☰
✕

VE ADAM UZAKLARA BAKAR, BAKAR, BAKAR…

Abone Ol

Bir adam pencerenin önünde duruyor. Kamera bekliyor. Adam dışarı bakıyor. Kamera hâlâ bekliyor. Perde hafifçe kıpırdıyor. Bir süre sonra sahne bitiyor. Bazen o bekleyişte bir insanın bütün hayatını hissederiz. Bazen de yalnızca perdenin kıpırdadığını görürüz. İkisini birbirinden ayırabilmek gerekir.

Sinemada hızın yüzeysellikle, yavaşlığın ise derinlikle eş tutulduğu kolay bir düşünce var. Hızlı kurgunun seyirciyi oyaladığı, uzun planın ise düşündürdüğü kabul ediliyor. Oysa bir sahnenin ne kadar sürdüğü, bize ne kadar şey anlattığının ölçüsü değildir. Üç saniyelik bir bakış insanın içine yerleşebilir. Beş dakikalık bir sessizlik hiçbir yere ulaşmayabilir.

Elbette sinemanın acele etmemeye ihtiyacı var. Bir karakterin acısını hemen açıklamadan, bir yüzü diyalogla tarif etmeden, bir mekânın insanda bıraktığı duyguyu müziğe havale etmeden anlatmak kıymetlidir. Hayatın her anında büyük olaylar yaşanmaz. Bekleriz, oyalanırız, susarız. Sinema da bu zamanları gösterebilir. Ve fakat bekleyişi göstermekle seyirciyi bekletmek aynı şey değildir.

Ticari sinema bazen patlamalara, kovalamacalara ve yüksek sesli müziğe yaslanır. Sanat iddiasındaki bir film de boş koridorlara, suskun yüzlere ve uzun manzara planlarına yaslanabilir. Bir yönetmen heyecanı hazır kalıplarla üretmeye çalışırken diğeri derinliği hazır kalıplarla üretmeye çalışır. Sorun, kullanılan biçimin anlatılan insanın önüne geçmesidir.

Böyle filmler karşısında seyircinin itirazı da kolayca geçiştiriliyor. “Sıkıldım” diyenin dikkat süresi sorgulanıyor. “Bu sahne neden bu kadar uzun?” diye soran, hızlı tüketim kültürüne teslim olmakla suçlanıyor. Böylece filmin tercihleri tartışılacağına seyircinin yeterliliği tartışılıyor. Bir filmin seyircisini zorlamasıyla anlatamadığı şeyi seyircisine tamamlatması arasında fark vardır.

Bu yüzden bir filmi izlerken yalnızca temposuna bakmıyorum. O temponun bana neyi görme fırsatı verdiğine bakıyorum. Uzun bir sahnenin sonunda karakteri biraz daha tanıyor muyum? Başlangıçtaki duygum değişmiş mi? Daha önce görmediğim bir şeyi görmüş müyüm?

Sinemanın yavaşlamasına itirazım yok. Bazen bir yüzün karşısında uzun uzun kalmak isterim. Ama o yüzün karşısında neden kaldığımı da hissetmek isterim.