☰
✕

ENVER PAŞA: NASIL BİR ÖRNEK?

Abone Ol

Enver Paşa, 4 Ağustos 1922'de bugünkü Tacikistan sınırları içerisinde, Belcivan yakınlarında Sovyet kuvvetleriyle girdiği çatışmada hayatını kaybetti. Allah rahmet eylesin.

Ancak bir insanın savaş meydanında ölmesiyle, tarih karşısındaki siyasi ve askerî sorumluluğu birbirinden farklı meselelerdir.

Ben Enver Paşa'nın ölümünü değil, hayatı boyunca verdiği kararları ve bu kararların Türk milletine nelere mal olduğunu sorguluyorum.

Öncelikle tarihî bir gerçeği hatırlatalım.

Enver Paşa'nın 1921-1922 yıllarında Ruslara karşı mücadele ettiği Türkistan toprakları, tarihin hiçbir döneminde Osmanlı Devleti'nin siyasi ve idari hâkimiyetinde bulunmamıştır. Buhara, Hive ve Hokand gibi hanlıklar ve emirlikler bağımsız siyasi yapılardı. Bu bölgeler 19. yüzyılda Rus hâkimiyetine girmiş, Bolşevik Devrimi sonrasında ise Sovyet yönetimine karşı direniş hareketleri başlamıştır.

Elbette Türkistan ile tarihî, kültürel, dinî ve millî bağlarımız vardır. Ancak kültürel akrabalık başka, siyasi egemenlik ve devlet sorumluluğu başka şeylerdir.

Gelelim asıl meseleye.

Enver Paşa, Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na girişinde belirleyici rol oynayan isimlerden biridir. İmparatorluğun çöküşünü yalnızca ona bağlamak doğru değildir. Ancak savaşın ağır sonuçlarındaki siyasi ve askerî sorumluluğunu görmezden gelmek de mümkün değildir.

Osmanlı orduları yenilmiş, toprakları işgal edilmiş, imparatorluk fiilen tasfiye sürecine girmiştir.

Peki, bu felaketin sorumlularından biri olan Enver Paşa ne yapmıştır?

Anadolu'da Millî Mücadele devam ederken, Osmanlı Devleti'nin hiçbir zaman yönetmediği Türkistan'a yönelmiş ve Sovyet Rusya'ya karşı yeni bir askerî mücadeleye girişmiştir.

Enver Paşa'nın Anadolu'daki Millî Mücadele ile ilgilendiği, geri dönme ihtimalini değerlendirdiği bilinmektedir. Ancak sonuçta Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki mücadelenin dışında kalmayı tercih etmiştir.

Türkistan'da kendisinden önce başlamış olan direnişi birleştirmeye çalışmış, bazı askerî başarılar elde etmiş fakat yeterli siyasi birlik, düzenli ordu ve lojistik imkânlardan yoksun bu hareketi kalıcı bir başarıya ulaştıramamıştır.

Sonunda Sovyet kuvvetleriyle girdiği çatışmada hayatını kaybetmiştir.

Şimdi tarihçilerimize soruyorum:

Enver Paşa'yı hangi somut siyasi ve askerî başarılarından dolayı Türk milletinin büyük kahramanları arasında değerlendiriyoruz?

Cesareti mi, büyük idealleri mi, yoksa savaş meydanında ölmesi mi onu kahraman yapmaktadır?

Ben bir hukukçu olarak meseleye niyetlerden çok, sorumluluklar ve sonuçlar üzerinden bakıyorum.

Bir insanın iyi niyeti, aldığı kararların sonuçlarından doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Enver Paşa cesur olabilir. Vatanını, milletini ve Türk dünyasını samimiyetle sevmiş olabilir. Ancak bunlar, siyasi ve askerî tercihlerinin doğru olduğunu kanıtlamaz.

Türkistan halklarının bağımsızlık mücadelesi elbette saygıdeğerdir. Benim itirazım bu mücadeleye değil, Enver Paşa'nın tarihî sorumlulukları sorgulanmadan kahramanlaştırılmasınadır.

Birinci Dünya Savaşı'nın ağır sonuçlarında sorumluluğu bulunan bir komutanın, başka bir coğrafyada cesaretle savaşarak ölmesi geçmişteki hatalarını ortadan kaldırır mı?

Bence kaldırmaz.

Devlet adamlığı ve askerî komutanlık yalnızca cesaret değil; akıl, öngörü, tedbir ve sorumluluk gerektirir.

Bazen bir komutanın en büyük başarısı savaşa girmek değil, milletini gereksiz bir savaştan korumaktır.

Bazen en büyük cesaret, büyük hayallerin peşinden gitmek değil, siyasi ve askerî gerçekleri kabul etmektir.

Ben Enver Paşa'ya düşmanlık etmiyorum. Onun hatırasına saygı duyuyorum. Ancak tarihî şahsiyetleri eleştirilemez kahramanlara dönüştürmeyi de doğru bulmuyorum.

Tarihçilerimizden beklentim, Enver Paşa'nın Birinci Dünya Savaşı'ndaki sorumluluğunu, Türkistan'daki mücadelesini ve Türk milletine bıraktığı mirası romantik anlatılarla değil, belgeler ve somut sonuçlarla değerlendirmeleridir.

Çünkü tarih, efsane üretmek için değil, geçmişten ders çıkarmak için vardır.

Son sözüm şudur:

Enver Paşa'ya Allah rahmet eylesin.

Ancak bir milletin gerçek kahramanları yalnızca onun uğruna ölenler değil; aklıyla, iradesiyle ve doğru kararlarıyla o milletin yaşamasını sağlayanlardır.

Enver Paşa'yı da bu ölçüyle değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.