☰
✕

İSTİFA YETMEZ, DOSYA SAVCILIĞA GİTMELİ

Abone Ol

Fon krizinde artık Symbol bir isim haline geldi Fatma Betül Sayan Kaya. Ak Parti‘deki görevlerinden istifa etti.. Bu elbette siyasi bir tasarruftur. Ama hukuk siyasi jestlerle çalışmaz. Kaya ve eşinin yaklaşık 163 milyon liralık yatırımı 2 milyar 170 milyon liralık satış büyüklüğüne ulaştı. Kaya da iddiaların incelenmesinin önünü açmak için görevinden ayrıldığını açıkladı. Bir de kâr elde ettiği parayı iade ettiği iddia edildi. Fakat ortada böylesine sıra dışı bir kazanç, böylesine kritik bir zamanlama ve milyarlarca liralık para hareketi varsa, dosya “istifa etti, inceleme yapılır” kolaycılığına bırakılamaz.

Çünkü Sermaye Piyasası Kanunu bu alanı sadece idari para cezası verilecek bir mesele olarak görmüyor. SPK, 6362 sayılı Kanun’un 107/1. maddesi kapsamında piyasa dolandırıcılığı şüphesi tespit ettiğinde Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunabiliyor. Daha da önemlisi, 107/3 hükmü uyarınca etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen kişinin, elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katını Hazine’ye ödemesi gerekiyor. Bu teorik bir hüküm değil; SPK’nın yayımladığı suç duyurusu kararlarında açıkça uygulanan bir mekanizma.

O halde soru basit: Sayan ailesinin işlemleri neden sadece idari inceleme başlığı altında konuşuluyor? Eğer içeriden bilgi kullanımı, koordineli işlem, piyasa dolandırıcılığı ya da başka bir sermaye piyasası suçu şüphesi doğuran bulgu varsa, mesele artık SPK koridorlarında kalamaz. Savcılık hesap hareketlerini, alım-satım tarihlerini, fiyat sıçramalarını, para transferlerini, haberleşme kayıtlarını ve bağlantılı hesapları incelemelidir. Kim ne zaman aldı, ne zaman sattı, satış kararından önce ne biliyordu, kimlerle temas halindeydi? Bunlar artık siyasi polemik değil, ceza soruşturmasının soruları olmalıdır.

Üstelik burada kamuoyunun önünde açıklanması gereken başka bir mesele daha var. Eğer kamuoyunda konuşulan yaklaşık 2,2 milyar liralık bir ödeme gerçekten yapıldıysa, bu ödeme hangi hukuki sıfatla yapıldı? Basit bir iade mi, tedbir mi, yoksa 107/3 kapsamındaki etkin pişmanlık ödemesi mi? Çünkü eğer 107/3 uygulanıyorsa kanunun matematiği son derece açık: menfaat neyse, etkin pişmanlık için bunun iki katı ödenir. Unvan eski bakan olunca bu formül değişmez. Değişirse sorun artık yalnızca bir aile ya da bir hisse senedi meselesi olmaktan çıkar; hukukun herkese eşit uygulanıp uygulanmadığı meselesine dönüşür.

Bu yüzden bu dosyada “istifa etti, siyasi sorumluluğunu aldı” cümlesi bana yetmiyor. Siyasi sorumluluk başka, cezai sorumluluk bambaşkadır. Suç şüphesi varsa savcılık devreye girer, delili toplar, şüpheliyi dinler ve kararını verir. Suç yoksa da bunu yine hukuk ortaya koyar. Ama milyarlarca liralık bir kazancın ardından yalnızca koltuk bırakmakla dosya kapanıyorsa, sıradan yatırımcıya verilen mesaj korkunç olur: Bazıları için kanun, bazıları için prosedür var. Türkiye’nin ihtiyacı tam tersidir. Dosya kim olursa olsun aynı kapıdan geçmeli. O kapının üzerinde de SPK değil sadece, Cumhuriyet Başsavcılığı yazmalıdır.