Karadeniz’de yağmur gökten düşer düşmez önce toprağa sonra yaprağa ve en son insanın emeğine siner. Rize’ye vardığınızda bunu daha ilk anda anlarsınız. Yeşilin bin bir tonuyla sarılmış yamaçlar, sisin içinden usulca beliriveren çay bahçeleri ve her köşede kendisini hissettiren o tanıdık koku…
Çay burada sıradan bir içecek olarak görülmez. O hayatın bir ritmi. Sabahın ilk ışığından akşamın son sohbetine kadar uzanan uzun bir hikâye.
%100 yerli Ofçay’ın yeni yolculuğu
Ofçay’ın hikâyesini anlamak için 1985 yılında ticari faaliyetlerine başlayan markayı ve kırk yılı aşan bilgi birikimini anlamak gerek. Çok uzun yıllardır Türk çay kültürünün köklü markalarından biri olarak yolculuğunu sürdürüyor. 2025 yılında Efor Holding bünyesine katılması ise markanın tarihinde yeni bir sayfa açıyor. Bu gelişmeyle Ofçay yeniden yüzde 100 yerli sermayeli bir yapının parçası olurken, köklü marka deneyimini Efor Holding’in üretim gücü, yatırım yaklaşımı ve yaygın dağıtım ağıyla buluşturuyor.
Ofçay’ın bugün ulaştığı üretim yapısı da bu uzun hikâyenin modern yüzünü gösteriyor. Efor Holding’in çay faaliyetleriyle birlikte oluşturduğu entegre yapı; Rize, Trabzon, Artvin ve Tokat’taki üretim ve paketleme tesisleriyle geniş bir coğrafyaya yayılıyor. Rize Hamidiye, Trabzon Çamlı ve Solaklı ile Artvin Arhavi’de yaş çay işleme tesisleri; Trabzon Arsin ve Tokat Erbaa’daki üretim ve paketleme tesisleri, çayın topraktan bardağa uzanan yolculuğunun farklı duraklarını oluşturuyor.
Verilen bilgilere göre bu yapı toplam 120 bin metrekare üretim alanına, günlük 2 bin ton yaş çay işleme kapasitesine ve 37 bin ton kuru çay paketleme kapasitesine sahip. Türkiye’nin 81 iline ulaşan, 30 bini aşkın satış noktasını kapsayan dağıtım ağı ise çayın Karadeniz yamaçlarından ülkenin dört bir yanındaki sofralara uzanan yolunu tamamlıyor.
Rize’de çayın izini sürerken
İnsan ister istemez şu soruyu sorabiliyor. Bir bardak çayın ardında kaç kişinin emeği var?
Cevabı, aslında çok karmaşık sayılmaz ama meşakkatli. Bunu çoğunlukla yamaçlarda bulunan çay bahçelerinin arasında yürüdüğünüzde daha iyi anlıyorsunuz. Yaprağın dalından koparılmasıyla başlayan yolculuk; taşıma, işleme, kurutma, paketleme, dağıtım ve nihayet sofraya ulaşma aşamalarından geçiyor. Bardağımızdaki çay keyfinin arkasında mevsimlerin, makinelerin, ustalığın ve alın terinin uzun hikâyesi bulunuyor.
Çayın hikâyesi bence rakamlarla anlatılamaz
Çünkü Rize’de çay bahçesine girdiğinizde gördüğünüz yüzler rakamların yerini alır nitelikte. Yaprağa dokunan eller, yamaçlarda sürdürülen üretim geleneği ve yıllar içinde kuşaktan kuşağa aktarılan bilgi, çayın gerçek değerini ortaya koyuyor. Çayın ekonomik bir ürün olmasının ötesinde, Doğu Karadeniz’in sosyal ve kültürel hayatının önemli parçalarından biri olduğunu görüyorsunuz.
Ofçay’ın yeni döneminde sürdürülebilirlik.
Efor Holding’in verdiği bilgilere göre grubun çay faaliyetleri 2016’dan bu yana Rainforest Alliance sertifikasına sahip. Bu yaklaşım; doğal kaynakların korunması, sorumlu tarım uygulamalarının desteklenmesi, atıkların etkin yönetimi ve ambalajların geri kazanımı gibi başlıkları kapsıyor. Bugün sürdürülebilirlik kavramı, üretimin geleceği açısından giderek daha fazla önem kazanırken çayın geleceğini korumak, aslında onu yetiştiren toprağın ve insanın geleceğini korumak anlamına geliyor.
Kadın emeği.
