☰
✕

KONYA’DAN KÜRESEL VİCDANA TARİHİ ÇAĞRI: KUBBE-İ HADRA’NIN GÖLGESİNDE FİLİSTİN DİRENİŞİ VE ANADOLU’NUN TOKADI

Abone Ol

Konya… Yalnızca İç Anadolu’nun geniş düzlüklerine kurulmuş kadim bir Anadolu şehri değildir; o, Selçuklu’nun ulu payitahtı, Darü’l-Mülk’tür. Haçlı ordularına karşı göğsünü siper eden, Kudüs’ün savunma hattını Anadolu’dan kuran o kadim devlet aklının ve manevi iklimin merkezidir. İşte bu tarihi misyonunu Konya, bugün Ortadoğu’da Siyonist vahşetin, küresel emperyalizmin ve modern çağın en kanlı soykırımının yaşandığı bir dönemde tüm dünyaya yeniden göstermiştir. İsrail’in sivil, kadın, çocuk demeden yürüttüğü katliamlara karşı Batı dünyası ve uluslararası kurumlar üç maymunu oynarken; Konya, “İnsanlığın Ortak Vicdanı” olarak sahaya inmiş, Filistin davasını yalnız bırakmayacağını meydanlarından ve tribünlerinden tüm dünyaya bir kez daha haykırmıştır.

Bu büyük şahlanış, sıradan bir organizasyonun çok ötesinde, entelektüel ve hukuki bir altyapıyla inşa edildi. İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) ortaklığıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında, “Gazze Mahkemesi” oturumları ve “Filistin Gençlik Forumu” ile mesele sadece sokaklarda değil, masada da uluslararası hukukun yüzüne tokat gibi çarpıldı. Filistin Devleti Yüksek Gençlik Konseyi Başkanı Jibril Rajoub’un kürsüden yankılanan “Eviniz evimizdir” sözleri ve Konyalı gençlerin salonu titreten alkışları, iki coğrafya arasındaki sarsılmaz bağın en net tezahürüydü.

Ancak asıl tarihi mesaj, akşam saatlerinde MEDAŞ Konya Büyükşehir Stadyumu’nda verildi. Günlerdir bazı sığ zihniyetler, “Bu maç İstanbul gibi büyük bir metropolde oynanmalıydı, Konya’da 42 bin kişilik stadyum dolmaz, ses getirmez” diyerek kendi vizyonsuzluklarını sergiliyorlardı. Fakat Anadolu iradesi, bu elitist ön yargıları paramparça etti. Stadyum öylesine doldu taştı ki, koltuk bulamayan binlerce Konyalı maçı merdiven boşluklarında, ayakta, omuz omuza izledi. Konyaspor ile Filistin A Milli Takımı arasında oynanan bu maç, bir futbol müsabakası değil; yeşil sahalardan Birleşmiş Milletler koridorlarına atılmış devasa bir insanlık sloganıydı. Filistin Milli Takımı, Konya’da deplasmanda değil; tam aksine kendi evinde, kendi kardeşlerinin bağrında sahaya çıkmıştır.

Stadyumdaki o atmosferi kelimelerle tarif etmek güçtür. On binlerce taraftarın Filistinli masum çocuklar için sahaya fırlattığı oyuncaklar, tribünlerde yükselen devasa koreografiler ve kentin simgelerinden Taş Bina’ya yansıtılan yan yana Türk ve Filistin bayrakları, hafızalara kazınan muazzam karelerdi. Maçın hakem tarafından 89.59’da bitirilmesi ve ekranlara yansıyan “Filistin özgür olana dek maç ertelenmiştir” yazısı, sadece spor tarihine değil, diplomasi tarihine de geçecek sarsıcı bir metafordur. Çünkü Filistin davası, kronometrelerin durduğu, zamanın donduğu ve ancak Mescid-i Aksa prangalarından kurtulduğunda yeniden akmaya başlayacağı bir varoluş mücadelesidir.

Bu tarihi organizasyon, küresel boyutta da şok etkisi yarattı. Fransız bir içerik üreticisinin tribünlerden paylaştığı ve “Tek kelimeyle inanılmazdı” diyerek milyonlarca takipçisine ulaştırdığı görüntüler, Siyonist medya ambargosunu delen önemli bir hamle oldu. Yabancı ajanslar, “Türkiye’nin kalbinde on binler Filistin için ayakta” manşetleriyle bu gerçeği dünyaya servis etmek zorunda kaldı.

Meselenin iç siyaset üstü, tamamen milli bir dava olduğu da Konya’da vücut buldu. İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’nin sosyal medyadan verdiği güçlü mesajlar, Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Osman Aşkın Bak ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın bu devasa organizasyonu kusursuz şekilde hayata geçirmeleri, devlet aklının sahadaki gücünü göstermiştir. Aynı şekilde, AK Parti Konya Milletvekili Selman Özboyacı’nın “Konya insanlık bilinciyle sorumluluğunu yerine getirdi” sözleri ile CHP Konya Milletvekili Barış Bektaş’ın “Sporun birleştirici gücüyle İsrail zulmü tüm dünyaya haykırıldı” şeklindeki açıklamaları; Türk siyasetinin söz konusu Filistin olduğunda nasıl tek yumruk olabildiğinin en güzel ispatıdır.

Bizler de gazeteci olarak bu tarihi güne, Selçuklu payitahtındaki bu küresel insanlık mücadelesine yerinde şahitlik etmek için oradaydık. Bu anlamlı organizasyonun arka planında, sivil toplumun o güçlü damarını temsil eden İlim Yayma Cemiyeti Başkanı Sayın Bilal Erdoğan ile de gazeteci meslektaşlarımızla birlikte bir araya gelme ve istişare etme fırsatı bulduk. Sayın Bilal Erdoğan ile yaptığımız değerlendirmeler; devletin, sivil toplumun ve milletin Filistin meselesindeki ortak mefkûresinin ne kadar derin ve sarsılmaz olduğunu bir kez daha ortaya koydu.