri bakımından değil, yargı teşkilatının ülke genelindeki işleyişi açısından da sonuç doğurabilecek bir adım.

Çünkü yargının hızına ilişkin tartışmalar yalnızca mevzuat veya usul kurallarından ibaret değil.

Bir adliyede hâkim ve savcı sayısının dosya yükü karşısında yetersiz kalması, belirli görev yerlerinin sürekli daha fazla tercih edilmesi ve bazı bölgelerde personel ihtiyacının karşılanmasında güçlük yaşanması, yargı hizmetlerinin işleyişini doğrudan etkileyebiliyor.

Yeni sistem tam da bu noktada personel dağılımının daha dengeli hâle getirilmesini amaçlıyor.

Daha az tercih edilen görev yerlerinin daha yüksek hizmet puanıyla karşılık bulması, bu bölgelerde görev yapmanın mesleki kariyer bakımından daha görünür hâle gelmesine imkân sağlayabilir. Bunun personel ihtiyacının dengelenmesine katkıda bulunması hâlinde, yüksek dosya yükü bulunan adliyelerdeki iş yoğunluğunun azaltılması ve yargı hizmetlerinin ülke genelinde daha düzenli yürütülmesi açısından sonuç üretmesi beklenebilir.

Bu nedenle düzenlemenin vatandaş açısından en önemli boyutlarından biri makul sürede yargılanma hedefiyle kurduğu bağlantı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek de açıklamasında vatandaşların en önemli beklentilerinden birinin yargılamaların makul sürede tamamlanması olduğuna dikkat çekerek, adliye ziyaretlerinde bu hassasiyeti hâkim ve Cumhuriyet savcılarıyla paylaştıklarını belirtti.

Bir davanın veya soruşturmanın gereksiz biçimde uzamaması, vatandaşın hakkına zamanında ulaşabilmesi açısından temel öneme sahip. Çünkü adaletin yalnızca doğru karar vermesi değil, bu kararın makul bir süre içerisinde verilmesi de yargı sisteminin etkinliği açısından belirleyici unsurlardan biri.

Bu açıdan bakıldığında, hâkim ve savcıların ülke genelindeki dağılımını dosya yoğunluğu ve görev yerlerinin gerçek ihtiyaçlarıyla daha fazla ilişkilendirmeyi amaçlayan yeni atama sisteminin etkisi, yalnızca yargı mensuplarının tayin süreçleriyle sınırlı olmayacak.

Uygulamanın hedeflendiği şekilde işlemesi durumunda bunun vatandaşın mahkeme ve savcılıklarda karşılaştığı işlem ve yargılama sürelerine nasıl yansıyacağı da önem taşıyacak.

Yeni sistemde ayrıca doğu-batı ayrımının tek başına belirleyici olduğu bir anlayış yerine görev mahallinin gerçek koşullarına dayalı bir değerlendirme yapılması öngörülüyor.

Aynı bölgede yer alan iki farklı adliyenin dosya yükü, ulaşım olanakları, sosyal imkânları veya tercih edilme oranları birbirinden oldukça farklı olabiliyor. Yeni mahal katsayısı sistemi, bu farklılıkların atama mekanizmasında daha ayrıntılı biçimde dikkate alınmasını amaçlıyor.

Bunun yanında katsayıların sabit bırakılmayarak güncel ve doğrulanabilir veriler doğrultusunda belirli aralıklarla yeniden değerlendirilmesi öngörülüyor. Böylece yıllar içerisinde değişen nüfus, dosya yoğunluğu, ulaşım ve sosyoekonomik şartların sisteme yansıtılabilmesi hedefleniyor.

Elbette yeni modelin yargılamaların süresi, personel dağılımı ve atamalardaki öngörülebilirlik üzerindeki gerçek etkisi, 2027'de uygulamaya geçildikten sonra ortaya çıkacak somut veriler üzerinden değerlendirilebilecek.

Ancak açıklanan sistemin ortaya koyduğu çerçeve açık: atamalarda ölçülebilir kriterlerin ağırlığının artırılması, hizmet ve mesleki göstergelerin puanlamaya yansıtılması, görev yerleri arasındaki personel dağılımının dengelenmesi ve yargı hizmetlerinin ülke genelinde daha etkin ve kesintisiz yürütülmesi.

Vatandaş açısından ise bütün bu teknik düzenlemelerin nihai anlamı, adalet hizmetinin günlük hayatta nasıl karşılık bulacağıyla ölçülecek.

Dosyaların daha etkin yönetildiği, insan kaynağının ihtiyaca göre daha dengeli dağıtıldığı ve yargı mensuplarının hangi kriterlerle atandığını daha açık biçimde görebildiği bir sistem; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması hedefine katkı sağlayabilecek unsurlardan biri olabilir.

2027 Yılı Ana Kararnamesi ile başlayacak uygulama bu nedenle yalnızca hâkim ve savcıların atama yönteminde yapılan teknik bir değişiklik olarak değil, yargının insan kaynağının yönetiminde daha ölçülebilir ve öngörülebilir bir modele geçiş girişimi olarak değerlendirilebilir.

Yeni sistemin ne ölçüde başarı sağlayacağını ise uygulama sonuçları gösterecek. Vatandaş açısından temel beklenti değişmiyor: hakkına makul sürede ulaşabildiği, etkin işleyen ve kararlarına güven duyduğu bir yargı sistemi.