☰
✕
Gündem

Eski bakan Arif Ahmet Denizolgun’un kayıp telefonu için “delil yok etme” davası açıldı!

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki ölümünün ardından muhafaza altına alınan cep telefonunun kaybolduğu ortaya çıktı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ile oğlu Hilmi Tuna Kuriş hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan dava açtı.

Abone Ol

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016’da Beykoz’daki çiftliğinde ölü bulunmasına ilişkin soruşturmada yıllar sonra dikkat çeken bir gelişme yaşandı.

Adli kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Denizolgun’un ölümünün ardından muhafaza altına alınan ancak daha sonra bulunamayan cep telefonuna ilişkin Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ile oğlu Hilmi Tuna Kuriş hakkında dava açtı.

Başsavcılık, iki sanığın TCK 281/1 kapsamında “Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme” suçundan cezalandırılmasını talep etti.

Önce parmak izi incelemesi yapıldı

İddianameye göre Denizolgun’un ölümünün ardından olay yerinden alınan cep telefonu üzerinde parmak izi incelemesi yapıldı.

Telefon daha sonra Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/6477 sayılı soruşturma dosyasına gönderildi.

Tereke işlemleri kapsamında İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilen telefonun da aralarında bulunduğu eşyaların, 4 Mayıs 2017 tarihli kararla Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş’e teslim edilmesine karar verildi.

Avukat: Çuvalı Kuriş’in yönlendirmesiyle eve götürdüm

İddianamede tanık olarak ifadesine yer verilen avukat Abdurrahim Çelik, tereke eşyalarını çuval içerisinde teslim aldığını ve içindeki eşyalara bakmadığını anlattı.

Çelik, daha sonra Hilmi Tuna Kuriş ile görüştüğünü ve onun yönlendirmesiyle çuvalı Kısıklı’daki eve götürerek burada çalışan bir kişiye teslim ettiğini beyan etti.

2026’da arandı, telefona ulaşılamadı

Telefonun akıbeti, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen başka bir soruşturma kapsamında Hilmi Tuna Kuriş’in ikametinde yapılan aramayla yeniden gündeme geldi.

Telefonun arama tutanaklarında yer almaması üzerine cihazın IMEI bilgileri ve fotoğrafları Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gönderildi.

30 Eylül 2026 tarihli tutanakta, Denizolgun’a ait telefonun ele geçirilemediği kayda geçirildi.

Savcılık: Telefon delil niteliğindeydi

İddianamede, Hilmi Tuna Kuriş’in telefonu kendisinin aldığını beyan ettiği, Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş’in ise tereke eşyalarıyla kendisinin ilgilenmediğini savunduğu belirtildi.

Başsavcılık, telefonun Denizolgun’un ölümüyle ilgili soruşturma açısından önemli delil niteliği taşıyabileceğini değerlendirdi. Telefonda bulunan olası mesajlar, fotoğraflar ve notların olayın aydınlatılmasına katkı sağlayabileceği ifade edildi.

Dosyadaki mahkeme kararları, teslim ve arama tutanakları, tanık anlatımları ve sanık savunmalarını değerlendiren Başsavcılık, telefonun yok edildiği sonucuna vardı. 2 Ekim 2026 tarihli iddianameyle Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve Hilmi Tuna Kuriş’in yargılanarak cezalandırılmaları talep edildi.