☰
✕

TÜRKİYE’Yİ GÜVENLİ LİMANA KİM TAŞIYACAK?

Abone Ol

Gelin bugün sizinle biraz dertleşelim..

Açık konuşalım. Türkiye sıradan bir finansal dalgalanmayla karşı karşıya değil. Sermaye piyasalarını sarsan fon krizi, Türkiye’nin finansal denetim mekanizmalarını ve yatırımcı güvenini yeniden tartışmaya açtı.

Mesele yalnızca kimin ne kadar kazandığı değil. Mesele, sermaye piyasalarının itibarı, vatandaşın birikimi ve Türkiye’nin finansal geleceğidir. Elbette soruşturmada adı geçen herkes suçlu değil. Son sözü yargı söyleyecek. Ancak ortaya çıkan tablonun güçlü bir ekonomik yönetim ve reform iradesi gerektirdiği de ortada.

İşte tam burada bir ismin yeniden sorumluluk üstlenmesinin Türkiye için önemli bir fırsat olacağına inanıyorum: Berat Albayrak.

Neden mi?

2015 yılına gidelim..

Berat Albayrak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı görevini üstlendiğinde Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri enerjide dışa bağımlılıktı. 2017’de açıklanan Millî Enerji ve Maden Politikası, yerli kaynakların değerlendirilmesini ve Türkiye’nin kendi arama kapasitesini oluşturmasını stratejik hedef haline getirdi.

Türkiye’nin ilk derin deniz sondaj gemisi Fatih, 2017’de envantere katıldı. 21 Ağustos 2020’de ise Karadeniz’de 320 milyar metreküplük doğal gaz keşfi açıklandı. Elbette bu başarı yıllara yayılan devlet politikalarının, mühendislerin ve Türkiye Petrolleri çalışanlarının ortak eseriydi. Ancak Albayrak’ın bu stratejik yönelimin oluşmasındaki payını da teslim etmek gerekir.

Üstelik enerji bağımsızlığı yalnızca bir enerji meselesi değildir. Daha az ithalat, daha düşük döviz ihtiyacı ve dış ekonomik şoklara karşı daha güçlü bir Türkiye demektir.

Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde de benzer bir yaklaşım vardı.

23 Mayıs 2019’da açıklanan İVME Finansman Paketi kapsamında üç kamu bankası aracılığıyla 30 milyar liralık finansman hedeflendi. Öncelik verilen alanlar hammadde, ara malı, makine imalatı ve tarımdı. Kasım 2019’da açıklanan verilere göre reel sektöre tahsis edilen krediler 24,5 milyar liraya ulaşmıştı.

Bu yaklaşımın temelinde Türkiye’nin kaynaklarını üretime, istihdama ve sanayiye yönlendirme hedefi bulunuyordu.

Bugünkü fon soruşturmasına da biraz buradan bakmak gerekiyor.

Bir tarafta milyarlarca liralık finansal işlemler, diğer tarafta sermaye piyasalarının güvenilirliğine ilişkin ciddi soru işaretleri..

Türkiye benzer güven krizlerinin bedelini geçmişte ağır ödedi. 2001 ekonomik krizinde bankacılık sistemindeki kırılganlıklar, siyasi gerilimler ve kamu maliyesindeki sorunlar birleşince ülke tarihinin en ağır ekonomik sarsıntılarından biri yaşandı. Sonrasında bankacılık sistemi yeniden yapılandırıldı, denetim mekanizmaları güçlendirildi.

O dönemin bize öğrettiği en önemli ders şuydu: Finansal krizlerin gerçek maliyeti yalnızca kaybolan para değil, kaybolan güvendir.

Elbette Berat Albayrak’ın ekonomi yönetimi de tartışmalardan bağımsız değildi. 2018-2020 döneminde Türk lirasındaki değer kaybı, Merkez Bankası rezervleri ve para politikaları ciddi eleştiriler aldı. Bunları görmezden gelmek doğru olmaz. Ancak bir yöneticiyi değerlendirirken yalnızca tartışmalı kararlarına değil, ortaya koyduğu stratejik hedeflere ve kalıcı yatırımlara da bakmak gerekir.

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı tam da böyle bir stratejik bakıştır..

Fonların işlemleri geriye dönük incelenmeli, şüpheli kazançların izi sürülmeli, Sermaye Piyasası Kurulu’nun denetim kapasitesi güçlendirilmeli. Hukuka aykırı kazançlar yargı denetiminde geri alınırken dürüst yatırımcı korunmalı. Piyasa korkuya teslim edilmeden finansal güven yeniden inşa edilmeli..

Ben Berat Albayrak’ın devlet tecrübesinin, uluslararası finans çevrelerini tanımasının ve ekonomik bağımsızlığı önceleyen yaklaşımının bu süreçte önemli katkı sağlayabileceğini düşünüyorum..

Ancak mesele yalnızca bir ismi yeniden göreve getirmek değil. Güçlü siyasi iradeyi, bağımsız denetimi, hukuk güvenliğini ve hesap verebilirliği aynı programda buluşturabilmek.

Çünkü sermaye ürkektir. Güvenin olmadığı yerde yatırım olmaz. Yatırımın olmadığı yerde üretim büyümez. Üretimin büyümediği yerde ekonomik bağımsızlık yalnızca bir temenni olarak kalır.

Türkiye’nin kaybedecek zamanı yok..

Benim kanaatim açık: Berat Albayrak, geçmişin başarılarından güç alıp hatalarından ders çıkararak Türkiye’yi bu fon karmaşasından güvenli limana taşıyabilecek bir isim..

Elbette kaptanın kim olduğu önemlidir. Ama pusulanın da doğruyu göstermesi gerekir..

O pusulanın adı hukuk, şeffaflık, denetim ve güven olmalıdır.

Çünkü bugün kurtarılması gereken yalnızca milyarlarca lira değil, Türkiye’nin finansal geleceğidir.