Bundan 26 yıl önce bugün, İsrail'de dönemin Likud Partisi lideri Ariel Şaron, Doğu Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi. Süregelen ihlaller konusunda bardağı taşıran son damla mesabesinde olan bu baskının ardından Aksa İntifadası patlak verdi.
İsrail askerleri, yaklaşık 5 yıl süren intifada boyunca Filistin kentlerine ve mülteci kamplarına geniş çaplı baskınlar, hava saldırıları, suikastlar düzenledi, yıkımlar gerçekleştirdi.
Mısır'ın Şarm eş-Şeyh kentinde 2005'te düzenlenen zirvenin ardından fiilen sona eren 2. İntifada'da resmi verilere göre 4 bin 412 Filistinli hayatını kaybetti, 48 bin 322 kişi yaralandı.
İsrail tarafında ise 1069 kişinin öldüğü, yaklaşık 4 bin 500 kişinin yaralandığı açıklandı.
İkinci İntifada'nın başladığı 28 Eylül 2000'den bu yana İsrail'in işgal altında tuttuğu Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde saldırı ve ihlalleri sürüyor. Filistinliler, bu ihlallerden doğan ağır insani sonuçlara da maruz kalmaya devam ediyor.
Şaron ve İsrail güçlerinin Aksa baskını intifadanın fitilini ateşledi
Aksa İntifadası'nın başlamasından önce Filistin-İsrail barış süreci çıkmaza girmişti. ABD'nin arabuluculuğunda Temmuz 2000'de düzenlenen Camp David Zirvesi'nde nihai statü meseleleri konusunda anlaşmaya varılamaması, taraflar arasındaki gerilimi artırdı.
Kudüs, sınırlar, mülteciler ve yerleşimler, çözüme kavuşturulamayan başlıca konular arasında yer aldı.
28 Eylül 2000'de Şaron, beraberindeki çok sayıda İsrail polisi ve güvenlik görevlisiyle Doğu Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi.
Bu baskın, Mescid-i Aksa çevresinde Filistinlilerin protestolarına ve çatışmalara yol açtı. Olaylar kısa sürede Kudüs, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ne yayılarak geniş çaplı bir çatışma dalgasına dönüştü.
Birleşmiş Milletler (BM), Şaron'un ziyaretini intifadanın doğrudan fitilini ateşleyen gelişme olarak gösterirken, barış sürecinin çıkmaza girmesi ve siyasi çözüm ihtimalinin zayıflamasını da gerilimin tırmanmasına katkıda bulunan faktörler arasında değerlendirdi.
İsrail güçleri ertesi gün Mescid-i Aksa'nın avlusuna baskın düzenleyerek Filistinli cemaat ve göstericilere karşı gerçek mermi ve diğer baskı araçlarını kullandı. Olaylarda Filistinlilerden ölen ve yaralananlar oldu, çatışmalar daha sonra başka bölgelere yayıldı.
İsrail'in işlediği suçlara ilişkin görüntüler, Filistinliler arasında öfkenin büyümesine ve protestoların yayılmasına neden oldu. Gazze'de 11 yaşındaki Muhammed Durra'nın babasının yanında İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu öldürülmesi de intifadanın sembollerinden biri haline geldi.
Protestolardan silahlı çatışmalara
İsrail'in saldırıları ve ihlallerinin artmasıyla intifada, zamanla kitlesel protestolar ve çatışmalardan Filistinli gruplarla İsrail ordusu arasındaki silahlı çatışmalara dönüştü.
İsrail, intifada boyunca işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki askeri faaliyetlerini artırırken Filistinli siyasi ve askeri liderlere yönelik suikastlar düzenledi, geniş çaplı gözaltılar gerçekleştirdi, kent ve mülteci kamplarını bombaladı ve buralara baskın yaptı.
İsrail hükümeti, 3 Aralık 2001'de eski Filistin Devlet Başkanı Yasir Arafat'ı Ramallah'taki başkanlık yerleşkesinde kuşatma altına aldı.
