☰
✕

BORSA İSTANBUL’DA ORGANİZE ÇARK: PARA İZ BIRAKIR, HESAP GÜNÜ GELİR!

Abone Ol

Buna artık sadece “borsa manipülasyonu” deyip geçemeyiz.

İddialar doğruysa karşımızda birkaç spekülatörün üç-beş hissede yaptığı al-sat değil; sığ hisseler, fonlar, portföy yöneticileri, finansörler ve varsa içeriden destek veren kamu görevlileri üzerinden işletilen organize bir çark vardır.

Ve böyle bir çark varsa mesele artık borsa meselesi değil, ağır ceza meselesidir.

Sistem basit:

Sığ hisseyi bul.

Fiyatı şişir.

Algıyı oluştur.

Fon parasını devreye sok.

Hisseyi gerçek değerinden kopar.

Sonra doğru zamanda çık.

Parayı al ve git.

Peki geride kim kalıyor?

Vatandaş!

Parasını profesyonel yöneticilere güvenerek teslim eden tasarruf sahibi.

Şimdi sorulması gereken soru şudur:

Kim kimi zengin etti?

Hangi hisselere hangi fonlardan para aktarıldı?

Bu hisseleri önceden kimler topladı?

Fonlar alırken kimler sattı?

Kimler zirvede çıktı?

Milyarlarca lira hangi hesaplara aktarıldı?

Kimler önceden bilgi sahibiydi?

Ve en önemlisi:

Bu düzenin kurulmasına, büyümesine veya devam etmesine içeriden yardım eden oldu mu?

Varsa isim, makam, unvan gözetilmemelidir.

Portföy yöneticisiyse soruşturulmalıdır.

Finansörse soruşturulmalıdır.

Aracıysa soruşturulmalıdır.

Kamu görevlisiyse o da soruşturulmalıdır.

Çünkü devlet makamı suç işlendiğinde sığınak değildir.

Tam tersine, kamu görevinin sağladığı yetki suç için kullanılmışsa mesele daha da ağırdır.

PARA İZ BIRAKIR!

Bu dosyaların en önemli özelliği budur.

Kimse “bilmiyordum” diyerek banka hareketlerini yok edemez.

Kimse telefon kayıtlarını silemez.

Kimse milyonlarca liralık alış ve satışların zamanlamasını değiştiremez.

Kimse fonların hangi gün hangi hisseye girdiğini ortadan kaldıramaz.

Para iz bırakır.

İşlem iz bırakır.

İletişim iz bırakır.

Yeter ki o izin sonuna kadar gidilsin.

Eğer aynı kişiler aynı hisselerde birlikte hareket etmişse;

eğer fiyatlar ekonomik gerçeklikten koparılmışsa;

eğer fonların parası belirli kişilerin çıkışına kullanılmışsa;

eğer bazı kişiler tam zamanında milyonlarca, hatta milyarlarca liralık kazançlarla sistemden çıkmışsa;

ve bütün bunların arkasında görev paylaşımına dayalı organize bir yapı tespit edilirse;

artık karşımızda sıradan bir yatırım hikâyesi yoktur.

Piyasa dolandırıcılığı vardır.

Şartları oluşmuşsa suç örgütü vardır.

Suçtan elde edilen paranın kaynağı gizlenmiş ve finansal sistem içinde aklanmışsa kara para aklama vardır.

Bunların karşılığı da televizyon programlarında tartışma değil;

savcılık soruşturması, iddianame ve bağımsız mahkemeler önünde hesap vermektir.

KÜÇÜK YATIRIMCIYI DEĞİL, ÇARKI KURANLARI BULUN!

Asıl dikkat edilmesi gereken nokta da budur.

Son halkadaki vatandaşı bulmak kolaydır.

Asıl mesele yukarı çıkabilmektir.

Parayı kim koydu?

Planı kim yaptı?

Hisseyi kim seçti?

Fonu kim yönlendirdi?

Kim zamanında çıktı?

Kazanç kime aktarıldı?

Ve varsa bu organizasyona kamu içerisinden kim göz yumdu veya yardım etti?

Soruşturma bu soruların tamamına cevap vermelidir.

Çünkü Türkiye’nin sermaye piyasaları birkaç kişinin servet transferi yapacağı özel kumarhanesi değildir.

Borsa İstanbul milletin kurumudur.

Sermaye piyasası milletin tasarrufudur.

Vatandaşın parasını organize şekilde kendi servetine dönüştüren kim varsa, hangi çevreden gelirse gelsin, arkasında kim bulunursa bulunsun hukuk önünde hesabını vermelidir.

Kimsenin dokunulmazlığı yoktur.

Ne milyarderlerin.

Ne fon patronlarının.

Ne portföy yöneticilerinin.

Ne bürokratların.

Ne de onları koruyabileceklerini düşünenlerin.

Çünkü günün sonunda grafikler unutulur, rakamlar değişir, hisseler düşer veya yükselir.

Ama para izi kalır.

O iz sonuna kadar takip edildiğinde çarkın bütün dişlileri ortaya çıkar.

Ve o gün artık “Borsada ne oldu?” diye sormayız.

“Bu organize düzeni kim kurdu, kim kazandı, kim korudu?” diye sorarız.

İşte gerçek hesap günü de o gün başlar.