☰
✕

ARTIK SORU SORMAK ZAMANI GEÇTİ; ÇOCUKLARIMIZI KURTARMALIYIZ

Abone Ol

Gençlik için zor zamanlar geçiriyoruz.

Uzun yıllardır bizi bir araya getirip koruyan, kollayan mahallelerimiz yok.

Gece misafirlikleri, çay sohbetleri, çoluk çocuk kış eğlenceleri, yaz kahkahaları yok.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımızda aile yapısı daha ağırlıklı olarak baba merkezliydi.

İletişim çağı, sosyal medya yalnızlıklarımız bizi uzun zamandır etrafımızdan kopardı.

Mahalle bakkalımızın, terzimizin, berberimizin yerini, büyürken bize hayat okulu olan geçmişe ait tecrübelerimizin yerini “Google” amca, “Chatgpt” yapay zekâ uygulamaları aldı. Yan yana gelip yapabildiğimiz, öğrenebildiğimiz arkadaşlıkların yerini sanal sohbet odaları aldı. Buranın oluşturduğu yalnızlık bizi bireysel ve tekil hale getirdi.

Bu yalnızlıktan sadece biz etkilenmedik, en çok çocuklarımız etkilendi. Konuşmanın tecrübenin, bilgi paylaşmanın ama en önemlisi görünmeyen yaşam kurallarının aktarılmasında başarısız olduk. Aynı evde yan yana oturduk, birbirimiz ile konuşmak yerine sosyal medyadan sohbet eder olduk. Bu bireyselliğimiz aslında yaşamdan beklentilerimizi de değiştirdi. Bir çaba, bir zaman ile gelişebilecek şeylere artık sanal da olsa saniyeler içerisinde ulaşabiliyoruz.

Bilgiye bu kadar kolay ulaşmak başlangıçta insanın önünü açar diye düşünmüştük ama bugün gördüğümüz kolay ulaşılanın çabuk değer kaybettiği gerçeği. Bu bilgi çağının bize kazandırdığı en kötü şey yalnızlık oldu.

Bu çağın yalnız çocukları bilişim dünyasında karşılaştıkları sanal arkadaşlar ile aslında içgüdülerinde var olan sosyalleşmeyi gerçekleştirmeye çalışınca aslında asıl problem belirdi. Gerçek dışı, kirli ve yalan üzerine kurulu bir dünyada savunmasız bu çocuklar, yaşam tecrübesine sahip olamadan bir ticari kepazeliğin metası haline geldiler. Bilgisayar oyunları ile başlayan, gelişerek bir sanal evren yaratan bu teknolojik alçaklık, çocuklarımızı o oyunların oyuncusu, bu evrenin birer kurşun askeri haline getirdi maalesef. Biz kendi yalnızlıklarımızda ellerimizin arasından kayıp giden bu çocukların düşmesine engel olamadık.

Sanal evren’in kötü niyetli satıcıları oyunlar ve sosyal medya üzerinden önce bu çocuklarımızın yalnızlığını kullanıp sözde iyi dostluklar kurdular. Ortak hareket etme duygularını sömürerek onları bir araya getirip uyuşturucuya ya da uyuşturucudan daha tehlikeli bir vandalizme sürükleyerek, onları kullanarak güç yarattılar. Sokaklarımızı ele geçiren çeteler nasıl bir neden ile çocuklarımıza saldırıyor ise bilişim çöplüğünde de aynısı oldu. Bonzai ve benzeri sentetik uyuşturucuyu sokakta satmanın risklerini yaşamadan, sosyal iletişim ağları üzerinden daha kolay çok ve güvenilir satan uyuşturucu baronları sokaklarda kendileri için gereken insan gücünü de bu mecra üzerinden devşiriyorlar artık. Mahallelerimiz, okullarımız artık bizim kontrolümüzde değil.

Okullarda yaşanılan bireysel terör eylemleri, uyuşturucu kullanım yaşının hızla düşmesi, çeteleşmedeki artış, bu yalnızlığın ve ilgisizliğimizin sonucudur. Aslında çocuklarımız çığlık çığlığa bize ders veriyor. Kendi bencilliklerimiz içerisinde afyonlanmış sanal yalnızlığımızın sonucunda çocuklarımızın yok olup gitmesinde suçlu arıyorken biz onları yalnız bırakmanın yarattığı acıları işte bu sebep ile yaşıyoruz.

Artık kaybedecek bir dakikamız bile yok. Mahallelerde bir araya gelmeli, aile birlikteliklerimizi, komşuluk ilişkilerimizi hemen yeniden oluşturmalıyız.

Yetmez; çocuklarımızla sanal değil, gerçek ilişkiler kurmalıyız. Bu sadece bizim yapabileceğimiz kadar basit görünmüyor biliyorum. Devlet de gerekenleri yapmalı. Örneğin onların enerjilerini boşaltabilmeleri için spor, sanat özendirilmeli, sosyal medya kullanımı belirli bir yaşın altında durdurulmalı, sanal ilişkiler filtre edilmeli, sanal oyun, bahis, gruplaşmalar yakından takip edilmeli, bilişim suçları ve adli suçları bilişim üzerinden gerçekleştiren çeteler en ağır cezalar ile cezalandırılmalı. Bakın bu konuda devletin çabalarını görüyoruz. Adalet Bakanlığı özellikle siber suçlar ve sokak çetelerinin üzerine kararlılıkla gidiyor. Tevafuk oldu bu yazıyı yazmadan önceki günlerde Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ile yaptığım sohbetin ana konusu da bu olmuştu. Videosu Youtube’de. Kayseri Valiliği, Valimizin öncülüğünde çocukları sporcu yaparak, sanatla uğraştırarak bu terörden, sokak suçlarından ve bilişim teröründen korumak için önemli projeleri hayata sokmuş, uyguluyor.

Bunlar bizim çocuklarımız, onları suça sürükleyen sebep bizim bencilliklerimiz, sanal âlem bağımlılığımız asla olmamalı. Babalarımızın, dedelerimizin bize harcadığı zamanı onlara harcamak bizim sadece görevimiz değil, evlat edinmemizin sorumluluğu.

Artık neden olduğunu sorgulayacak zamanımız yok. Zaman çocuklarımızı kurtarmak zamanı.

Başka çaresi yok.

Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ile yaptığım sohbet videosu

https://youtu.be/WkVxrL9UiIY?si=9xu6iY3aW2ayj47P