☰
✕

HAYIR BAYIM: YANLIŞ KİŞİYİ KISKANIYORSUNUZ!

Abone Ol

Kavalyerov, Babiçev’e karşı. Öyle eşit şartlarda bir mücadele değil bu. Bir yanda devrim kahramanı diğer yanda bir hiç ya da kendi ifadesiyle bir soytarı… Eski dünyaya özlemle yeni dünyayı tümden reddediş arasında gidip gelen duygular; bazı yerlerde hayal ile gerçeğin ayırt edilemediği flu sahneler…

Ukrayna doğumlu Sovyet yazar Yuri Oleşa, “Kıskançlık” ile bambaşka bir dünyanın kapılarını aralıyor. Evet, o kapıdan içeri biraz soğuk giriyor ama kısa sürede adapte oluyorsunuz. Kitabın sonunda kendinizi daha diri, daha genç hissedeceksiniz.

Kendisini sokakta sefil bir haldeyken bulup evine kabul eden Andrey Babiçev, şimdi Nikolay Kavalyerov’un rakibi durumunda… Babiçev sadece birkaç sene önce gerçekleşmiş devrimin sembollerinden biri. Kavalyerov, rakip seçtiği Babiçev’in şahsında sisteme, işleyişe ve en önemlisi “yeni”ye başkaldırıyor.

Kavalyerov düz bir adam… Minnet duyması gereken Babiçev’e olan nefreti kişisel gibi görünse de değil. Sürekli Babiçev’i yorumlayıp duruyor; bununla yetinmeyip onun kendisi hakkında neler düşündüğünü tahmin ediyor. Sizce Nikolay, Andrey’in umurunda mı? Hiç zannetmiyorum…

Belirli bir rutinde ilerleyen hikaye bir anda makas değiştiriyor. Rahatlar bozuluyor, tercihler ön plana çıkıyor ve farklı dünya görüşleri iyiden iyiye kendini belli ediyor.

Nikolay kalk Ivan geldi

Yazının sonuna sakladığım bir gerçeği şimdi söylemek isterim: Nikolay Kavalyerov yanlış kişiyi kıskanıyor. Yani kıskanılacak asıl kişi Andrey Babiçev değil; Ivan Babiçev… Ivan da kim diye soruyorsunuz haklı olarak… Soyisminden de anladığınız üzere Ivan, Andrey’in ağabeyi… Son derece becerikli, pratik ve zeki. Andrey ise sistemin ürettiği bir makine gibi… Oleşa, ona güzel bir ünvan bağışlıyor ancak okuyucu hiçbir satırda Andrey’in bunu hakettiğini düşünecek noktaya gelemiyor. Galiba önce Kavalyerov’a ama daha fazla Ivan’a inanıyoruz. Yuri Oleşa’nın eski ile yeni devlet ve toplum arasında yaptığı kıyaslama ya da değerlendirme; daha da mühimi tuttuğu taraf bizi neden bu kadar ilgilendiriyor bilemedim. Aynı yollardan hem de benzer yıllarda geçmiş olmak bunda etkili olmuş olabilir mi?

“Damat, gelini terk et!”

Şunu gördüm ki yazar da Ivan’ı seviyor. Ona öyle özellikler yüklüyor ki okudukça kanınız ısınıyor. Zekâsının sınırı yok. Sipariş edilen konularda doğaçlama söz söyleyebilen, el falı bakabilen, kesintisiz okunan elli kelimeyi peş peşe sıralayabilen, cebinden bir anda iskambil kağıtları çıkarıp hokkabazlık yapabilen biri aynı zamanda. Ve aranan bir kişilik… Oleşa onu aynı zamanda bir vaiz olarak resmediyor fakat bu vaiz öyle bildiğiniz vaizlerden değil. Dinle diyanetle işi yok; işi felsefe… Bu konuda vereceğim örnek onun nasıl bir vaiz olduğunu gösterecek… Yeni evli çifte verdiği ama doğru mu değil mi bilinmeyen tavsiyeler beni kendisine tamamen bağladı. Tavsiyeye bakın lütfen: “Birbirinizi sevmeniz, birleşmeniz gerekmez. Damat, gelini terk et! Sevginiz size ne fayda getirecek? Kendi düşmanınızı getireceksiniz dünyaya. Sizi yiyip bitirecek.” Sonrası kavga, gelin bayılıyor ve kaos…

Fark ettiyseniz hikayeyi alıp götüren Ivan. Oysa bu isim iyilikseverliğiyle, üzerinde çalıştığı ucuz sosisle devrimin altın çocuğu Andrey olmalıydı. Bir de “Çeyreklik” projesi var elbette. Halkın topluca ve ucuz yemek yiyebileceği bu bina ev mutfaklarını ortadan kaldırmayı hedefliyordu. Ucuz sosis projesi de bu çerçevede düşünülmeli. Görüldüğü gibi Andrey Babiçev yeni Sovyet insanı ve toplumu inşasında önemli bir karakter..

“Devrimin filleri mutfağınızı yerle bir edecek”

Ve sistem eleştirisinin iyiden iyiye su yüzüne çıktığı bölüme gelelim. Bu kitapta eski-yeni kıyaslamasının sonu yok ve bir yerde durmak gerekiyor. Çeyreklik inşaatındayız… Ivan kalabalığa diyor ki: “Yoldaşlar! Sizden en önemli dayanağınızı almak istiyorlar; evinizi ve ocağınızı. Devrimin atları kara merdivenlerde gürleyerek çocuklarımızın ve kedilerimizin üstüne basarak bizim seçtiğimiz fayans ve tuğlaları kırarak mutfaklarınıza baskın yapıyor. Ey kadınlar! Sizin gurur ve şanınız olan ocaklarınız tehdit altında! Devrimin filleri mutfağınızı, annenizin ve karınızın mutfağını yerle bir etmek istiyor.” Bundan büyük başkaldırı olur mu?

Sovyet ileri gelenleri okuduğunu anlamıyor mu?

Yazar, Rusya’da epey geç anlaşılmış… İlk başlarda çokça övülen Oleşa, sonraki yıllarda sistem karşıtı olarak görülmüş. Nitekim kitabı okuyan herkes bunun böyle olduğunu anlayacaktır. Zannediyorum ki devrin Sovyet ileri gelenleri okuduğunu anlama noktasında zorluk yaşıyordu…

Ayrıca sistemin dayattığı kusursuz Volodya Makarov, eskiyi reddedip yeniyi seçen Ivan’ın kızı Valya ve Ivan’ın sistem karşıtı icadı Ofelya ile düzeni sorgulamaya çokça vaktiniz olacak.

Son olarak çeviriden mi kaynaklı bilmiyorum önemli gördüğüm bir hususu dile getirmek isterim. Ben anlatıcılar üzerinde her daim titizlikle dururum. Kimdir, nedir, orada nasıl bulundu, dedikleri doğru mu gibi soruları sorarım. Anlatıcı rolünün bir anda Kavalyerov’dan alınıp yazara devredildiğini gördüm. Yazarın bu çaresizliğini anlıyorum ancak tekniğe aykırı buluyorum.

Kıskançlık, klasik Rus edebiyatı eserlerinden biri değil. Benim gibi daha önce Oleşa okumamış olanlar için iyi bir deneyim olacaktır. Eski ile yeninin hemen hemen her satırda kıyaslandığı sayfalar hüznü ve mizahı bir anda yaşatacak.