Ofçay’ın 2026 yılının son çeyreğinde Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı ve Özyeğin Üniversitesi iş birliğiyle yürütülecek KADİM Programı’nda mentor şirketler arasında yer alması planlanıyor. Program kapsamında kadın kooperatiflerinin kurumsal kapasitelerinin geliştirilmesi, üretim süreçlerinin güçlendirilmesi ve pazara erişim imkânlarının artırılması hedefleniyor. Bu tür çalışmaların kırsal ekonomide kadın emeğinin görünürlüğünü ve yerel üretimin sürdürülebilirliğini destekleme amacı taşıması, çayın tarlada ama asıl önemli olan toplumun geleceğinde de kök saldığını hatırlatıyor.
Efor Holding
Ofçay’ın hikâyesini Efor Holding’den bağımsız düşünmek de artık mümkün görünmüyor. Temelleri 1968’e uzanan ticari deneyimin üzerine 2022’de kurulan holding yapısı; gıda ve tarımdan enerjiye, madencilikten gayrimenkule, filo ve sigortaya kadar farklı alanlarda faaliyet gösteriyor. Çay alanındaki büyüme de bu geniş yatırım ekosisteminin önemli parçalarından biri. Efor Yatırım’ın 2024 yılında halka arz edilerek EFOR işlem koduyla Borsa İstanbul’da işlem görmeye başlaması da şirketin kurumsal yolculuğundaki önemli dönemeçlerden biri. Verilen bilgilere göre şirket bugün Türkiye’nin ilk 3 üreticisi arasında yer alıyor.
Fakat tüm bu kurumsal yapıların, üretim tesislerinin ve büyük rakamların ötesinde Rize’de insanın aklında başka bir görüntü kalıyor: Yağmurla parlayan bir çay yaprağı…
Belki de çayın sırrı tam burada saklı
Bir yaprak, bir toprak, bir emek ve uzun bir yolculuk… Sonra ince belli bir bardakta yükselen buhar. Çay, bütün bu hikâyeyi birkaç yuduma sığdırıyor.
İşte Ofçay’ın Rize’de açtığı yeni sayfa da bu kadim hikâyeyi geleceğe taşıma çabasının bir parçası. Gelenek ile teknolojiyi, yerli üretim ile modern işletmeciliği, emeği ile sürdürülebilirliği aynı sofrada buluşturma arayışı…
Rize’den ayrılırken insanın aklında tek başına çayın tadı kalmıyor. Çayın ardındaki insan, toprak ve emek de hafızaya yerleşiyor.
Ve insan bir kez daha anlıyor.
Çay, bardağa dolmadan önce bu memleketten geçiyor.
Çay üzerine….
Demli Bir Hayat
Çay, bu coğrafyada hayatın kendisinden süzülen ince ve sıcak bir hikâye. İnce belli bardakta memleketin tüten hafızası. Karadeniz’in yağmuru, Anadolu’nun bozkırı ve İstanbul’un telaşı hep aynı demde buluşur. Bir yudumda uzak yollar kısalır, insanlar birbirine yaklaşır, gönüller hep aynı sıcaklığın etrafında toplanır.
Çayın sınıfı yoktur. Köy kahvesinde işçinin, dükkânında esnafın, evinde annenin, masasında şairin dostudur. Zenginle yoksulu, patronla emekçiyi, yaşlıyla genci aynı bardağın sıcaklığında buluşturur. Çayın olduğu yerde unvanlar yerine insan konuşur. Çünkü çay, hayatın o görünmez duvarlarını sessize alır.
Onun saati de yoktur, mekânı da… Sabahın mahmurluğunda başlar, akşamın hüznünde demlenir. Bazen bir dost sohbetinin bahanesi, bazen yalnızlığın en sadık arkadaşı.
“Bir çay koy da içelim” cümlesi, aslında “Biraz otur, biraz konuş, biraz hayatı paylaşalım” demek.
Belki de çayın sırrı sadeliğinde. O, büyük sözler söylemeden insanları bir araya getirir. Dostluk onun buharında yükselir, muhabbet deminde koyulaşır, hatıralar bardağın dibinde kalır. Çay, şairlerin dizelerine, yazarların masalarına, annelerin mutfaklarına, kahvehanelerin gürültüsüne siner ve o bu toprakların sessiz bir türküsüdür.
Çünkü çay içmek, bir nevi hayatı yudumlamak. Biraz durmak, biraz düşünmek, biraz hatırlamak ve en önemlisi hayatı paylaşmaktır.
Çay, hayatın demidir ve insan ise o demde pişen en güzel bir hikâye.