Filistin resmi haber ajansı WAFA'ya göre İsrail güçleri kuşatma sırasında başkanlık yerleşkesinin büyük bölümünü yıktı, Arafat'ın yardımcıları ve çalışma arkadaşlarıyla birlikte bulunduğu binayı tank ve uçaklarla defalarca bombaladı ve binayı içindekilerin üzerine yıkmakla tehdit etti.
İsrail ordusu, Gazze ve Batı Şeria'daki başkanlık yerleşkelerini bombaladı, Gazze Uluslararası Havalimanı'nı ve başkanlık helikopterlerini imha etti.
Arafat, sağlık durumunun kötüleşmesinin ardından tedavi için 29 Ekim’de Fransa'ya götürüldü. 11 Kasım 2004'te Paris’te Percy Askeri Hastanesinde 75 yaşında hayatını kaybetti.
Filistin tarafında Arafat'ın zehirlendiğine ilişkin suçlamalar ve şüpheler gündeme geldi ancak bu konu daha sonraki soruşturmalara rağmen kesin olarak ortaya konan nihai bir yargı kararıyla sonuçlanmadı.
İsrail, Mart 2004'te Hamas'ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin'e, Nisan 2004'te ise Yasin'in ardından hareketin liderliğini üstlenen Abdülaziz Rantisi'ye suikast düzenleyerek öldürdü. İsrail ayrıca Hamas liderlerinden Salah Şehade ve İsmail Ebu Şeneb'i de suikastlarla öldürdü.
Ağustos 2001'de Filistin Halk Kurtuluş Cephesi Genel Sekreteri Ebu Ali Mustafa da İsrail'in Batı Şeria'nın El-Bire kentindeki ofisini hedef alan hava saldırısıyla hayatını kaybetti.
İsrail'in Batı Şeria kentlerine yeniden saldırması: "Savunma Kalkanı Operasyonu"
2002 yılına gelindiğinde ise özellikle İsrail'in "Savunma Kalkanı Operasyonu"yla bölgedeki saldırılar en kanlı dönemlerinden birine ulaştı. Operasyon kapsamında Batı Şeria’daki kent, kasaba ve mülteci kamplarına geniş çaplı baskınlar düzenlendi.
İsrail ordusu bu dönemde, 1993 yılında Filistin Kurtuluş Örgütü ile İsrail arasında imzalanan Oslo Anlaşması kapsamında daha önce kısmen çekildiği Filistin kent merkezlerine yeniden askeri konuşlanma gerçekleştirdi.
"Savunma Kalkanı" kapsamında, İsrail, aralarında Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin Mülteci Kampı'nın da bulunduğu pek çok kent ve mülteci kampında geniş çaplı askeri eylemler düzenledi.
Ayrıca Filistin bölgelerinde evler yıkıldı, tarım arazileri tahrip edildi, altyapı geniş çapta zarar gördü.
Filistinlilerin eylemleri
İntifada yıllarında, Filistinli gruplar tarafından da İsrail içerisinde çeşitli eylemler gerçekleştirildi.
İkinci İntifada'nın en önemli olaylarından biri de İsrail Turizm Bakanı Rehavam Zeevi'ye 2001'de düzenlenen suikasttı.
Aksa İntifadası'nda 1. İntifada'ya nispetle direniş güçlerinin silahlı kanatları ve kullandıkları savunma araçlarının da geliştiği gözlemlendi. İlkinde gösteri ve grevlerin düzenlendiği taş ve molotofkokteylinin atıldığı Birinci İntifada ile karşılaştırıldığında somut farklılıklar görüldü.
Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, yerli üretim silahlarını geliştirdi ve İsrail'e karşı kullanmak üzere roket yapımına başladı.
Şarm eş-Şeyh'teki zirve
Filistin topraklarında geçen beş kanlı yılın ardından 8 Şubat 2005'te Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, eski İsrail Başbakanı Ariel Şaron, eski Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek ve Ürdün Kralı II. Abdullah, İkinci İntifada'nın bölgede yol açtığı krize çözüm için Mısır'ın Şarm eş-Şeyh kentinde bir araya geldi.
