☰
✕

FON PİYASALARINDA RİSK, GERÇEKLER VE SORUMLULUK SINIRLARI

Abone Ol

Son dönemde finans piyasalarında, özellikle de yatırım fonları etrafında kopan fırtınalar, toplumsal reflekslerimiz ile ekonomik gerçekliğin ne kadar kopuk bir düzlemde buluştuğunu acı bir şekilde gözler önüne seriyor. Birçok kişi yaşanan olayları sadece bir "dolandırıcılık" hikayesi olarak okuyup tüm faturayı devlete kesmeye çalışırken, madalyonun diğer yüzündeki temel finansal gerçekler utangaç bir sessizliğe gömülüyor. Oysa mesele, birkaç sloganla geçiştirilemeyecek kadar derin ve etraflı bir rasyonalite krizidir.

Risk Almanın Dayanılmaz Cazibesi ve Sonrası

Piyasaya adım atan her yatırımcının bildiği, bilmesi gerektiği en temel kural şudur: Yüksek getiri vaadi, yüksek risk demektir. Hiç kimse parasını enflasyondan korumak ya da makul bir faiz geliri elde etmek için vur-kaç mantığıyla karmaşık fonstrümanlarına yatırmaz. Temel motivasyon çoğunlukla "bir koyup yüz almak", kısa sürede köşeyi dönmek ve piyasanın dalgalı karakterinden azami vurgunla çıkmaktır.

Yatırımcı bu kararı alırken devletin kapısını çalıp onay almaz.

Piyasaların sadece yükselmekle kalmayıp, aynı zamanda çakılabileceğini de gayet iyi bilir.

Borsanın ve fonların arkasında mutlak bir devlet garantisi olmadığını, sistemin işleyişini irdeleyen herkes gibi o da bilir.

Risk peşinde koşarken kârın tatlı sularında yüzmek sorun değilken, hesap tutmadığında ve zarar kapıyı çaldığında tüm sorumluluğu devlete yıkmak ne hukuki ne de ahlaki olarak kabul edilebilir bir tutumdur.

Siyasi Sorumluluk ile Ekonomik Gerçeklik

Tabii ki, devletin bu denklemdeki yeri tamamen tarafsız izleyici olmakla sınırlanamaz. İktidar, vatandaşlarının haklarını korumak, piyasalarda denetim mekanizmalarını çalıştırmak ve suçluların adalete teslim edilmesi için siyasi ve idari sorumluluğunu sonuna kadar üstlenmek zorundadır. Nitekim devlet de bu sorumluluk bilinciyle hareket etmekte, meseleyi çözmek için adımlar atmaktadır.

Ancak buradan hareketle, kamusal kaynakların –yani bu piyasalarda hiç oynamamış, parasını bankada ya da yastık altında tutan dürüst vatandaşların vergilerinin– risk alarak kaybetmiş kişilerin zararını tazmin etmesini beklemek büyük bir haksızlıktır.

Ekonomik, sosyal, hukuki ve en önemlisi ahlaki olarak devletin görevi, yanlış yatırımların finansal faturasını ödemek değil; oyunun kurallarının adil işlemesini sağlamak ve suçluları cezalandırmaktır.

Son Söz Yerine

Finansal okuryazarlık sadece grafik okumak ya da hangi fonun daha çok kazandırdığını bulmak değildir. Gerçek finansal okuryazarlık, "kaybetme" ihtimalini göze almak ve bu kaybın sorumluluğunu üstlenebilecek olgunluğa erişmektir. Vur-kaç mantığıyla hareket edip sistemin açıklarından ya da kötü niyetli aktörlerinden zarar görenlerin feryadı anlaşılabilirdir; fakat bu feryadın faturasını topluma kesme çabası piyasa mantığının ruhuna tamamen aykırıdır.

Herkes bilsin ve kabul etsin ki; risk, yatırımcının gölgesidir. Gölgeden kaçamazsınız.