GÖNÜLLERDE HİLAL, UFUKTA BİLAL

Abone Ol

Değerli dostlar…

Türkiye’de bazı insanlar vardır; daha ne söylediğine bakmadan, soyadına bakıp hüküm veririz.

Bilal Erdoğan bunun en çarpıcı örneklerinden biridir.

Yıllarca aslında Bilal Erdoğan konuşulmadı.

“Tayyip Erdoğan’ın oğlu” konuşuldu.

Recep Tayyip Erdoğan’a duyulan siyasi öfke zaman zaman ailesine, çocuklarına, hatta “Bilal” ismine kadar taşındı.

Oysa muhalefet başka şeydir, nefret başka.

Bir Cumhurbaşkanını eleştirirsiniz, politikalarına karşı çıkarsınız, sandıkta karşısında durursunuz.

Ama babayla olan siyasi hesabınızı oğluna ödetmeye kalkarsanız orada fikir mücadelesi biter, önyargı başlar.

Bilal Erdoğan’ın yıllardır yaşadığı paradoks da budur:

Çok tanınan fakat yeterince tanınmayan bir adam olmak.

Herkes adını biliyor.

Peki kaç kişi gerçekten ne yaptığını, ne düşündüğünü merak ediyor?

SOYADI MİRAS KALIR, LİDERLİK KALMAZ

Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’nin son çeyrek asrına damgasını vurmuş bir liderdir.

Böyle bir babanın oğlu olmak elbette büyük imkânlar getirir.

Ama beraberinde çok ağır bir gölge de getirir.

Çünkü yaptığınız her iş babanızla kıyaslanır.

Başarınız soyadınıza bağlanır, hatanız size yazılır.

Bilal Erdoğan’ın önündeki gerçek mesele de burada başlıyor:

Erdoğan soyadının arkasında kalmak mı, kendi ismini oluşturmak mı?

Çünkü soyadı babadan geçer.

İmkân geçebilir.

Çevre geçebilir.

Ama liderlik geçmez.

Liderlik kazanılır.

BEN BİLAL ERDOĞAN’A NEDEN DİKKATLE BAKIYORUM?

Çünkü yıllardır kendisine günlük siyasi kavgaların dışında başka bir alan açıyor:

Gençlik…

Eğitim…

Kültür…

Spor…

Medeniyet…

Ben bir eğitimci olarak tam da buraya bakıyorum.

Türkiye’nin gelecekteki en büyük meselesi yalnızca “Kim yönetecek?” değildir.

Asıl soru şudur:

Kimi yetiştiriyoruz?

Kendi tarihini bilen ama dünyaya kapanmayan…

İnancıyla barışık ama bilimin peşinden koşan…

Teknolojiyi tüketmek yerine üreten…

Kökü Anadolu’da, gözü dünyada olan bir gençlik yetiştirebilecek miyiz?

Ben gençlere iki şey verilmesi gerektiğine inanıyorum:

Kök ve kanat.

Kökü olmayan savrulur.

Kanadı olmayan yükselemez.

Bilal Erdoğan’ın gençlik ve kültür alanındaki çalışmalarını önemli bulmamın sebebi tam olarak budur.

ERDOĞAN’IN KOPYASI DEĞİL

Bilal Erdoğan’ın gelecekte yapabileceği en büyük hata babasına benzemeye çalışmak olur.

İkinci bir Recep Tayyip Erdoğan olmayacak.

Olmasına da gerek yok.

Çünkü her lider kendi döneminin çocuğudur.

Bilal Erdoğan’ın önündeki fırsat başka:

Erdoğan’ın devamı olmak ama Erdoğan’ın kopyası olmamak.

Daha çok dinleyen…

Gençlerle daha fazla temas eden…

Kendisinden farklı düşünenlerle de konuşabilen…

Yeni dünyanın dilini anlayan…

Ve kendisine ait cümleleri olan bir Bilal Erdoğan.

Çünkü büyük bir babanın gölgesinden çıkmanın yolu babanızdan kaçmak değildir.

Kendi ışığınızı yakmaktır.

GÖNÜLLERDE HİLAL, UFUKTA BİLAL

Türkiye Cumhuriyeti bir hanedan değildir.

Makam babadan oğula geçmez.

Devlet hiç kimsenin aile mülkü değildir.

Son sözü millet söyler.

Fakat babadan oğula geçebilecek başka şeyler vardır:

Memleket sevgisi…

Bir ideal…

Bir medeniyet iddiası…

Millete hizmet etme arzusu…

Benim ilgilendiğim miras budur.

Makam mirası değil, dava mirası.

Bilal Erdoğan’ın gelecekte nerede olacağını bilmiyoruz.

Siyasette mi, kültürde mi, eğitimde mi, sivil toplumda mı?

Bunu zaman gösterecek.

Ama ben Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda bu ismi çok daha fazla konuşacağını düşünüyorum.

Ve belki asıl başarı, bir gün insanların onu tarif ederken artık “Tayyip Erdoğan’ın oğlu” demeye ihtiyaç duymaması olacaktır.

Sadece:

Bilal Erdoğan.

Çünkü onun önce kazanması gereken en önemli şey herhangi bir makam değil;

kendi adıdır.

Gerisi milletin takdiridir.

Ben bugün bir makam göstermiyorum.

Sadece ufka bakıyorum.

Ve ufukta bir isim görüyorum:

Gönüllerde Hilal…
Ufukta Bilal…

Allah vatana millete zeval vermesin.

Vesselam.