Abbas ve Şaron, o dönemde yayımlanan açıklamalara göre, "şiddet eylemlerine" son verme konusunda mutabık kaldı. Bu zirve, Aksa İntifadası'nın fiilen sona erdiği bir dönüm noktası olarak kabul edildi.
İsrail, birkaç ay sonra, Eylül 2005'te Gazze Şeridi'nin iç kesimlerinden çekildi. Ancak Gazze Şeridi’nden çekilmesi, İsrail'in bölgedeki kontrolünü sona erdirmedi.
İsrail, Gazze'nin hava sahası ve deniz sahası üzerindeki kontrolünü sürdürdü; 2006’nın ortalarından itibaren de Gazze'yi abluka altına aldı.
Sonu gelmeyen saldırılar, yıkımlar, kayıplar
Abluka altında tuttuğu bölgede çok sayıda ihlal gerçekleştiren İsrail, Ekim 2023'te ise Gazze'de ağır saldırılar başlattı.
Yaklaşık 2 yıl süren saldırılar geride çok büyük bir yıkım bıraktı. Saldırılarda on binlerce Filistinli hayatını kaybetti.
Geride kalanlar, enkazların üzerinde, çadırlarda, iptidai bile denilemeyecek şartlarda hayatlarını sürdürme mücadelesi veriyor, saldırı tehdidiyle defalarca yerlerinden ediliyor.
İsrail, 10 Ekim 2025'te ateşkesin yürürlüğe girdiği Gazze Şeridi'nde çeşitli bahanelerle saldırılarına devam etti.
Saldırıların yol açtığı kayıpların sadece rakamlara yansıyan kısmı bile maruz kalınan acının boyutlarını gözler önüne seriyor.
Ateşkesten bu yana İsrail saldırılarında 1421 kişi hayatını kaybetti, 4 bin 983 kişi yaralandı.
İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda ise toplam 74 bin 22 Filistinli yaşamını yitirdi, 175 bin 98 kişi yaralandı.
Bölgedeki sivil savunma ekiplerinin çalışmalarıyla enkaz altından 800'den fazla Filistinlinin cenazesi çıkarılırken çok sayıda naaşa ise ulaşılamıyor.
Bununla birlikte bölgenin dünyaya açılan noktaları olan sınır kapıları da çok kısıtlı şekilde açılıyor. Bölgeye gerekli ürünlerin girişi de yok denecek kadar az iken hasta ve yaralılar da tedavi için uzayıp giden listelerde sıranın kendilerine gelmesini bekliyor.
Yakıt tedarikinin ciddi kesintilere uğradığı bölgede hastaneler gibi hayati öneme sahip kurumlardan art arda hizmetlerin durdurulmak zorunda olduğu açıklamalar yapılıyor.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te tırmanan ihlaller
İsrail'in ihlalleri, Gazze Şeridi ile sınırlı kalmıyor; Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda da artış yaşanıyor.
İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Filistinlilere ve mülklerine saldırılar düzenliyor.
Bu saldırılar Filistinlilerin öldürülmesi ve gözaltına alınması, ev ve yapıların yıkılması, cami ve araçların ateşe verilmesi, tarım arazilerinin tahrip edilmesi, çiftçilerin arazilerine erişiminin engellenmesi, Filistinlilerin yerlerinden edilmesi ve yasa dışı yerleşim birimlerinin genişletilmesi şeklinde gerçekleştiriliyor.
Özellikle bölge sakinlerinin geçimlerini sağladığı tarım arazilerine baskınlar düzenleniyor, hasatları gasbediliyor; hayvanları çalınıyor, araçları kundaklanıyor.
İsrailliler ayrıca polisin koruması altında Mescid-i Aksa'ya baskınlar düzenlemeye devam ediyor. Bu baskınlara bakanlar başta olmak üzere İsrailli üst düzey yetkililer de eşlik ediyor.
BM raportörleri, haziran ayında yaptıkları açıklamada, işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail devletinin desteği ve işbirliğiyle Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarındaki ciddi artışın Filistin toplumu açısından varoluşsal tehdit oluşturduğu uyarısında bulunmuştu.