☰
✕

ALARM NİYE GEÇ ÇALDI?

Abone Ol

Bazen bir sistemin nasıl çalıştığını anlamanın en iyi yolu, işlerin yolunda gitmediği ana bakmaktır. Fon piyasasında yaşanan son gelişmeler tam da böyle bir tablo ortaya çıkardı.

Yüz binlerce yatırımcı bir anda kendisini beklemediği bir sürecin içinde buldu. Fonların işlemleri durdu, bazı fonlar tasfiye sürecine girdi, yatırımcıların parasına ne zaman ve hangi tutarda ulaşabileceği sorusu gündemin merkezine oturdu. Şimdi herkes doğal olarak soruyor: “Ne oldu?”

Ancak belki bundan daha önemli bir soru var: “Bu noktaya nasıl gelindi?”

Mesele yalnızca soruşturmaya konu edilen kişiler veya işlemler değil. Mesele, sermaye piyasalarının yatırımcıyı korumak için oluşturduğu mekanizmaların hangi aşamada devreye girdiği. TEFAS'ın işlemleri durdurduğu noktaya neden gelindi?

Yatırımcı açısından alarmın çaldığı an, çoğu zaman artık işlerin yolunda gitmediğinin ortaya çıktığı andır. Fon, alım satıma kapanmıştır. Yatırımcı parasını istediği anda başka bir yatırım aracına aktaramaz. Tasfiye sürecinin sonucunu beklemek zorunda kalır. Oysa sağlıklı işleyen bir sermaye piyasasında yalnızca son aşamadaki müdahalenin değil, erken uyarı mekanizmalarının da güçlü olması gerekir.

Fonların portföy yapısı, likiditesi, olağan dışı fiyat ve işlem hareketleri gibi göstergeler daha önce alarm üretmiş miydi? Ürettiyse bu sinyaller neden yatırımcı işlemleri durdurulmadan önce sonuç doğurmadı?

Kim ne yaptı, hangi işlem hukuka aykırıydı, herhangi bir manipülasyon veya başka bir suç işlendi mi? Henüz kesinleşmemiş iddialar üzerinden kişi veya kurumları suçlu ilan etmek doğru değil. Ancak hukuki sürecin sonucunu beklemek, sistemin işleyişine ilişkin soruları sormaya da engel değil.

Bir vatandaş parasını bir fona yatırırken doğal olarak bazı riskleri kabul ediyor. Fonun içindeki varlıkların değer kazanabileceğini de kaybedebileceğini de biliyor. Piyasa riski yatırımın doğasında var.

Bir de işin rakamlara sığmayan tarafı var. Orada yalnızca hesap numaraları ve fon büyüklükleri yok. Yıllarca biriktirilmiş para, emeklilik hayali, çocuğunun eğitimi için ayrılan birikim, ev almak için kenara konulan para var. Kimi yatırımcı için bu rakamlar bir ekrandaki bakiye değil, yılların emeğinin karşılığı. Şimdi bu insanların “Param ne olacak, ne zaman ulaşacağım?” sorusuyla baş başa kalması, meselenin yalnızca finansal değil, aynı zamanda insani bir boyutu olduğunu gösteriyor.

Vatandaş parasını profesyonel bir yapıya emanet ediyor. Bunun karşılığında portföyün mevzuata uygun biçimde yönetilmesini, risklerin izlenmesini ve gerekli denetim mekanizmalarının çalışmasını bekliyor.

Tam da burada, “Yatırımcıyı bu noktaya gelmeden önce uyaran mekanizma neden çalışmadı?” sorusunu sormak gerekiyor. Asıl mesele, TEFAS'ın kapattığı kapının arkasında ne olduğu…

Şimdi yapılması gereken yalnızca soruşturmanın sonucunu beklemek değil. Fonların nasıl yönetildiği, risklerin ne zaman fark edildiği ve hangi aşamada hangi mekanizmanın devreye girdiği bütün açıklığıyla ortaya konulmalı.

Çünkü aynı alarmın başka bir fonda yeniden çalmaması için önce neden geç kaldığı bilinmeli.