4 yaşındaki çocuğu güzellik yarışmasına sokmak da ne demek? Çocukları podyuma çıkarıp güzelliklerine puan vermek hangi aklın ürünü?
Pes, vallahi pes! Artık insan ne diyeceğini şaşırıyor. Antalya’da 4-13 yaş grubundaki çocukların katılımıyla “Little Miss and Little Mister United World” adı altında güzellik yarışması düzenleneceği duyuruluyor. Neyse ki Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı devreye girerek organizasyon hakkında suç duyurusunda bulunuyor.
Peki soruyorum: Dört yaşındaki bir çocuğun güzelliğini kim, hangi ölçüye göre değerlendirecek? Daha okuma yazmayı yeni öğrenecek, oyun çağındaki çocukları yetişkinlerin güzellik kalıplarına sokmaya utanmıyor musunuz?
Çocuk dediğiniz yarış atı mı? Birini birinci, diğerini ikinci ilan edip küçücük bedenlere rekabeti, beğenilmeyi ve başkalarıyla kıyaslanmayı daha o yaşta mı öğreteceksiniz?
Her çocuk güzeldir. Her çocuk özeldir. Bunun için bir jüriye, podyuma, taç takmaya veya birilerinin onayına ihtiyaç yoktur. Sizin çocukları sahneye çıkarıp aralarından en güzelini seçme hevesinizin altında ne yatıyor? Bu organizasyonlardan kim, ne kazanıyor? Çocukların üzerinden ticari bir kazanç elde ediliyorsa bunun adı nedir?
Bir de işin aile tarafı var. Çocuklarını bu yarışmalara götüren anne babalara da iki çift sözüm var!
Siz evlatlarınızı neden böyle bir yarışmanın içine sokuyorsunuz? Çocuğunuzun birinci seçilmesi size ne kazandıracak? Peki ya seçilmezse? Dört yaşındaki bir çocuğa kaybettiğini, yeterince güzel bulunmadığını nasıl anlatacaksınız? Belki bugün bunun farkında bile olmayacak ama yarın dış görünüşünü başkalarıyla kıyaslamasına, kendisini yetersiz hissetmesine zemin hazırlamayacağınızın garantisi var mı?
Çocuklarımızın özgüvenini korumamız gerekirken onları daha küçücük yaşta başkalarının beğenisine mahkûm etmek hangi ebeveynlik anlayışına sığar? Çocuğunuzun yüzünü, saçını, gözünü jüri önünde değerlendirmeye açmak yerine onun kişiliğini, merhametini, bilgisini ve yeteneklerini geliştirmeyi düşünseniz daha doğru olmaz mı?
Üstelik mesele yalnızca ailelerin tercihi de değil. Bu organizasyonlar hangi şartlarda düzenleniyor? Gerekli izinler ve bildirimler yapılmış mı? Çocukların görüntüleri nasıl kullanılacak, mahremiyetleri nasıl korunacak? İlgili kurumlar bütün bunları araştırmalı. Organizasyonun hukuki niteliği ve gerekli izinler konusunda hiçbir soru işareti kalmamalı.
Çünkü çocuk söz konusu olduğunda kimse ticari kazancı, şöhreti veya reklamı onların üstün yararının önüne koyamaz.
Açık konuşayım: Ben bu tür yarışmaları çocukların gelişimi açısından son derece sakıncalı buluyorum. Çocukları yetişkinlerin güzellik anlayışına göre sınıflandırmak, daha hayatın başında onlara yanlış bir değer ölçüsü sunmaktır. Güzelliğin birincisi olur mu? Dört yaşındaki çocuk hangi yarışın içinde olduğunun bile farkında değilken onu hangi amaçla bu sahneye çıkarıyorsunuz?
Neyse ki Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı konuya müdahil olmuş ve suç duyurusunda bulunmuş. Şimdi ilgili incelemelerin sonucunu beklemek, çocukların haklarını koruyacak adımların atılmasını sağlamak gerekiyor.
Ama ben buradan özellikle ailelere sesleniyorum: Çocuğunuzun çocukluğunu çalmayın! Onu başkalarına güzel görünmek, jüriyi etkilemek veya taç kazanmak zorunda hissettirmeyin. Çocuklarınız sizin gurur tablonuz, reklam malzemeniz ya da başkalarına karşı övünme aracınız değildir.
Bir çocuk yarışmada birinci seçilmedi diye eksik değildir. Taç takmadı diye değersiz değildir. Başkası tarafından güzel bulunmadı diye sevgiyi daha az hak etmez.
Pes, vallahi pes! Çocuklara bırakacağımız en güzel miras taç değil, özgüvendir. Onların podyumlarda yarıştırılmaya değil, çocukluklarını özgürce yaşamaya ihtiyacı var.