☰
✕
Gündem

Vedat Işıkhan: Yeşil dönüşümde iş birliği hayati önem taşıyor

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Yeşil dönüşümün çalışma barışını koruyarak ve tüm işgücü piyasası paydaşları için, her düzeyde aktif işbirliği ve koordinasyon içerisinde çalışmak hayati bir önem arz etmektedir." dedi.

Abone Ol

Bakan Işıkhan, bir otelde düzenlenen "COP31'e Giderken Emek Dünyasının Ortak Gündemi" programında yaptığı konuşmada, kasım ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin ilk kez Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapacağını hatırlattı.

Program kapsamında yapılacak panelde paylaşılacak fikirlerin, tespitlerin ve ele alınacak hususların gelecek ay Mardin'de tanıtım toplantısını yapacakları "Ulusal Adil Geçiş Stratejisi" için önemli bir temel teşkil edeceğine inandığını belirten Işıkhan, hazırladıkları bu stratejiyle temel hedeflerinin yeşil ve dijital dönüşümün istihdam üzerindeki etkilerini önceden öngörmek, çalışanların yeni beceriler kazanmasını desteklemek ve dönüşümün ortaya çıkaracağı yeni fırsatlardan toplumun bütün kesimlerinin adil biçimde yararlanmasını sağlamak olduğunu söyledi.

Küresel ısınma, olağan dışı doğa olayları ve biyoçeşitliliğin azalması gibi önemli risklerle mücadele ile yeşil dönüşüm gündeminin her geçen gün daha da yoğunlaştığını aktaran Işıkhan, iklim değişikliği önlemlerinin ve dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla sosyal hayatın her alanında olduğu gibi çalışma hayatının da gündemine yeni kavramlar girdiğinin altını çizdi.

Yeşil dönüşümün artan dijitalleşme süreçleriyle de desteklenerek ekonomilerde aşırı kirliliğe sebep olan ve kaynak kullanımı yoğun sektörler öncelikli olmak üzere çok boyutlu birtakım değişimleri de gündeme getirdiğine işaret eden Işıkhan, şöyle devam etti:

“Bu sebeple Dijital ve Yeşil Dönüşüm ile Adil Geçiş perspektifi, günümüzün ve geleceğin en mühim başlıkları arasında yer almaktadır. Bu kavramlar, üretim süreçlerini, iş yapma biçimlerini ve mesleklerin gerektirdiği becerileri değiştirmeye ve dönüştürmeye de devam etmektedir. Yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar, otomasyon, yapay zeka ve döngüsel ekonomi gibi alanlarda yeni istihdam fırsatları ortaya çıkarken mevcut işlerin yapısı ve çalışma koşulları da değişmekte ve dönüşmektedir. Bu değişimin etkileri çalışanlar, işletmeler ve bölgeler için farklı sonuçların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Yeni teknolojilere ve becerilere erişimi sınırlı olan çalışanlar, uyum kapasitesi daha düşük işletmeler ve belirli ekonomik faaliyetlerde yoğunlaşmış bölgeler dönüşüm karşısında farklı güçlüklerle karşı karşıya kalabilmektedir.”

“Dönüşümden etkilenme riski yüksek çalışanlarımızın istihdamda kalmaları için tedbirler alıyoruz”

Bakan Işıkhan, temel gayelerinin bu geçiş sürecinin hiç kimseyi geride bırakmayacak bir şekilde adil bir sistemle yönetilmesi ve herkesin sürece uyum sağlamasını kolaylaştıracak tedbirlerin alınması olduğunu bildirdi.

Çalışanların bu dönüşüme hazırlanmasının, iş ve gelir kaybı risklerinin azaltılmasının, insana yakışır işlerin desteklenmesinin ve yeni fırsatlara erişimin önceliklendirilmesinin kendileri için hedef olduğunu dile getiren Işıkhan, "Bizim anlayışımızda adil geçiş, aynı zamanda emeğin korunması, insan onurunun gözetilmesi ve sosyal adaletin de güçlendirilmesidir. Dönüşümün maliyetini çalışanlarımızın omuzlarına yüklemeden, değişen meslekler karşısında onları yalnız bırakmadan, yeni beceriler ve yeni istihdam imkanlarıyla destekleyerek ilerlemek durumundayız." şeklinde konuştu.

Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda ülke gerçeklerini dikkate alarak kapasite ve uyum gücünü göz ardı etmeden bütüncül ve proaktif bir yaklaşımı hayata geçirmeyi hedeflediklerini söyleyen Işıkhan, şunları kaydetti:

"Bu anlamda İşgücü Piyasalarında Yeşil ve Dijital Dönüşüm ile Beceri Uyumunun Geliştirilmesi, Ulusal İstihdam Stratejimizin temel politika eksenlerinden birisini oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, Ulusal İstihdam Stratejimiz kapsamında işgücümüzün yeşil ve dijital dönüşümün gerektirdiği becerilerle donatılmasını, değişen mesleklerin ihtiyaçlarına uygun eğitim ve istihdam politikalarının geliştirilmesini ve özellikle dönüşümden etkilenme riski yüksek çalışanlarımızın istihdamda kalmaları için gerekli tedbirleri alıyoruz. Bu hedefler doğrultusunda İŞKUR aracılığıyla yeşil işlere ve yeni mesleklere yönelik mesleki eğitimler düzenliyor, işgücümüzün değişen mesleki ihtiyaçlara uyumunu destekliyoruz. Mesleki Yeterlilik Kurumumuz aracılığıyla dönüşümün ortaya çıkardığı yeni mesleklere ilişkin standartlar geliştiriyor, çalışanlarımızın, geleceğin işlerine ve becerilerine hazırlanmasını hedefliyoruz."

“Çalışma hayatının geleceği, çalışanlarımızın ve işverenlerimizin görüşleri alınmadan şekillendirilemez”

Bakan Işıkhan, dönüşümün dengeli biçimde ilerleyebilmesi noktasında paydaşlar arasında işbirliği ve koordinasyonun daha da önem kazandığını belirtti.

2025-2028 Ulusal İstihdam Stratejisi'nin sosyal tarafların, ilgili kurumların, meslek kuruluşlarının ve akademisyenlerin desteğini alarak hazırlandığını anımsatan Işıkhan, stratejinin uygulanma sürecinde de izleme ve değerlendirme mekanizmalarını işlettiklerini, ilgili kurumlar ve çalışma hayatının paydaşlarıyla belirledikleri hedeflerin hayata geçirilmesini takip ettiklerini ifade etti.

Adil geçiş sürecinde de aynı anlayışla, işçi ve işveren kuruluşlarının görüşlerini esas alan, istişareyi ve sosyal diyaloğu güçlendiren bir yaklaşımı sürdürmekte kararlı olduklarını vurgulayan Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çalışma hayatının geleceği, çalışanlarımızın ve işverenlerimizin görüşleri alınmadan, sosyal tarafların katkısı sağlanmadan şekillendirilemez. Bu nedenle sendikalarımızı, işveren örgütlerimizi ve bütün sosyal taraflarımızı adil geçiş karar ve uygulama süreçlerinin etkin paydaşları olarak görmekteyiz. Yeşil dönüşümün çalışma barışını koruyarak ve tüm işgücü piyasası paydaşları için, en verimli ve zararsız şekilde gerçekleşmesi için önümüzdeki süreçte her düzeyde aktif işbirliği ve koordinasyon içerisinde çalışmak hayati bir önem arz etmektedir.

Ben, tüm paydaşlarımızın bu farkındalığa sahip olduğuna yürekten inanıyorum. İnanıyorum ki, ortak akıl, istişare ve sosyal diyalogla ilerlediğimiz önümüzdeki bu uzun soluklu süreç bizi, standartları yüksek, müreffeh bir çalışma hayatı içerisinde herkesin hakkını aldığı, kimsenin geride kalmadığı bir noktaya taşıyacaktır."